<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649</id><updated>2011-11-30T13:37:41.142-08:00</updated><category term='erkantopuz'/><category term='kanser tedavisi'/><category term='a'/><category term='drerkantopuz'/><category term='kanser'/><category term='erkan topuz'/><category term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof.Dr.Erkan Topuz Resmi İnternet Sitesi</title><subtitle type='html'>Prof.Dr.Erkan Topuz Kanser ve Tamamlayıcı Tıp Hakkında Herşey</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>31</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6904402129246041609</id><published>2008-12-15T00:43:00.000-08:00</published><updated>2008-12-15T00:44:57.699-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='drerkantopuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmanin yollari!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYZAoxG-tI/AAAAAAAAAKQ/A_dKiXLobM4/s1600-h/erkantopuz_fox_a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279935111872576210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYZAoxG-tI/AAAAAAAAAKQ/A_dKiXLobM4/s320/erkantopuz_fox_a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmanin yollari&lt;br /&gt;Erkan Topuz'dan onemli uyarilar Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmanin yollarini anlatti. Iste o carpici bilgiler...&lt;br /&gt;Fox TV'Deki Dobra Dobra programina konuk olan Istanbul Universitesi Onkoloji Enstitusu Direktoru Prof. Dr. Erkan Topuz, yine onemli aciklamalar yapti.&lt;br /&gt;Zaman zaman televizyon ekranlarinda halki kanser konusunda bilgilendiren Erkan Topuz, bugunku canli yayinda da kanser hastalarina seslenerek umitlerini hic kaybetmemeleri gerektigini belirtti ve son donemde kanser alaninda tiptaki gelismeleri anlatti:&lt;br /&gt;"Hic bir zaman umitsiz olmayin. Ozellikle kadinlarda meme, yumurtalik, erkeklerde testis kanserleri icin de boyle. Mesela bobrek kanserlerinde hic umit yoktu eskiden. Simdi yeni bir ilac bulundu. Bobrek tumorlerinde sifa elde ediyoruz. Hem de hedefe yonelik sekilde. Karaciger kanserinde de yine bir ilac bulundu. Modern bir sekilde tedavi yapiyoruz. Her kanser turunde buyuk gelisme var. Beyin tumorlerinde bile...."&lt;br /&gt;Prof. Topuz, bu aciklamalardan sonra halkin modern tiptaki gelismeleri dikkate almalari gerektiginin altini cizdi ve su onemli uyariyi yapti: "Demek ki modern tippi hic bir zaman birakmiyoruz. Kocakari ilaclarinin, sahtekarlarin, sarlatanlarin kol gezdigi bir ortamda. Ben televizyona ciktigimdan beri biraz sustular. SAKIN INTERNET KANALIYLA ILAC ALMAYINIZ! Tarim Bakanligi'nin kontrolunden gecmis ilaclari alalim eczanelerden. Ortalik sahtekar kayniyor."&lt;br /&gt;ISTE PROF.DR.ERKAN TOPUZ'DAN CARPICI BILGILER VE UYARILAR&lt;br /&gt;SEKER KANSERIN EN SEVDIGI GIDADIR -2020 yilinda 20 milyon belki daha fazla kisi kansere yakalanacak. Cunku cilginca bir artis var. Amerika'da 550 ton bocek ilaci topraga dokulmekte. Her bir bebege senede 2,5 kilogram ziraat ilaci dusmekte. Turkiye'de bu daha bilincsiz kullaniliyor. Onun icin 'Biz niye kanser oluyoruz?' demeyin. Iste bunlardan dolayi oluyoruz. Bizim Karadeniz'de findik veya diger tarlalari acmak icin zehir dokuyorlar. Bu zehirler suya geciyor ve bizim zavallilar sakir sakir o memba sulariyla zehirleniyorlar. Karadeniz ya da Antalya'daki yerler vs. Ciftcilerde beyin tumoru, lenfoma, losemi en cok goruluyor. Cunku ictigi suyla direk kanseri aliyor. Topraktaki dikenler bitsin diye oturup dibine zehir atmamalilar.&lt;br /&gt;-Insanlar kendi kendini kansere hazirliyor. Dunya kansere canak tutuyor. Yani hepimizin kanser olmasi icin dunya ugrasiyor. Amerika dahil.&lt;br /&gt;-Amerika'da kolaya, japon yemeklerine bile seker koyuyorlar. Cunku seker sismanlatiyor, doyurucu oluyor. Bu da obeziteye sebep oluyor. Obezite demek kanser demek. Seker demek, kanserin en sevdigi gida demek. Yani Amerika'li vatandasini korumuyor. Rahatina bakiyor. Millete ucuz beslenmeyi ve fastfoodu dayatiyor. Onun icin birinci sebep korunmak.&lt;br /&gt;-Beyaz un, beyaz seker ve tuzdan kacinmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak cok az miktarda tercih etmeliyiz.&lt;br /&gt;-Hic bir urunu devamli olarak kullanmayiniz. Mesela sulari 3 ayda bir degistiriniz. Ne olursa olsun hepsinde ufak bir karisim vardir. Kronik olarak aldiginiz bir sey uzun surede kanser yapar. Kaynatmakla alakasi yok. Daglardan tepelerden gelirken bu bitkisel ilaclarin icine karismasi olayi dogrudan dogruya farkli bir konuma getiriyor.&lt;br /&gt;-Esmer ekmegin kabugunu yeyin. Kabugunda kanserden koruyan bir madde bulunur.&lt;br /&gt;-Ornegin kuskonmaz, feslegen cok buyuk sifadir. Feslegeni salatalariniza atin, buyuk miktarda C vitamini vardir.&lt;br /&gt;-Rezeneyi bol bol tuketin. Rezeneyle beraber, taze zencefil, nane ve bir elmayi birlestirip kati meyva sikacagindan cikarip yemeklerden once bir iki corba kasigi icerseniz sizi migde kanseri, ulser ve gastritten korur.&lt;br /&gt;-Kemoterapi ve radyoterapi gorenler, kaynar suyun icine bir kahve kasigi kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyup gunde 3 kupa tuketebilir. Bu karisim, agiz yarasina mani oluyor, radyoterapinin meydana getirdigi bazi yanmalara mani oluyor, kemoterapinin meydana getirdigi bulantiyi azaltir.&lt;br /&gt;-Cemenin, tumor hucrelerini kuculttugu gorulmustur. Ayni zamanda domates salcasi, sarimsak, arnavut biberi (aci seviliyorsa) ve mesela tarhun gibi mucizevi bitkiler cektirilip bir dilim her gun ekmegin uzerine surerse kanserden kendisini korumus olur bir olcude.&lt;br /&gt;-Kansere yakalanmadan evvel sut icmekte hic bir mahsur yok. Ama kansere yakalandiginda insanlar asiri miktarda sutlu gidalar almamali.&lt;br /&gt;-Ailesinde meme kanseri olmasa bile 7-8 kadindan biri zaten bu hastaliga yakalaniyor. Meme kanserinden korunmak icin ve herhangi bir sekilde memede fibrokist ya da baska kist varsa keten tohumunu eksik etmeyecek, soya yagi, E vitamini, selenyumunu alacak (doktora danisarak almali) Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilac almayacak.&lt;br /&gt;-Kolon kanserleri: Kabizlik kesinlikle cekmemeli. Bu tur hastalar havuc, ananastan buyuk fayda gorurler. Bu kisilere dogrudan meyva suyunu tavsiye etmiyorum. Direk meyvayi posali tuketmeliler. Kirmizi etten kacmali, tuzlu ve bekletilmis etler, sucuk, salam, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfooddan kacmali.&lt;br /&gt;-Normal pamuk kanserojendir. Ama dogal pamukta arpa bugday, fasulye, soya, mercimekleri cillendirsinler ve salatalarina katsinlar. Bu filizler kanserden korur ve bagisiklik sistemini guclendirir.&lt;br /&gt;-Biberiye meme ve diger kanser turlerinde cok buyuk sifadir, depresyona da iyi gelir.Balkonunuza ekin, yasini salatalariniza atin, kurusunun da cayini yapin. Arnavut biberi cok sifalidir. Karahindiba, kuzukulagi, tere gibi bir cok faydali bitkiyi balkonlarda yetistirebilirsiniz .&lt;br /&gt;-Keten tohumu tane olarak alip, kucuk bir kahve veya karabiber ogutucusunde ogutup her gun bir corba kasigi alinmali. Ama her iki uc gunde bir tazeleyin. Cok sifali. meme ve kolon prostat kanserinde ozellikle. Icinde onemli yaglar var. Ancak soya yagi ile keten tohumu meme kanserine yakalananlarda YASAK.&lt;br /&gt;-Zeytin basli basina bir sifadir. Ama dikkat edin benzin veye yag ureten fabrikalardan teneke aliyor ve iclerinde zeytinyagi yapiyorlar. Bu cok tehlikeli ve kanserojen. Belli bir markayi ya da bildiginiz yerden aliniz. Bunlara bir de boya katiyorlar.&lt;br /&gt;-Rahim agzi kanserinden korunmanin basinda havuc gelir. Kirmizi olan yiyecekler cok onemlidir. Kirmizi olan herseyin rahim kanserinde cok buyuk bir etkisi vardir. Dulavratotu, civanpercemi cayi miyom olusmasini yavaslatir. Her kadin yilda bir kez simir testi yaptirmali.&lt;br /&gt;-Sakin sicak ya da kaynar suyla ya da meyva susuyla veya susuz bir sekilde hap yutmaya kalkismayin. Mutlaka suyla icin. Cunku bunlar yemek borusuna takili kaliyor, bir sure sonra ulser meydana getiriyor. Kronik ulser de zamanla kanser meydana getiriyor. Bu basit bir uyari ama binlerce insanin hayatini kurtarir.&lt;br /&gt;-Zerdacal, Tanri'nin bir mucizesidir. Gunde 2-3 corba kasigi alabilmeliler. Bir tavuk corbasi yapip icine koyup ailecek yesinler mesela. Bunu bir baharat olarak kabul etsinler.&lt;br /&gt;-Elma ve sogan da cok onemlidir. Mutlaka yenilmesi lazim.&lt;br /&gt;BU CALISMA DUNYADA ILK Prof. Dr. Erkan Topuz, Istanbul Buyuksehir Belediyesi Baskani Kadir Topbas'in onculugunde yeni bir uygulama yapmaya hazirlandiklarini ve bu uygulamanin dunyada bir ilk oldugunu belirtti. Ozellik sigara icenleri akciger kanseri konusunda uyarmaya yonelik olan ve saglikli beslenmeyi anlatan bir takim bilgiler elektronik bilboardlarla halka verilecek. Topuz, bu uygulamayi soyle anlatti:&lt;br /&gt;"20 saniyede bir 1 insan akciger kanserinden olmeye basladi. Cesitli yerlere konulacak bilboardlarla saglikli beslenmeyle ilgili bilgiler verilecek ve her 20 saniyede bir 1 insanin oldugu hatirlatilacak. Insanlar 20 saniyede bir kafasini kaldirip bakinca, bir kisinin daha eksildigini gorecek. Bu bilgiden sonra da herhalde kafasina dank edecek." &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof.Dr.Erkan Topuz&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6904402129246041609?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6904402129246041609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-kanserden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6904402129246041609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6904402129246041609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-kanserden.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmanin yollari!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYZAoxG-tI/AAAAAAAAAKQ/A_dKiXLobM4/s72-c/erkantopuz_fox_a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-7571670224277988042</id><published>2008-12-15T00:39:00.000-08:00</published><updated>2008-12-15T00:41:17.605-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='drerkantopuz'/><title type='text'>Erkan Topuz’dan kanser uyarısı !!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYYGLO1NLI/AAAAAAAAAKI/pUAeFTq-b_4/s1600-h/erkantopuz_fox_a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279934107511764146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYYGLO1NLI/AAAAAAAAAKI/pUAeFTq-b_4/s320/erkantopuz_fox_a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir çok kanser türünün tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini anlatan Prof. Dr. Erkan Topuz, ’Kanserde her zaman ümit vardır’ dedi ve kanserden korunmanın yollarını anlattı. İşte o çarpıcı bilgiler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fox TV’Deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine önemli açıklamalar yaptı. Zaman zaman televizyon ekranlarında halkı kanser konusunda bilgilendiren Erkan Topuz, bugünkü canlı yayında da kanser hastalarına seslenerek ümitlerini hiç kaybetmemeleri gerektiğini belirtti ve son dönemde kanser alanında tıptaki gelişmeleri anlattı: "Hiç bir zaman ümitsiz olmayın. Özellikle kadınlarda meme, yumurtalık, erkeklerde testis kanserleri için de böyle. Mesela böbrek kanserlerinde hiç ümit yoktu eskiden. Şimdi yeni bir ilaç bulundu. Böbrek tümörlerinde şifa elde ediyoruz. Hem de hedefe yönelik şekilde. Karaciğer kanserinde de yine bir ilaç bulundu. Modern bir şekilde tedavi yapıyoruz. Her kanser türünde büyük gelişme var. Beyin tümörlerinde bile...."Prof. Topuz, bu açıklamalardan sonra halkın modern tıptaki gelişmeleri dikkate almaları gerektiğinin altını çizdi ve şu önemli uyarıyı yaptı: "Demek ki modern tıppı hiç bir zaman bırakmıyoruz. Kocakarı ilaçlarının, sahtekarların, şarlatanların kol gezdiği bir ortamda. Ben televizyona çıktığımdan beri biraz sustular. SAKIN İNTERNET KANALIYLA İLAÇ ALMAYINIZ! Tarım Bakanlığı’nın kontrolünden geçmiş ilaçları alalım eczanelerden. Ortalık sahtekar kaynıyor."İŞTE PROF.DR.ERKAN TOPUZ’DAN ÇARPICI BİLGİLER VE UYARILARŞEKER KANSERİN EN SEVDİĞİ GIDADIR -2020 yılında 20 milyon belki daha fazla kişi kansere yakalanacak. Çünkü çılgınca bir artış var. Amerika’da 550 ton böcek ilacı toprağa dökülmekte. Her bir bebeğe senede 2,5 kilogram ziraat ilacı düşmekte. Türkiye’de bu daha bilinçsiz kullanılıyor. Onun için ’Biz niye kanser oluyoruz?’ demeyin. İşte bunlardan dolayı oluyoruz. Bizim Karadeniz’de fındık veya diğer tarlaları açmak için zehir döküyorlar. Bu zehirler suya geçiyor ve bizim zavallılar şakır şakır o memba sularıyla zehirleniyorlar. Karadeniz ya da Antalya’daki yerler vs. Çiftçilerde beyin tümörü, lenfoma, lösemi en çok görülüyor. Çünkü içtiği suyla direk kanseri alıyor. Topraktaki dikenler bitsin diye oturup dibine zehir atmamalılar.-İnsanlar kendi kendini kansere hazırlıyor. Dünya kansere çanak tutuyor. Yani hepimizin kanser olması için dünya uğraşıyor. Amerika dahil. -Amerika’da kolaya, japon yemeklerine bile şeker koyuyorlar. Çünkü şeker şişmanlatıyor, doyurucu oluyor. Bu da obeziteye sebep oluyor. Obezite demek kanser demek. Şeker demek, kanserin en sevdiği gıda demek. Yani Amerika’lı vatandaşını korumuyor. Rahatına bakıyor. Millete ucuz beslenmeyi ve fastfoodu dayatıyor. Onun için birinci sebep korunmak. -Beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan kaçınmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak çok az miktarda tercih etmeliyiz.-Hiç bir ürünü devamlı olarak kullanmayınız. Mesela suları 3 ayda bir değiştiriniz. Ne olursa olsun hepsinde ufak bir karışım vardır. Kronik olarak aldığınız bir şey uzun sürede kanser yapar. Kaynatmakla alakası yok. Dağlardan tepelerden gelirken bu bitkisel ilaçların içine karışması olayı doğrudan doğruya farklı bir konuma getiriyor.-Esmer ekmeğin kabuğunu yeyin. Kabuğunda kanserden koruyan bir madde bulunur.-Örneğin kuşkonmaz, fesleğen çok büyük şifadır. Fesleğeni salatalarınıza atın, büyük miktarda C vitamini vardır. -Rezeneyi bol bol tüketin. Rezeneyle beraber, taze zencefil, nane ve bir elmayı birleştirip katı meyva sıkacağından çıkarıp yemeklerden önce bir iki çorba kaşığı içerseniz sizi miğde kanseri, ülser ve gastritten korur.-Kemoterapi ve radyoterapi görenler, kaynar suyun içine bir kahve kaşığı kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyup günde 3 kupa tüketebilir. Bu karışım, ağız yarasına mani oluyor, radyoterapinin meydana getirdiği bazı yanmalara mani oluyor, kemoterapinin meydana getirdiği bulantıyı azaltır.-Çemenin, tümör hücrelerini küçülttüğü görülmüştür. Aynı zamanda domates salçası, sarımsak, arnavut biberi (acı seviliyorsa) ve mesela tarhun gibi mucizevi bitkiler çektirilip bir dilim her gün ekmeğin üzerine sürerse kanserden kendisini korumuş olur bir ölçüde.-Kansere yakalanmadan evvel süt içmekte hiç bir mahsur yok. Ama kansere yakalandığında insanlar aşırı miktarda sütlü gıdalar almamalı. -Ailesinde meme kanseri olmasa bile 7-8 kadından biri zaten bu hastalığa yakalanıyor. Meme kanserinden korunmak için ve herhangi bir şekilde memede fibrokist ya da başka kist varsa keten tohumunu eksik etmeyecek, soya yağı, E vitamini, selenyumunu alacak (doktora danışarak almalı) Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilaç almayacak. -Kolon kanserleri: Kabızlık kesinlikle çekmemeli. Bu tür hastalar havuç, ananastan büyük fayda görürler. Bu kişilere doğrudan meyva suyunu tavsiye etmiyorum. Direk meyvayı posalı tüketmeliler. Kırmızı etten kaçmalı, tuzlu ve bekletilmiş etler, sucuk, salam, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfooddan kaçmalı.-Normal pamuk kanserojendir. Ama doğal pamukta arpa buğday, fasulye, soya, mercimekleri çillendirsinler ve salatalarına katsınlar. Bu filizler kanserden korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. -Biberiye meme ve diğer kanser türlerinde çok büyük şifadır, depresyona da iyi gelir.Balkonunuza ekin, yaşını salatalarınıza atın, kurusunun da çayını yapın. Arnavut biberi çok şifalıdır. Karahindiba, kuzukulağı, tere gibi bir çok faydalı bitkiyi balkonlarda yetiştirebilirsiniz. -Keten tohumu tane olarak alıp, küçük bir kahve veya karabiber öğütücüsünde öğütüp her gün bir çorba kaşığı alınmalı. Ama her iki üç günde bir tazeleyin. Çok şifalı. meme ve kolon prostat kanserinde özellikle. İçinde önemli yağlar var. Ancak soya yağı ile keten tohumu meme kanserine yakalananlarda YASAK.-Zeytin başlı başına bir şifadır. Ama dikkat edin benzin veye yağ üreten fabrikalardan teneke alıyor ve içlerinde zeytinyağı yapıyorlar. Bu çok tehlikeli ve kanserojen. Belli bir markayı ya da bildiğiniz yerden alınız. Bunlara bir de boya katıyorlar. -Rahim ağzı kanserinden korunmanın başında havuç gelir. Kırmızı olan yiyecekler çok önemlidir. Kırmızı olan herşeyin rahim kanserinde çok büyük bir etkisi vardır. Dulavratotu, civanperçemi çayı miyom oluşmasını yavaşlatır. Her kadın yılda bir kez simir testi yaptırmalı. -Sakın sıcak ya da kaynar suyla ya da meyva susuyla veya susuz bir şekilde hap yutmaya kalkışmayın. Mutlaka suyla için. Çünkü bunlar yemek borusuna takılı kalıyor, bir süre sonra ülser meydana getiriyor. Kronik ülser de zamanla kanser meydana getiriyor. Bu basit bir uyarı ama binlerce insanın hayatını kurtarır.-Zerdaçal, Tanrı’nın bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı alabilmeliler. Bir tavuk çorbası yapıp içine koyup ailecek yesinler mesela. Bunu bir baharat olarak kabul etsinler. -Elma ve soğan da çok önemlidir. Mutlaka yenilmesi lazım.BU ÇALIŞMA DÜNYADA İLK Prof. Dr. Erkan Topuz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın öncülüğünde yeni bir uygulama yapmaya hazırlandıklarını ve bu uygulamanın dünyada bir ilk olduğunu belirtti. Özellik sigara içenleri akciğer kanseri konusunda uyarmaya yönelik olan ve sağlıklı beslenmeyi anlatan bir takım bilgiler elektronik bilboardlarla halka verilecek. Topuz, bu uygulamayı şöyle anlattı: "20 saniyede bir 1 insan akciğer kanserinden ölmeye başladı. Çeşitli yerlere konulacak bilboardlarla sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgiler verilecek ve her 20 saniyede bir 1 insanın öldüğü hatırlatılacak. İnsanlar 20 saniyede bir kafasını kaldırıp bakınca, bir kişinin daha eksildiğini görecek. Bu bilgiden sonra da herhalde kafasına dank edecek."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-7571670224277988042?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/7571670224277988042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-kanser-uyars_15.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7571670224277988042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7571670224277988042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-kanser-uyars_15.html' title='Erkan Topuz’dan kanser uyarısı !!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SUYYGLO1NLI/AAAAAAAAAKI/pUAeFTq-b_4/s72-c/erkantopuz_fox_a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6813582432072954825</id><published>2008-12-12T13:00:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T13:01:44.040-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Kanser olmayı beklemeyin, tedbir alın</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULRMTSPZII/AAAAAAAAAIc/rtDGpynGlTQ/s1600-h/7099.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279011722497057922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 302px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULRMTSPZII/AAAAAAAAAIc/rtDGpynGlTQ/s320/7099.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanser olmamak için bugünden tedbir alınması gerektiğinin altı çizildi.&lt;br /&gt;Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, 2020 yılında dünyada 25 milyon insanın kanser hastası olacağının tahmin edildiğini belirterek, "Kanser olmamak için bugünden tedbir alın" dedi.&lt;br /&gt;Topuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyadaki kanser vakası sayısının her geçen gün arttığını, sağlıksız beslenme ve kullanılan ürünlerin hastalığı tetiklediğini ifade etti.Kanser denilince akla hemen ölüm geldiğini ama kanserin tedavisini bulma yolunda önemli adımlar atıldığını anlatan Topuz, şöyle konuştu:"Kalp hastası olacağına kanser ol. Kanser çaresiz bir hastalık değildir. Esas olan bilimdir. Tedavi aşamasında alternatif tedavi yöntemleri de gündeme geliyor. Hiçbir zaman şarlatanlar bilimsel tıbbın önüne geçemez. Şarlatanların icat ettiği bazı bitkiler hastalığı geciktirmekte ve ölüme neden olmaktadır. Kemoterapi sırasında bazı bitkiler vardır ki hastayı zehirler. Alternatif tıp diye bir şey yoktur, tamamlayıcı tıp vardır. 15 maydanoz koy, 20 dereotu koy, sakın 10 dakika değil, 8 dakika kaynat... Bunlar halkı kandırmaya yönelik tarifler. Bunu diyenler tıp doktoru bile değil, ziraat mühendisi falan."&lt;br /&gt;Dünyada 2020 yılında 25 milyon insanın kansere yakalanacağının tahmin edildiğini anımsatan Topuz, "Hemen kanser olmayı beklemeyin. Kanser olmamak için bugünden tedbir alın" dedi.Kanserle mücadelenin anne karnında başladığını dile getiren Topuz, iyi beslenen annenin çocuğunda kanser çıkma riskinin 5 kat daha az olduğunu söyledi.Tarım ilacına maruz kalan köylülerin şehirde yaşayanlara göre beyin, lenf ve lösemiye 7 kat daha fazla yakalanma riski bulunduğunu dile getiren Topuz, "bilinçsiz köylü kansere bizden daha yakın" görüşünü dile getirdi.TAMAMLAYICI TIPTopuz, kanserden koruyan ve kanser tedavisinde hastalara destek olan tamamlayıcı tıbbın "ruhsal ve bedensel yaklaşımlar" ile "bitkiler" şeklinde ikiye ayrılabileceğini ifade ederek, tamamlayıcı tıp hakkında şu bilgileri verdi:"- Dünyada bilinçli kişiler tarafından uygulanan hipnozun kanser ağrılarını azalttığı kabul edilmiştir.- Bir yerde namaz da Hristiyanların, Musevilerin ibadeti de yoga da meditasyondur. Yani doğrudan doğruya yaratana odaklanarak iyi şeyler dilemek, güzel düşünmek...- Kemoterapi ve ilaç tedavisi olan hastalarda önerilmeyen akupunktur, ehil kişiler tarafından uygulanınca bulantı ve kusmayı engelleyebiliyor, kronik ağları yüzde 36’ya kadar azaltabiliyor, kemoterapi sonrası el ve ayak uyuşukluğunu gideriyor.- Çin yakın dövüş sanatlarından olan taichi egzersizleri kan ve enerji sirkülasyonunu olumlu etkilediğinden hastalıklara karşı direncin artmasına yardımcı oluyor, kemik kaybını geciktiriyor.- Masaj bilinçli kişiler tarafından yapılırsa hastayı rahatlatıyor.- Acılı arabesk değil, huzur veren müzikler, Mozart, Haydn, Schubert,Beethoven, Brahms dinleyin. Kaos oluşturan gürültülü müzikler dinletilen farelerin kanser olduğu görüldü. Dans edin.- Son 10 senede yapılan araştırmalar, ailesinden birini, yakınını kaybedenlerde kanserin daha hızlı çıktığını gösterdi. Stresin kanser üzerindeki olumsuz etkisi ispat edildi. Mutlu olun, devamlı gülmeye çalışın. 3-4 bin yıl önce Mezopotamya’da çaresiz hastalığa yakalanan insanlar maskların önünden geçirilir ve güldürmeye çalışılırmış. Eskiler ’Bir kahkaha bir kilogram pirzolaya bedel’ der. İnsan neşeli ve mutlu olduğu zaman vücudu potansiyel zararlı maddelere karşı koruyan immun sistemi güçleniyor. Günde 5-6 kez içten kahkaha atın.- Sevgi-inanç tedavisi önemli. İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Musevi ol, seni yaratana inan. Seni yaratana inandığında ve güvendiğinde, sana destek olacağına inan. Güveneceğiniz bir doktor seçin. Aile sevgisi de çok önemli. Hastayı, ailesi, arkadaşları, komşuları, dostları hayata bağlar.- Spor yapın. Her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanma riski var.Bu nedenle her gün yarım saat yürüyün, aletsiz jimnastik yapın ya da yüzün. Vücudunuzdaki yağı yakmaya bakın aynı zamanda spor yapınca insan stresten uzak kalır."EN UCUZ ANTİOKSİDAN BİBERİYEErkan Topuz, Türkiye’nin yiyecek açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu belirterek, doğal olması şartıyla kanser tedavisinde olumlu etkileri olan yiyecekleri şöyle sıraladı:"- D-limoen: Limon ve mandalina kabuğunda olan D-limoen kanser tümörünü eritiyor ve çoğalmasını durduruyor. Limon ve mandalina kabuklarını atmayın. Sirkeli su ile iyice yıkadıktan sonra yiyin.- Nar: Meme kanserinde nar suyu çok faydalı. Kabuğunda ve çekirdeğinde de büyük şifa var. Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketin. Meyveleri posasıyla yiyin.- Mantar: Çeşitli terapötik özellikleri olduğu bilinen en azından 270 mantar türü mevcuttur. Japonya, Çin ve Kore’de yürütülen çok sayıda bilimsel çalışma mantarların sağlığa yararlı yeni uygulamalarını ortaya koymuştur. Draje halinde satılan bu mantar haplarını eczanelerden bulabilirsiniz. Ayrıca kültür mantarlarından beyaz olanları değil, esmer olanları yiyin. Çünkü mantarlar kanserojen madde ile beyazlatılıyor.- Kansere karşı etkili olan ellagıc asit, bütün kırmızılarda bulunan bir antioksidandır. Ahududu, çilek, böğürtleni mevsiminde bol bol yiyin. Yapraklarından çay yapın. Bunlar kemik iliğini harekete geçirir, immun sistemini güçlendirir, tümörlerin erimesine neden olur.- En ucuz antioksidan olan biberiye tüketin. Çok arsız bir bitkidir, saksıda bile yetişir. Her türlü tümörde etkili olan biberiyeyi aktardan almak yerine balkonunuzda yetiştirin. Yaşını salatalarınıza atın, kurusunun da çayını yapın. Karahindiba, kuzu kulağı, tere, ökse otu da tüketin.- En çok havuçta bulunan A vitamini cilt, lenfoma, böbrek, kolon, meme kanserinde çok faydalı.- Uzun ömrün sırrı domates, erkeklerde prostat, kadınlarda meme kanserinde çok faydalıdır. Ama mevsimlik domates... İyi ev hanımları, 1 Temmuz ile Eylül sonu arasında üretilen domatesi kışın kullanmak için salça yapar. Ev salçası ve ketçapı kullanın.- E vitamini için selenyum açısından zengin ananas, yoğurt, enginar, brokoli, karnabahar, kırmızı ve beyaz lahana, semizotu çok tüketin. Bunlar memedeki ödemi alır."YEŞİL ÇAY İÇİNTopuz, kanser tedavisinde olumlu etkileri olan yiyecekleri sıralarken, şöyle devam etti:"- Hücre bölünmesini yavaşlattığı için yeşil çay için. Koyu çay, mide kanseri riski oluşturur. Çayı, açık ve şekersiz olarak tüketin. Günde 2 kupa, 8-10 dakika demlenen yeşil çay için. Her gün papatya ve zencefil çayı için.- Güçlü bir antioksidan olan indol-3-karbinol, en çok brokoli, karnabahar, kırmızı ve beyaz lahana, semizotu ve turunçgillerde bulunuyor. Bunlar, meme kanserini önleyen en önemli gıdalar. Dünyadaki en ucuz ve şifalı bitki olan lahanayı haftada bir kez yiyin. Lahana, bağırsak ve karaciğerdeki zehirleri bloke ediyor, tümörlerin bilinçsizce çoğalmasını durduruyor.- Soya keten tohumu ile birlikte fibrokistlerde, meme kanserinde ve prostat kanserinde çok faydalı. Yemeklerde kullanacağınız yarı zeytinyağı, yarı soya yağı sizi meme kanserinden belli ölçüde koruyacaktır. Soya ayrıca kemik yoğunluğunu da artırıyor. Menopoz döneminde de sıkıntıyı gideren bir özelliği vardır.- Antikansorejen olan meyan kökü ülseri kapatır ve ağız yaralarına iyi gelir. Tansiyon ve diyabeti olmayanlar 2 ay meyan kökü içsin, 3 ay ara versin.- Yoğurt, probiyotik yoğurt kullanılarak evde yapılmalı. Günde 300 gram yoğurt tüketmek meme, kolon, mide, yumurtalık, endometriyoz kanserinde koruyucu."- Acı biber, Arnavut biberi mide kanserinden koruyor. Çok şifalı. İmmun sistemini güçlendiriyor. Ancak Gaziantep, Şanlıurfa gibi yerlerde damda yetiştirilmiş, kurutulmuş biberler aflatoksin denen bir madde ihtiva eder ki karaciğer kanseri yapar. Siz biberinizi saksıda yetiştirin, sonra blender ile çekin ve yemeğinizin üzerine atın.- Bağışıklık sistemini güçlendiren beta glukan arpa, maya, nişasta, mantar, esmer pirinç ve ekmekte bulunuyor. Özellikle meme kanserine karşı koruyucu özelliği var.- D vitamini kanseri önler, belli dozda tüketilmeli.- At kestanesi. Özellikle hemoroid tedaivisinde iyi. 4-5 tane at kestanesini alın, içine biraz da krem koyarak blendarda ezin, hemoroid tedevisinde kullanın. Ayrıca varis, hemoroid ve meme kanserine bağlı ödem oluşan kollarda kullanılır.- Karadut hormon atılmayan tek ağaç. mevsiminde bol bol tüketin.- Kanserden koruyucu etkisi olan melatonin salgısı açısından mutlaka karanlıkta uyuyun. Kanser hücresi aydınlıkta çoğalır, karanlığı sevmez. Saat 22.30-23.00 gibi yatın. Işıksız ve rahat bir uyku, güneşin doğuşuyla kalkmak sağlıklı yaşam tarzınız olsun. Gece vardiyasında çalışanlarda ve aydınlıkta uyuyanlarda meme kanserine yakalanma riski 5 kat artıyor."KORUNMA YOLLARITopuz, kanserden korunmak için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:"- Çikolata, kola ve kahveden sakının. Salam, sosis, sucuk, hazır meyve suyu, mayonez, ketçap, konserve tüketmeyin. Yamuk yumuk elma alın.- Hayvanlara büyüme hormonu verilince süt ve eti artıyor. Bunlar insana da geçiyor. Akciğer kanseri hastalarında aşırı süt tüketenlerde ömür daha da kısalıyor. Kırmızı ette kuzu eti tercih edin, genellikle kuzular zehirlenmemiştir. Kırmızı et yerine beyaz et tercih edin. Kümes hayvanlarından köyde yetişenleri yemeye çalışın. Marketlerden aldığınız kümes hayvanlarının derisini yemeyin.- Beyaz un, şeker ve tuzu hayatınızdan çıkarın.- Daima bebe şampuanı, defne sabunu ve saf sabun kullanın. Oda spreyi, ter önleyici koltuk altı kremi, deodorant kullanmayın. Organik denilen saç boyaları bile kanserojendir, kullanmayın, kına yakın.- Küçük balık tercih edin, dip balığı yemeyin. Balık yaşlandıkça kanserojen etkisi artar. Haftada en fazla bir kilo balık tüketin. En ucuz balığı tüketin.- Fast-food’tan uzak durun. Haftada 3 kezden fazla fast-food yiyenlerde kanser riski daha fazla.- Alkolü kısıtlı kullanın. Sigara içmeyin.- Stresten uzak durun, pozitif olun.- Kanserden korunmak bebeklikte başlar. Çocuğunuza gülmeye alıştırın, onu mutlu edecek şeyler yapın. 12 yaşından önce cep telefonu kullanmasına izin vermeyin. Cep telefonunu kendinizden uzakta şarj edin. Çocuk odasında şarj etmeyin. 30-45 saniyeden fazla konuşmayın. Uzun yolculukta kapatın.- Televizyonu 5 metre uzaktan izleyin.- Sprey şeklindeki böcek ilacı kullanmayın.- Badana yapılan eve 15-20 gün girmeyin. Mobilya cilası kanserojendir.Eski mobilyalarınıza sahip çıkın.- Sentetik halıdan uzak durun.- Çocuklarınızın plastik çim bahçelerinde oynamasına izin vermeyin.- Çocuk bahçelerini ilaçlamayın.- Mutfakta plastik, bakır, alüminyum kullanmayın.- Bulaşık makinenizin parlatıcı gözüne sirke koyun. Makineden çıkardıklarınızı sirkeli sudan geçirin. Ne kadar durulansa da üzerinde deterjan kalır.- Çamaşır makinesinde zeytinyağlı sabun kullanın."ZAYIFLAMA İLAÇLARI KANSEROJENBütün zayıflama ilaçlarının kanserojen olduğunu vurgulayan Topuz, "Hızlı kilo vermek kanserojendir. Bir ayda 1-1,5 kilo verilir. Kısa sürede aşırı kilo verenlerde kanser olma riski daha yüksek" dedi.Prof. Dr. Erkan Topuz, vatandaşları mangal konusunda da uyararak, "Fazla mangal yapmayın. Yaparsanız da fazla pişirmeyin, yakmayın. En ufak yanık kanserojen riskini artırır. Mangal yerine fırın haşlama, buğulama tercih edin" diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6813582432072954825?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6813582432072954825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-olmay-beklemeyin-tedbir-aln.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6813582432072954825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6813582432072954825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-olmay-beklemeyin-tedbir-aln.html' title='Kanser olmayı beklemeyin, tedbir alın'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULRMTSPZII/AAAAAAAAAIc/rtDGpynGlTQ/s72-c/7099.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-8571269815922805617</id><published>2008-12-12T12:50:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:51:28.365-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Topuz’un kanserojen uyarıları</title><content type='html'>Kanser konusunda çok önemli bilgiler veren Prof. Dr. Erkan Topuz, bu kez Arena’daydı. Topuz’un verdiği hayati bilgiler arasında son derece dikkat çekici ayrıntılar vardı. İşte 24 saat boyunca maruz kaldığımız kanserojen tehditler...&lt;br /&gt;Star TV’de, araştırmacı gazeteci Uğur Dündar yönetimindeki Arena programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine çok çarpıcı açıklamalar yaptı. 2020 yılında dünyada 20 milyon insanın kanser olacağını vurgulayan Prof. Dr. Erkan Topuz, yiyecek-içecek maddelerinden, giyim kuşama ve temizlik malzemelerine kadar bir çok üründeki kanser tehlikesine dikkat çekti ve son derece önemli uyarılarda bulundu. İşte Prof. Dr. Erkan Topuz’un açıklamaları:-Yeni arabalarda çok güzel kokular vardır. İşte kanserojen! Çünkü arabaların içindeki tüm o plastikleri yapıştırmak için kullanılan yapıştırıcıların hepsi kanserojendir. Tabiatta o kadar güzel yapıştırıcılar vardır ki... Mesela ipek böceklerinin salgısından elde edilen zamkın gücü başka hiç birşeyde yok. Midyeler, denizdeki demirle birleşerek taşa yapışıyor ve onu kopartamıyorsunuz. Korkunç bir yapıştırıcı gücü var. işte dünya yavaş yavaş bunlara dönmeli...-Kuru temizleme işleminden geçen giysilerin üzerinde kanserojen madde kalıntıları vardır. -İşyerlerinde bilgisayarlar açık, belki oda da televizyon var ve o da açık, cep telefonları da tabii yanımızda... Radyasyonlu ortamları havalandırmak gerekir. Cep telefonlarıyla 30 saniyeden fazla konuşmak, 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 katına çıkmasına neden olmakta. Cep telefonlarını kulaklıkla kullanalım. Nispeten daha koruyucu bir etkisi var. Bilgisayarlarımızı gerekmedikçe açık bırakmayalım. Televizyonları 6-7 metre uzaktan izleyelim. -Baz istasyonlarına aşağı yukarı 1 kilometre uzaklıkta oturmamız gerekir. Bir de ayriyeten Amerika’da yeni çıkan yasa ile cep telefonlarını kuvvetlendirici yerler var. Onların da okullara 500 metreden yakın olmaması gerekiyor. Yeni yapılan bir çalışmada (2005 yılı Amerika’da) otobana yakın oturanlarda özellikle çocuklarda kanser ve lösemi riskinin 5 kart arttığı görülmüş. Arabalardan yayılan mazot ve kurşun atıklarından dolayı. -Çalışan insanların çoğunluğu öğle tatillerinde fastfood yiyorlar. Yanında bir gazlı içecek var. Tabi bunların içinde şeker var. Şeker kanserin en önemli dostudur. Fastfooddaki et kırmızı et ve yanmış. Bunun içinde bir yığın katkı maddesi var. Yanında ise hiç hiç sebze yok. -Sodayı da aşırı tüketmeyelim. Radyasyon var çünkü içinde. 1-2 tanenin zararı yok ama aşırı miktarda tüketmeyelim. -Sert içkilere karşıyız. Votka, rakı gibi. Çünkü miğde, ağız, diş ve mesane kanseri yapıyor. Günde 2 bardak şarap içen kadınlarda meme kanseri riskinin 3-4 kat arttığı görülmüştür. Ama bu çok yanlış anlaşılmasın, şarapçılar iflas eder. Şarapların içinde de pestisit var. Çünkü bunlara organik gübre atabiliyorlar. Organik şarap içebilirler. Kaliteli yetiştirene karşı değilim, ama üzümler aşırı büyük olsun diye çok aşırı gübreleniyor. -Zeytinciler de bunu yapıyorlarmış. Zeytinler iyi olsun diye 5 kat fazla gübre atıyorlarmış. -Yapraklı olan yiyecekleri lahana, kıvırcık, marul gibi sebzelerin ilk 4 yaprağını atalım. Çünkü istediğiniz kadar yıkayın, organik bile olsa pestisiti uzaklaştırmanız mümkün değildir. -Lahana veya haplarını tüketin. Kırmızı turp, lahana, karnıbahar ve brokoliyi haftada 2 kez tüketirseniz hipotriodi yapabilir. O yüzden genellikle buharda pişirin ve öyle tüketin. Organik nedir? -Doğrudan doğruya pestisit atılmamış yani tabi toprakta yetişen, zirai mücadele ilacı kullanılmamış, organik gübre genellikle kullanılmış yiyecekler. Organik gübre de çok önemli. Amerika’da organik gübreye bile bakıyorlar. Çünkü o gübrenin alındığı hayvan da pestisit almış olabiliyor. Bu çok ince bir çizgi. -Dünyanın en iyi organiklerinde bile yine 3-5 tane pestisit bulunmuş. -Hakiki organik, Tarım Bakanlığı’nın tasdiki olanlarını almak zorundayız, yani artık buna inanmak zorundayız. Ama onun dışındakilere de çok dikkat etmemiz gerekiyor.Organik ürünün ne faydası var?Organiklerde salvastrol denen bir madde var. Mesela kırmızı turp kendisini haşarelerden, böceklerden ve etrafında kendisini rahatsız edebilecek zararlı mahsullerden koruyor ve bunun için de salvastrol denilen maddeyi salgılıyor. Doğal bir savunma. Ama maalesef inorganik yetiştirilen ürünlerin salvastrol üretmesine gerek kalmıyor. İşte biz organik olanı aldığımız zaman salvastrol ümmün (bağışıklık) sistemimizi güçlendiriyor, kanserden koruyor, kolestrol seviyesini düzenliyor vs...-Çocuklar patates kızartmasını çok seviyorlar. Onların keyfini kaçırmayalım. İlk yağda, temiz bir yağda biraz kızartılabilir. -Çocuklara balık terbiyesi verelim.Neden kuzu eti?-Ben kırmızı et için sadece kuzu etini önerdiğimde bir öğretim üyesi çıktı "Ankara’da kuzu kalmadı" dedi. Kuzuyu önermemin nedeni şu: Gariban doğduktan sonra hiç bir zaman tarlaya salınmıyor. Çünkü tarlaya salındığı zaman pestisitleri otluyor hayvan. Onun dışında biz ineklere 80 kilo süt versin diye büyüme faktörü veriyoruz. Bu gidip adalesinde birikiyor. Büyüme faktörü vücudunda kanına giriyor, kanıyla adaleye ve sütüne geçiyor. Hormon bu, ve kanserojendir. Vücuda girdiği zaman insülin oranını yükseltiyor ve insülinin inip çıkması da glikozu tetikliyor. Yani üç yönden kanserojen oranı tetikleniyor. İnsanları aydınlatmak zorundayımBunlara rağmen, maalesef bana bir öğretim üyesi de bunu söylüyor. Ben de dedim ki: "Eğer siz istiyorsanız diğerlerini de yiyebilirsiniz ama ben insanların yüzde 90’ı benim ağzımın içine bakıyor. Onları aydınlatmak zorundayım. Sağolsun, Uğur Dündar ile biz bu işe soyunduk. Siz ne derseniz deyin biz bu işin peşindeyiz". Genellikle bütün Amerika’daki büyük şirketler -Türkiye’de tabi buna bir yerde yakın-biz böyle bir şeyler söylediğimiz zaman hemen bir bilimsel kurul kuruyorlar. ’Bunlar satın alındı’ demiyorum, iftira etmiyorum hocalarımıza ama bunlar hemen bir çalışma başlattırıyorlar, belli büyüklükte bir fon alarak. "Bu fonun sonucunu bekliyoruz efendim, bu nasıl olur?" diyorlar. Bu sürüyor 3-4 sene. O süre içinde de köşenin köşesini dönüyorlar. Bu arada da bir sonuç çıkmıyor bundan zaten. Gerçekleri açıklayanları tehdit ediyorlar -Bizim gibi yeşilci olanları, dernekleri mahkemeye veriyorlar, tehdit ediyorlar. Ben de alıyorum bu tehditleri. Tehdit ediyorlar ve bunun dışında milyonlarca dolarlık tazminatlarla gözünüzü korkutmaya çalışıyorlar ve karşı lobiler kuruyorlar. Çünkü işte ’Dünya aç kalacak, dünya yok olacak, eğer biz bu tarım mahsullerini üretmezsek, bu kimyasalları yok ediyorlar ama biz bunları dolaylı olarak ortaya çıkartıyoruz, besin değerlerinin içine söylediğiniz bitkilere enjekte ediyoruz vs..’ diyorlar. -Domatesin çekirdeği yok. Tohum vermiyor. Büyük tröstler Türkiye’ye satıyor belli miktarda. Onu çoğaltamıyorsunuz çünkü içinde tohum yok. Bunu en çok satan İsrail’dir. Onlar bize tohum yollamasa biz açız. Biz bunu kendimiz üretebiliriz. Biz bunu niye yapmıyoruz? Ama onlar genetiğiyle oynayarak en aza indiriyorlar. -Çekirdeksiz karpuz yiyoruz. Olacak şey mi?! Sanki çok makbulmuş gibi. Halbuki çekirdeğini ayıklasak ne olur?!! Üstelik iki katı fiyatına satıyorlar. Halbuki karpuz betakrotan bakımından kırmızılar içinde kanserden koruyan en iyi varlıklardan bir tanesidir. Bulaşık detarjanlarındaki tehlike -Bulaşık makinasındaki deterjanı hiç bir şekilde arıtamayız. Çok az miktarda da olsa kalıcı olur. Deterjanın içine elma sirkesi koysunlar. Makinadan çıktıktan sonra da büyük bir cam kabın içine 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi koyalım. Tabağımızı sofraya koymadan önce bunun içine sokup çıkaralım. Çünkü deterjana sirke de koysanız ne kadar yıkarsanız yıkayın, çok az miktarda da olsa pestisit kalır.-Mutfakta, porselen, cam ve çelik kullanalım. -Bakır, aliminyum ve plastik mutfağınızda olmasın. -Dip balıklarında kanserojen madde var. Kefal, barbun, mezgit kanalizasyon diplerinde yetişiyor. İstanbul’da yenilen karides, midye ve istiridyeye ağzınızı sürmeyin. Zehirleniyorsunuz. Midyeden çok zehirlenen insan oldu. Çünkü doğrudan doğruya kanserojen, içinde kurşun ve civa var. Beyin dokusunda tahribat yapıyor, atılmıyor. En büyük kanserojen civa. Bunlar da çinko da çok. -Bitkisel baklagiller, bunlar protein ihtiva eden tabi proteinler. -Yumurtanın beyazı dünyanın en faydalı en zararsız proteini. Herkesi ekrana çıkarıyorlar, medya çok hatalı! Türkiye’de sazı eline alan, olur olmaz herkes artık ekrana çıkıyor, reyting getirsin diye. Medya maalesef çok suçlu. Her programda görüyorum lise mezunu bile olmayan adamlar herbalist diye çıkıyorlar. Doktorlar belki nam yapsın, şöhret yapsın diye bilir bilmez bunların belki kapağını açmamış çıkıp konuşuyorlar. Dikkat edin diyorum ve buradan uyarıyorum; prostat olan hastalar çinko almasın ve yüksek doz kalsiyum tüketmesinler. Prostat kanserinde tetikleyicidir ve kanser olduktan sonra da süreyi kısaltır. -Çocuklarımıza gazlı içecekler değil meyva suyu verelim. Muhakkak posalı tüketmelerine dikkat edelim. -Türkiye’de bazı derneklerden gelen bazı yazılarda, yüzde 70 saf meyva suyu olduğu söyleniyor. Bunlara inanmak durumundayız. Çünkü çok büyük şirketler bunlar. Ama meyva suyu olmayan, esans olanlardan kaçalım. Üzerinde yazıyor zaten. Ama tarihlerine mutlaka bakalım. Meyva suyu sıkıldığı andan itibaren 8 saatte değerini kaybeder O nedenle tarihlerini yakın alsınlar lütfen ve onları 1 ay içinde bitirelim.-Türkiye’de hakikaten muazzam bir meyva potansiyeli var. Bütün çiftçiler, köylülerimiz bunlardan para kazanıyor ben buna niye mani olayım. Ama çabuk tüketsinler. Bir elmayı bile kesseniz üstü iki saat sonra siyah olur, oksite olur ve işe yaramayabilir. Ama bunlar kendisini pastörize ettikleri için bunları 1-2 ay içinde tüketmemizi sağlasınlar. Beni düşman bellemesinler Bizim bu tatlı uyarılarımız hem çocuklarına hem torunlarına ve gelecek nesillere faydası olacak. Biz tatlı uyarılar yapıyoruz. Bizi düşman bellemesinler lütfen, dost bellesinler. Biz onları tatlı tatlı uyaralım, onlar da bu zararlı şeylerden ufak ufak çekilsinler. Tabi ki bir anda çekilemeyecekler.Fast Food’çuları desteklerim AMA...-Bizim fast food’çular biraz kendilerine gelsinler lütfen! Fast Food’ların yanında bir tabak da yeşil ikram etsinler. İyi yıkanmış, sirkeli sudan geçirilmiş...O zaman biz bunları destekleriz. Şu an buradan uyarıyorum. Eğer Fast Food’un yanında bir tabak da bedava yeşil salata -veya salatalık, kıvırcık salata, domates de olur- verirlerse söz veriyorum burada, o zaman bütün bu Fast Food’çulara sevgiyle yaklaşacağım. Hayvanlarda bile kanser artıyor -İngiltere’de köpeklerin yiyeceklerine yeşil salatalar eklendi ve köpeklerdeki kanser oranında yüzde 90 oranında azalma olduğunu görüldü. Köpeklerde bile bir yeşil kanser oranını düşürmüş. Yani zehirin panzehiri yine yeşil. Bu da 2006 yılının bir çalışması. Gece çalışan kadınlarda meme kanseri riski yüksek Her insan haftada bir kez gece hayatı yaşayabilir, çılgınlıklar yapabilir. Ona karşı değilim. Bu günlük hayatını renklendirebilir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, gece çalışan kadınlarda 5 kat fazla meme kanseri görülmüş. Karanlıkta uyumak, aşağı yukarı 30-40 yaşından sonra... Beynimizde melatonin denen bir hormon vardır. Bu melatonin karanlıkta ortaya çıkar. Ümmün sistemi korur, vücudu gençleştirir, dengelendirir, mutluluğu sağlar, uyku düzenini sağlar, kansere karşı ümmün sistemini uyarır, çok güçlüdür. Gece hayatı olan insanlar bu hayatı değiştirsinler. Yağlara dikkat! Biz katı yağlara karşıyız. Yanlış anlamasınlar ama onlar zeytinyağdan üretmişler falan, ona karşı değiliz. Bu kadar ilanlar vererek, beş kişiye kutuyu tutturarak, televizyonlara çıkarak insanları aydınlatmaları yönünden güzel bir şey bu. Biz katı yağlara karşıyız. Tereyağa da karşıyız. Ama zeytinyağdan yaptıklarını söylüyorlar. Ama bunu yaparken akla bir soru geliyor ’Acaba ben katı yağ alacağıma niye zeytinyağ yemiyorum ki?’ diye bir soru geliyor akla. Soya yağından yapıyoruz falan filan diyorlar ama iz çok hijyenik olduğu ve kaliteli insanlara kutuyu tutturarak gösterdikleri için onlar da çok kaliteli öğretim üyeleri var aralarında, diğer kişiler var işte medyada isim yapmış kişiler. Tabi ki onlara saygı gösteriyoruz. Bu kampanyanın diğer firmalara da örnek olmasını ve sağlıklı şeyleri insanlara duyurmalarını tavsiye ediyoruz. PEKİ KENDİSİ NELER YAPIYOR? Prof. Dr. Erkan Topuz, halkı aydınlatıcı bilgiler verdikten sonra, kendi günlük yaşamı içerisinde neler yaptığını, nasıl beslendiğini de kısaca özetledi. Topuz şunları anlattı: "Ben normal olarak 22:30 ya da 23:00’te yatarım. Karanlık bir yerde yatarım, sabah da 05:30 veya 06:00’da kalkarım. Aşağı yukarı 40 senedir, üniversitedeki hayatım ve çocukluğumdan beri böyledir. Televizyonu çok uzak mesafeden izlerim. Bilgisayarımı açık bırakmam. Çocuklarıma da açık bırakırlarsa kızarım. Cep telefonuyla 30 saniyeden fazla konuşmam. Hemen kapatırım. Ama bu benim alışkanlığım çok çabuk konuşmak. En az 80-90 kişi bana mesaj bırakıyor. Cep telefonlarımı belli saatlerde açarım. Öğlen bire kadar telefonumu açmam. Akşam da 22:30 kadar da açıktır. Sonra kapatırım. Haftanın 5 günü balık çorbası içiyorum. Dip balığı dışındaki balıklarla yapılan çorba. Bu çorbanın içine zerdeçal mutlaka koyarım. Zerdeçal, bizim sarı safran dediğimiz ve köri olarak da piyasada bulunur. Kansere çok etkilidir. Gerek korumasında gerekse kanser esnasında damarı bağlayan bir maddedir. Aşaığı yukarı her 200 gram için bir çorba kaşığı attırıyorum. Bu zaten çok lezzetli bir şey. Bütün Uzakdoğu’nun ve Avrupa’nın tükettiği bir olay. Ama bizde bu terbiye yok. Haftada mutlaka 1-2 kez balık yerim. Genellikle esmer pirinç yemeye çalışırım. Beyaz un, beyaz şeker ağzıma sürmem. Hastalar teşekkür için baklava falan getiriler, içinden bir tane alırım bazen hatırları için. Evimize beyaz ekmek girmez. Yemeklerde kaya tuzu kullanırız. Sabah kahvaltısında 1 veya 2 bardak su içmeyi tavsiye ederim. Vücuttaki toksinleri atar. Bir de kahvaltıda yeşil çay tavsiye ediyorum. Ayrıca, yeşil çay, böğürtlen, ısırgan ve limon kabuğundan yapılan çay çok önemlidir. Isırfan yaprağı ve kökü, prostat, mide, meme kanserinden korur. Ben bunu sabah tüketirim. Eğer organikse mutlaka 2-3 domates yerim. Keçi peyniri tercihimdir. Çocukluğumdan beri çok zeytin tüketirim. Zeytin eğer organikse dünyanın en faydalı yiyeceklerinden.Sabah kahvaltısından her türlü yeşili tüketebiliriz.Biz diyoruz ki bire beş veya yedi sebze tüketin. Minerallerinizi, betakrotenlerinizi, selenyumunuzu vs. bütün minerallerinizi bunlardan almaya çalışın. Ama bazı oranlar var ki bir oda kadar selenyum tüketirseniz o zaman kanserden korunursunuz. Ama 200 ünite E vitaminiyle beraber tüketirseniz prostat kanserinden yüzde 20 korur. Ben E vitamini alıyorum. Omega3’ü balıktan alıyorum ama yeteri dozda alıyor muyuz? Omega 3’ü bir ay içelim, bir hafta dinlenelim. Çünkü omega 3 bizim için çok faydalı. Devedikeni sütü alırım. Bunun karaciğeri kanserinden koruduğu 3 bin senedir malum. Prostat ve mesane kanserinde tümörü durdurucu etkisi gözlenmiş. Bromalein kullanıyorum. Ananasın köküdür, özüdür, çok şifalıdır. Ama bunları periyodik olarak kullanıyorum. Bunun dışında bazı tip mantarlar kullanıyorum. Hiç bir şekilde zayıflatıcı gıdalara gitmeyiniz. İnanmayınız diyetçilerin 8-10 kilo verdirdiğine. Çünkü sizi kansere hazırlıyor. Manken olma sevdasına girmeyin, sağlıklı yaşayın. Tabi ki biz boy kilo oranına dikkat ediyoruz ama ayda 1-1,5 kilonun üzerinde kilo vermek kansere hazırlıktır. Çünkü yüksek oranda kilo verdiğimiz zaman, vücuttaki yıkıcı mahsuller ve tüm zehirli atıklar kansere dönmektedir. Normal boy-kilo indeksine giriiniz ama ayda 1-1,5 kilo verin. Mesela yeşil çay, hem kanserden korur hem de kilo almalarına mani olur. Bromalein (ananas özü), kilo aldırmaz, vücuttaki ödemi atar, kanserden de korur. Veya ananası günde 2 bardak tüketin ya da bunları alamıyorsanız günde 2 bardak yeşil çay tüketin. Kırmızı et ben yemem. Ancak ayda ayda ya da bir iki ayda yerim. O da dışarıda yerim. Bizim eve kırmızı et artık girmiyor. Balık, tavuk ve hindi yerim sadece."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-8571269815922805617?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/8571269815922805617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzun-kanserojen-uyarlar_12.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/8571269815922805617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/8571269815922805617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzun-kanserojen-uyarlar_12.html' title='Topuz’un kanserojen uyarıları'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-958071876564461751</id><published>2008-12-12T12:48:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:50:12.974-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Erkan Topuz uyarıyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOe3lespI/AAAAAAAAAH8/YFc9lsCAbfI/s1600-h/erkantopuz_kanald77.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279008742944191122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOe3lespI/AAAAAAAAAH8/YFc9lsCAbfI/s320/erkantopuz_kanald77.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, özellikle çocukların beslenmelerine dikkat çekerek, fastfood, organik ürünler, yumurtada dikkat edilmesi gerekenler ve doğru beslenme gibi bir çok konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanal D’de Esra Ceyhan’ın programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine çok çarpıcı bilgiler verdi. Kanserden korunmak için organik ürünler kullanmak gerektiğinin altını çizen Topuz, özellikle çocukların daha anne karnındayken beslenmesindeki öneme dikkat çekti. Anne ve babadan sağlığının çocukların sağlıklı olmasında büyük rol oynadığını anlatan Prof.Dr. Topuz, "Çocuk anne karnında kansere açık. Yani önce anne baba sağlıklı olacak ki çocuk da sağlıklı gelsin. Bir genin değişmesi seneler ister. Aşağı yukarı 200 senede birdi eskiden. Ancak şimdi tahminen 15-20 senede genetik formumuz değişmekte ve kansere karşı olan direncimiz de tamamen yıkılmakta" diye konuştu. Çocuk doğduktan sonra anne sütü almasının çok önemine dikkat çeken Prof. Dr. Erkan Topuz, bebeğin en az 6 ay emzirilmesi gerektiğini ve dünyadaki en büyük koruyucu maddenin anne sütü olduğunu belirtti. Çocukların doğumdan itibaren anneyi taklit ettiğini vurgulayan Topuz, "Siz eğer benim söylediklerimi evde tatbik ederseniz, çocuk da sizin yiyeceğinize alışacaktır. Çocuklarınızdan eti kesmeyin. Kırmızı kanserli hastalarda, kolon ve meme kanserleri, miğde kanseri gibi pek çok kanserler de riski arttırır. Haftada bir yiyin. Yağsız et olabilir. Kuzu eti, yağsız et olmalı. Haftada 2 kez yemeliler. Çocuklara mutlaka balık terbiyesi verilmeli. Maalesef Türk milleti bazı bölgeler dışında balık kültürü taşımıyor. Çocuklar balıkları sevmez, çünkü anneler de sevmez. Ama çocuklar mutlaka balık yemeli. Ancak dip balık olmamalı. Somon bile olsa içinde bir miktar civa vardır. Bir kişi haftada 1 kilodan fazla tüketmeyin diye uluslararası yapılan bir çalışmada söylenmekte" diye konuştu. Organik gıdalar yenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erkan Topuz, ’organik’ olarak adlandırılan ürünlerle ilgili çarpıcı bir bilgi de verdi. Topuz, gerçekten organik olarak yetiştirilen ürünlerin mantarlara ve diğer parazitlere karşı kendilerini koruyan bir hormon salgıladıklarını ancak bu organik olanların tarım ilaçlarıyla ilaçlanması durumunda içindeki koruyucu maddenin yok edildiğini belirtti. Tüketicinin bu durumu anlayabilmesinin zorluğuna değinen Topuz, "Hakki organik gıda eğer dünyada yetiştirilirse, dünyayı şimdiki durumdan en az en az 20-25 kat fazla kalori kurtarıyor. Dünya organiğe dönerse, dünya hiçbir anlamda zarar etmemiş oluyor. Bu sonradan uydurmalar, mantar ilaçları, hormonlar vs. doğrudan doğruya bizi yok etmeye hazırlanmış en büyük düşmanlarımız" dedi. Çocuklara çok fazla fastfood yiyecekler yedirilmesinin kanser riskini arttıracağını vurgulayan Prof.Topuz, haftada ya da 15 günde bir yenilebileceğini ancak haftada 3 kez yedirilmesinin kanser riskini 3 kata çıkarttığı gibi beyin, lösemi ve lemfoma riskini de arttırdığını belirtti. Fastfood yiyeceklerin içine konulduğu naylon ambalajlara dikkat çeken Topuz, Amerika’nın California eyaletinde bunun yasaklandığını ve kağıt değişikliğine gidileceğini söyledi. İçinde teflon bulunan bu ambalajların hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde de kanserojen madde olduğunun kesinleştiğini ve bunun insan bedenine geçerek kansere hazırlık yaptığını anlattı. Yumurta çok önemli ama dikkat!Prof. Dr. Erkan Topuz, ambalajlı gıdalardan kaçınılmasının altını çizerken hem üreticilere hem de tüketicilere şu uyarıyı yaptı: "Yumurta’yı da karton kutular içinde alın. Plastik ile kaplanmış olanlarda kanser riski olabileceğini gösteren yayınlar var. Ben dünyadaki son yayınlardan bahsediyorum. İmalatını yapan firma da lütfen o plastikleri çıkarsın."Yumurtanın beslenmedeki önemini vurgulayan Erkan Topuz, bazı uyarılar yapmayı da ihmal etmedi. Yumurtayı çiftliklerden aldığımız zaman kanserojen madde içinde yine var. Çabuk gelişsinler, çabuk yumurtlasınlar diye tavuklara bazı maddeler veriliyor. Ama besi mühendisliğinden dolayı çok büyük çiftliklerde üretilen ve ihraç edilen yumurtalarımız kaliteli. Ama besin değeri bizim kör tavuktan düşük. Bahçeniz varsa bir kümes kurup tavuğunuzu besleyin. Ama tavuk herşeyi yer. Bunun için dolaylı olarak bu da yumurtaya geçebilir. Geçer demiyorum ama geçebilir. Yumurtadan çok eminseniz çok hafif kaynatıp da yiyebilirseniz, çünkü değeri kalır. Çok az ısıtırsanız içindeki bazı maddeler değer de kazanabilir. Benim yumurtalarım köyden gelir ve ben çiğ yerim. Yumurtanın beyazı kanserden korur. Aynı zamanda tok tutar. Zayıflamak isteyenler için tok tutucu bir besindir."Tuhaf ama gerçek! Erkan Topuz’un yaptığı ilginç açıklama ekran başındaki herkesi çok şaşırttı. Prof. Dr. Erkan Topuz, Amerika’nın Washington kentinde kadınların doğum kontrol haplarının büyük nehre karışması nedeniyle balıklarda cinsel eğilimin değiştiği bilgisini verdi. Topuz, "Erkekler karışmaya başlamış balıklarda bile. O yüzden çoğalma azalmış. Balıklarda huy değişikliği başlamış. O yüzden erkeklerde sperm sayısı azalıyor, kadınlarda da doğum kontrolü azalıyor" dedi. Önemli tavsiyeler Prof. Dr. Erkan Topuz’un önerileri ve tavsiyeleri bunlarla da bitmedi. Topuz, şu önemli açıklamaları da sözlerine ekledi: -Çocuklara bebeklikten itibaren sebze ve meyve terbiyesi verelim. ÇOcuklarımız tombulsa meyva suyu ya da konsantre vermeyin. Meyveları genellikle steril şartlarda kabuklu yemeye çalışın. Pek çok kanserden korunduğunuz gibi, meyva sularında olmayan posalardan aldığınız gıdalar size daha faydalı olacaktır. Çocuklarımıza beş renkten günde bir veya ikişer tane tükettirin mutlaka. -Karadut dünyanın en kıymetli gıdalarından birisidir. Hiç bir böcek ilacı yapılmamıştır kendisine, hiç bir gübre atılmamıştır. Karadut şurubu yapın. Kaynatın, deepfrize’e atın. Kanserli hastalar için de çok büyük şifadır. Ağız yaralarına mani olur, bağışıklık sistemini geliştirir, sindirim sistemini düzeltir, kolon, yumurtalık kanserinden korur, meme kanseri riskini azaltır.-Beyaz şeker kanserojendir aşırı miktarda tüketirseniz. Zaten meyvelerin içinde şeker var. Esmer şeker Amerika’da bile terkediliyor. Kimsenin günahını almayayım ama bunun içine koyu pekmezimsi bazı maddeler, boyalar atılıyor, merdiven altı imalat yapılıyor, kavurup size esmer şeker diye yutturuyorlar. -Tatlandırıcılardan günde yarım yarım olmak kaydıyla 1,5 tatlandırıcı tüketirseniz şekerden çok daha az tatlandırıcı almış olursunuz. -Günde 1 veya 2 çorba kaşığından fazla bal tüketmeyin. Çaya, yeşil çaya bal karıştırabilirsiniz. -Yeşilçayın kanser için çok faydası vardır. Meme, kolon, ağız, boğaz vs kanserlerinden korur. Maalesef bunu da bilmeden cahilce konuşan hocalarımız bile var. ’Siyah çayın modası geçti, satılsın diye yeşil çay tavsiye ediyorlar’ diyorlarmış. Bana hastalarım söyledi. Bugün dünyada ispat edilmiş bir çaydır yeşil çay. Onun dışında siyah çayınızı açık içebilirsiniz. Ama lütfen siyah çayı konsantre içmeyin. -Lütfen ilk çıktığı zaman (Şimdi kayısı, kiraz, böğürtlen, bezelye vs çıkacak) ürünleri yemeyin. Ucuzladığı zaman yiyin. Çünkü piyasaya yetiştirmek için hormonu da inorganik gübreyi de basıyorlar. İlk çıkan doğrudan doğruya bir bomba gibi geliyor. -Çocukları spora özellikle yüzmeye alıştıralım. Bir hobi kazandıralım ki kötü alışkanlıklardan uzaklaştıralım. Resim, dans, müzik gibi herhangi bir faydalı olaya teşvik edelim. Çocukları mutlu yetiştirelim. -Çocuklara küçük yaşta cep telefonu almayalım. Varsa da 30 saniyeden fazla konuşturmayalım veya kulaklık kullandıralım.-Acı biber, arnavut biberi miğde kanserinden korur. Ancak Antep, Urfa gibi yerlerde damda yetiştirilmiş, kurutulmuş biberler aflatoksin denen bir madde ihtiva eder ki karaciğer kanseri yapar. Ne Avrupa ne Amerika bizden biber almaz. Siz biberinizi saksıda yetiştirin, sonra blendar ile çekin ve yemeğinizin üzerine atın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-958071876564461751?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/958071876564461751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuz-uyaryor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/958071876564461751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/958071876564461751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuz-uyaryor.html' title='Erkan Topuz uyarıyor!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOe3lespI/AAAAAAAAAH8/YFc9lsCAbfI/s72-c/erkantopuz_kanald77.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-3651336529791104738</id><published>2008-12-12T12:46:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:48:32.241-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><title type='text'>Topuz’dan sarsıcı sözler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOGSsYWAI/AAAAAAAAAH0/k-MIZ70IleY/s1600-h/erkantopuz_66.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279008320724162562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOGSsYWAI/AAAAAAAAAH0/k-MIZ70IleY/s320/erkantopuz_66.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, evlerde kansere yol açan maddelere dikkat çekti. Topuz, Türkiye’de ilk kez böyle bir açıklamayı yaptığını vurgulayarak ’Bütün gerçekleri anlatırsam Türkiye sarsılır’ diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı. Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. "Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı."Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye’de" diyen Topuz’un sarsıcı açıklamaları şöyle:-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var. -Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım. -En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin. -Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz. -Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor. -Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı. -Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir. -Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır. -Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım. -Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.-Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir. -En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır. -Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse. -Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok. -3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın. -Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler. -Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır. KANSER DALGA DALGA GELİYOR Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer." Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, "Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye’nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-3651336529791104738?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/3651336529791104738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzdan-sarsc-szler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3651336529791104738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3651336529791104738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzdan-sarsc-szler.html' title='Topuz’dan sarsıcı sözler'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULOGSsYWAI/AAAAAAAAAH0/k-MIZ70IleY/s72-c/erkantopuz_66.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-8072375225764856825</id><published>2008-12-12T12:44:00.000-08:00</published><updated>2008-12-14T11:11:50.302-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Topuz’dan hayati bilgiler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNnhP88TI/AAAAAAAAAHs/7RhaBYHa9j0/s1600-h/erkantopuz_kanald_a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279007792055513394" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNnhP88TI/AAAAAAAAAHs/7RhaBYHa9j0/s320/erkantopuz_kanald_a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, canlı yayında kanserle ilgili önemli bilgiler verirken, İstanbul Onkoloji Merkezi’nin dünya literatüründeki çok önemli yerine de dikkat çekti. İşte Erkan Topuz’dan hayati bilgiler....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz artık Türkiye’de birçok insanın tanıdığı bir isim haline geldi. Zaman zaman ekranlara çıkarak bilgilerini insanlarla paylaşan ve çok hayati bilgiler veren Topuz, bugün de Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk oldu. Kanserle ilgili önemli bilgiler veren Prof. Dr. Topuz, bir çok bitki, meyve ve sebze gibi yiyecek içecekler hakkında da önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yemeklerde fındıkyağı, kanola yağı ve zeytinyağının kullanılmasını tavsiye eden Erkan Topuz, beslenmeyle ilgili çeşitli uyarılarda bulundu. Zencefil’in üst solunum yolları ve miğdedeki gastrit için çok önemli olduğunun altını çizen Erkan Topuz, taze zencefil, papatya, bal ve bir dilim limon kabuğundan yapılacak çayın günde 2-3 kupa içilmesini önerdi.Aynı şekilde zerdaçal’ın da vücut için çok önemli yararları olduğunu anlatan Erkan Topuz, yemeklere, çorbalara, pilavlara konulmasını tavsiye etti. Yine keten tohumunu da yemeklere ve çorbalara koyarak tüketilmesini önerdi.Kırmızı turp, tere, lahana, karnabahar, soğan, sarımsak gibi bitkilerin yararlarını anlatan Erkan Topuz, evlerde kullanılan hazır salçalar yerine mevsiminde çıkan domateslerden ev yapımı salçalar kullanılmasını tavsiye etti. Meyve ve sebzelerin üzerlerindeki ilaçlardan arınması için elma sirkesi ile yıkanmasını öneren Erkan Topuz, tezgahlarda parlak görünen bir takım gıdaların parlatılmasında mum kullanıldığını söyledi ve elma sirkesi ile ovulması gerektiğini anlattı.Yoğurt konusunda da önemli bilgiler veren Erkan Topuz, ev yapımı yoğurdun günde yarım litre tüketilmesini tavsiye etti. Topuz, günlük sütle yapılmasını salık verdiği yoğurdun ilk mayasının da probiyotik yoğurtla yapılmasını önerdi. Taze sebze ve meyvelerin yanısıra havuçun da çok önemli bir gıda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan topuz, özellikle sebze ve meyvelerin kendi mevsiminde yenilmesi gerektiğini de vurguladı. Bu arada tuzsuz, işlenmemiş ayçekirdeğinin her gün bir avuç yenmesinin sağlıklı olduğunu ve içinde omega 3 bulunduğunu belirten Erkan Topuz, cevizin de omega 3 açısından önemli bir yemiş olduğunu, günde bir avuç yenmesi gerektiğini söyledi ve kabuklu yemişlerin açık değil kabuklu haliyle satın alınmasını önerdi. DÜNYANIN ÖNÜNE GEÇMİŞİZ HABERİMİZ YOK Onkoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Erkan Topuz, programda kanser araştırmaları ve çalışmalarıyla ilgili bilgiler verirken önemli bir açıklama yaptı. Dünyada yalnızca 3 onkoloji merkezinde yapılan bir tedavi yöntemini yıllar önce Türkiye’de başlattıklarını söyleyen Topuz, şunları anlattı: Dünyadaki üç büyük onkoloji merkeziyle birlikte İstanbul’daki onkoloji merkezi bir çalışma başlattı. Tesadüfi olarak. Hastaların direk karnına ilaç koymak, kanser üzerine. Biz bunu 1992’den beri Türkiye’de yapıyoruz ve dünyada bunu yapan 3. ülkeyiz. Bununla da iftihar ediyoruz. Bu şu anda en iyi tedavi tarzıdır. Bunu herkes yapamaz. Amerikan Kanser Enstitüsü diyor ki ’Ancak tecrübeli yerler yapar’. İşte İstanbul Üniversitesi ne kadar büyük bir üniversite ki düşünün 1992 yılında belki de daha önce başlattı."MERKEZİ YENİLEMEK İÇİN İLLE TELEVİZYONA MI ÇIKILMALIYDI? Sonunda Türkiye için son derece hayati önem taşıyan Onkoloji Merkezi’ne, Uğur Dündar’ın Arena programında toplanan yardımlar sayesinde yeni aletler alınacak ve yenilenecek. Ancak, Erkan Topuz’un ekranlarda yaptığı uyarılar ve Uğur Dündar’ın girişimleri sonucunda bu önemli kuruma dikkat çekilebildi. Yapılan bu girişim öncesinde anlaşılan tüm dünyada da önemli ve hatırı sayılır bir yeri olan ve imkanlar zorlanarak işleyen bu merkez çok ihmal edilmiş olacak ki Erkan Topuz, dünyada bu kadar önemli bir yer teşkil eden merkezin çalışmalarını anlatırken şu dikkat çekici açıklamayı yapmadan geçemedi: "Çok önemli çalışmalara imza attığı halde hep geride kalan Ve ne yazık ki 70 bin hastanın sürküne ettiği, 7 bin yeni hastanın geldiği, herkesin omuzomuza içeriden geçtiği bu gariban enstitüde maalesef böyle de güzel çalışmalar yapılabiliyor!"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-8072375225764856825?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/8072375225764856825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzdan-hayati-bilgiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/8072375225764856825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/8072375225764856825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzdan-hayati-bilgiler.html' title='Topuz’dan hayati bilgiler'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNnhP88TI/AAAAAAAAAHs/7RhaBYHa9j0/s72-c/erkantopuz_kanald_a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6147488829172185145</id><published>2008-12-12T12:42:00.000-08:00</published><updated>2008-12-14T11:12:18.836-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='a'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Sağlık Bakanlığı olaya el attı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNPErMChI/AAAAAAAAAHk/2OM9KLdPOHk/s1600-h/erkantopuz_kanald2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279007372068260370" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNPErMChI/AAAAAAAAAHk/2OM9KLdPOHk/s320/erkantopuz_kanald2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, Herbalist Ömer Coşkun’un hastaların ölümüne sebep olduğunu iddia etti ve medyayı Coşkun’un reklamını yapmakla suçladı. Yayına Sağlık Bakanlığı’ndan bir yetkili de katılarak açıklama yaptı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanal D’de yayınlanan Dobra Dobra programına katılan Prof.Dr. Erkan Topuz, "Medya Coşkun’un reklamını yapıyor. Bizim milletimiz biraz saftır. Maalesef bu adamın müşterisi daha çok artacaktır. Benim korkum verdiği su ve içine kattığı 3 tane uyduruk ilaç değil. Kurtulabilecek hastaların bu adama giderek kurtulmasına mani olmasıdır" dedi.Bir süredir medyada çeşitli kanallarda programlara çıkan ve ’Herbalist’ olarak adlandırılan Ömer Coşkun, son olarak kızının ölümüne sebep olduğu iddiasındaki baba ile canlı yayında yaşanan kavga olayıyla gündeme gelmişti. Prof. Dr. Erkan Topuz’un, Ömer Coşkun’un ölümlere sebep olduğunu anlattı. Topuz, "Bu adam ölüme sebep olmakta. Çünkü tedavisi olabilecek, meme kanseri, yumurtalık, kolon kanseri gibi bizim yüzde 85 kurtarabileceğimiz yüzlerce hasta bu adama gitmekte ve tedaviden mahrum kalmakta" dedi. "Benim korkum, halkımıza medya inadına öncülük yaparak bu adamın reklamını yapmakta. Yoksa bu uyduruk sudan içerek kimsenin iyi olması mümkün değil" diyen Erkan Topuz, "Tabipler Birliği, Savcılar, Maliye, Sağlık Bakanlığı nerede? Bu adam her ürünü 500-600 milyona satıyor. Günde 300 tane sattığını söylüyor. Bu tür insanların büyük bir kısmı sahtekar bir kısmı ise akıl hastasıdır" diyerek ekrandan yetkililere çağrıda bulundu.Bu çağrıdan sonra Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç.Dr. Öner Odabaş, canlı yayına telefonla bağlandı. Odabaş, "Ömer Coşkun’un durumu bizim açımızdan suç duyurusu olarak algılanmış durumda basın yoluyla. Teftiş Kurulu’na intikal etmiş durumda. Bununla ilgili inceleme başlatıldı. Daha yeni ortaya çıkmış bir hadise, sanıyorum hazırlıkları yapılıyor" açıklamasını yaptı. Pakize Suda ve Müge Anlı’nın hala bir şey yapılmadığı ve bu kişinin elindeki bitkilerle kanal kanal dolaştığı sözleri üzerine Odabaş, incelemelerin uzun bir zaman aldığını söyledi. Pakize Suda’nın "Ölümler başladı hala bir şey yapılmıyor, ne bekliyorsunuz ki! Hiç olmazsa bir şekilde mani olunmuyor mu? meslekten men edilmiyor mu?" sorusu üzerine Odabaş, şu yanıtı verdi: "Suçlu bulunan kişiler adli mercilere sevk ediliyor. Gerekli cezalar veriliyor. Bakanlık olarak bize düşen bu konudaki ihbarlarda suç duyurularında üzerine gitmemizdir. Teftiş Kurulu bu konuyu ele almış ve inceleme sonucunda adli mercilere giderse tabi ki cezasız kalmayacaktır." Prof. Dr. Erkan Topuz’un canlı yayındaki şu sözleri ise bir hayli düşündürücüydü:"Sağlık Bakanlığı çok güzel bir girişim yaptı, 4-5 sene önce. Kanserde Danışma Kurulu’nu kurdu. Bu kurulun Tamamlayıcı Tıp Danışma Kurulu Başkanı da benim. Bu Coşkun beyefendinin bana soruşturması geldi, 6 ay önce. Böyle bir şey olmayacağını, bunun hiçbir işe yaramayacağını ve bir sahtekarlık olduğunu Sağlık Bakanlığı’na bildirdim. Ama hiçbir cevap almadım." Doç. Dr. Öner Danış, Topuz’un bu sözleri üzerine, "İnceleme müfettişlerimiz bu konuyu şu anda zannediyorum inceliyorlar" cevabını verdi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6147488829172185145?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6147488829172185145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/salk-bakanl-olaya-el-att.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6147488829172185145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6147488829172185145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/salk-bakanl-olaya-el-att.html' title='Sağlık Bakanlığı olaya el attı'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULNPErMChI/AAAAAAAAAHk/2OM9KLdPOHk/s72-c/erkantopuz_kanald2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-7895036510721337184</id><published>2008-12-12T12:41:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:42:46.568-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Kanser hastalarına müjde !!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMwCntlXI/AAAAAAAAAHc/uu5DOB2_daU/s1600-h/dundar_topuz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279006838940865906" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMwCntlXI/AAAAAAAAAHc/uu5DOB2_daU/s320/dundar_topuz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanal D’de yayınlanan Dobra Dobra programında, kanserli hastalar için büyük bir adım atıldı. Uğur Dündar’ın önerisiyle, Onkoloji Enstitüsü direktörü Prof. Erkan Topuz’un da bulunduğu programda önemli bir kampanya başlatıldı...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Müge Anlı ve Pakize Suda’nın sunduğu programın konukları Prof. Dr. Erkan Topuz ve Uğur Dündar idi. Dün de programa konuk olan onkoloji alanındaki önemli profesörlerimizden Erkan Topuz, kanserle ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Uğur Dündar da programda bir öneride bulundu. Dündar, Onkoloji Merkezi’nin yenilenmesi için İstanbul’da büyük rantlar sağlayan yeni inşaatçılardan belli bir para alınması veya onkoloji merkezinin cihazlarının yenilenmesi şartının koyulmasını önerdi. Bu öneri İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’a canlı yayında yapılan telefon bağlantısıyla iletildi. Dündar, Topbaş’a "İstanbul’da inşaat yapan firmalar var. Bunlar büyük projelere imza atıyorlar. Gökdelenler ve lüx konutlar yapıyorlar. Acaba belediye, bütün işlemleri yasal olmak kaydıyla, o firmalara ’Bu işi yaparken bir de hayır işi yapın. Onkoloji enstitüsüne şu cihazlar lazım. Burasının yenilenmesi gerekiyor. Türkiye’nin medar-ı iftihar-ı bir sağlık kurumu. Oraya şu cihazları alın’ diyebilir misiniz?" sorusunu yöneltti. Bu öneriye son derece sıcak bakan Kadir Topbaş da "Memnuniyetle derim. Bu hem iyilikseverlik bir hayır hem de toplumumuzun sağlıklı nesilleri için çok önemli. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu şekilde yardımları yapmak isteyenler olduğunu da hissediyorum. Yeter ki doğru yer ve adres olsun. Bu ülkenin sıkıntılarına da biraz el uzatmalı, herşeyi devletten beklememeli" dedi. Daha sonra Prof. Dr. Erkan Topuz’a gerekli olan para miktarı soruldu. Topuz, aşağı yukarı, eğer dört dörtlük bir yer haline getirmek iisteniyorsa, 10 milyon dolar civarında bir paraya ihtiyaç olduğunu söyledi. Böyle bir durumda merkezin dünyadaki en iyi onkoloji merkezi olacağını söyledi. Topbaş’ın cevabı ise şu oldu: "Hemen başlayalım. 50 bin YTL benden, has bahçemden. Bu bir başlangıç olsun. Hiç olmazsa belli bir noktaya kadar getirilir. Gerekirse Sağlık Bakanlığı’na da söyleriz. Buna gönülden katılırız. Çaresizlere çare olmak çok güzel bir şey"Müge Anlı, bununla ilgili bir kampanya başlatmayı önererek hem program hem de Kanal D olarak destek vereceklerinin altını çizdi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-7895036510721337184?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/7895036510721337184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-hastalarna-mjde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7895036510721337184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7895036510721337184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-hastalarna-mjde.html' title='Kanser hastalarına müjde !!!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMwCntlXI/AAAAAAAAAHc/uu5DOB2_daU/s72-c/dundar_topuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6008447444881606184</id><published>2008-12-12T12:39:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:41:09.067-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Mutfaktaki tehlike !!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMX5RcoCI/AAAAAAAAAHU/z7gFJ2cGvks/s1600-h/erkan_topuz_kanald1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279006424114700322" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMX5RcoCI/AAAAAAAAAHU/z7gFJ2cGvks/s320/erkan_topuz_kanald1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Onkoloji Enstitüsü direktörü Prof. Erkan Topuz’dan hayati uyarılar! Topuz, salam, sosis, turşu gibi yiyeceklerdeki kanser tehlikesi ve dip balıkları konusunda önemli uyarılarda bulundu...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanal D’deki Dobra Dobra programına katılan Erkan Topuz, kanserden korunma ve tedavi süreciyle ilgili önemli bilgiler verdi. Özellik çocukların beslenmelerine çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Topuz, herkesi ilgilendirecek şu bilgileri verdi: "Ev turşusunun hiç bir zararı yok. Tansiyonunuz falan yoksa yersiniz. Ama dışarıdan aldığınız turşularda nitrit vardır. Sucuk, salam, sosis, konserve, hazır meyva suları yasak. İçlerinde nitrit var. Haftada 3 kereden fazla fastfood yiyenlerde kanser riski 2-3 misli fazladır. Çocuklarımızı bu tür yiyeceklerden, yağlı gıdalardan, margarinden uzak tutalım, spor yaptıralım onları obez yaptırmayalım. Beyaz et yedirelim. İstanbul’un dip balıklarından bahsetmiyorum mezgit, kefal, barbun gibi dip balıkları zehirlidir. Ama yüzey balıklarını mutlaka yedirelim, istavrit, hamsi, lüfer, uskumru, çinekop, somon gibi balıkları yiyelim. Özellikle somonu hiç çekinmeden her mevsimde yiyebilirsiniz. Okyanuslarda yakalanan bir balıktır Omega3 bakımından son derece zengindir."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6008447444881606184?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6008447444881606184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/mutfaktaki-tehlike.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6008447444881606184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6008447444881606184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/mutfaktaki-tehlike.html' title='Mutfaktaki tehlike !!!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULMX5RcoCI/AAAAAAAAAHU/z7gFJ2cGvks/s72-c/erkan_topuz_kanald1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-5318371864616197548</id><published>2008-12-12T12:36:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:39:04.753-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Erkan Topuz’dan kanser uyarısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULL3SuNyvI/AAAAAAAAAHM/N-hWn9cOCYM/s1600-h/meyveler_02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279005864010566386" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULL3SuNyvI/AAAAAAAAAHM/N-hWn9cOCYM/s320/meyveler_02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir çok kanser türünün tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini anlatan Prof. Dr. Erkan Topuz, ’Kanserde her zaman ümit vardır’ dedi ve kanserden korunmanın yollarını anlattı. İşte o çarpıcı bilgiler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fox TV’Deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine önemli açıklamalar yaptı. Zaman zaman televizyon ekranlarında halkı kanser konusunda bilgilendiren Erkan Topuz, bugünkü canlı yayında da kanser hastalarına seslenerek ümitlerini hiç kaybetmemeleri gerektiğini belirtti ve son dönemde kanser alanında tıptaki gelişmeleri anlattı: "Hiç bir zaman ümitsiz olmayın. Özellikle kadınlarda meme, yumurtalık, erkeklerde testis kanserleri için de böyle. Mesela böbrek kanserlerinde hiç ümit yoktu eskiden. Şimdi yeni bir ilaç bulundu. Böbrek tümörlerinde şifa elde ediyoruz. Hem de hedefe yönelik şekilde. Karaciğer kanserinde de yine bir ilaç bulundu. Modern bir şekilde tedavi yapıyoruz. Her kanser türünde büyük gelişme var. Beyin tümörlerinde bile...."Prof. Topuz, bu açıklamalardan sonra halkın modern tıptaki gelişmeleri dikkate almaları gerektiğinin altını çizdi ve şu önemli uyarıyı yaptı: "Demek ki modern tıppı hiç bir zaman bırakmıyoruz. Kocakarı ilaçlarının, sahtekarların, şarlatanların kol gezdiği bir ortamda. Ben televizyona çıktığımdan beri biraz sustular. SAKIN İNTERNET KANALIYLA İLAÇ ALMAYINIZ! Tarım Bakanlığı’nın kontrolünden geçmiş ilaçları alalım eczanelerden. Ortalık sahtekar kaynıyor."İŞTE PROF.DR.ERKAN TOPUZ’DAN ÇARPICI BİLGİLER VE UYARILARŞEKER KANSERİN EN SEVDİĞİ GIDADIR -2020 yılında 20 milyon belki daha fazla kişi kansere yakalanacak. Çünkü çılgınca bir artış var. Amerika’da 550 ton böcek ilacı toprağa dökülmekte. Her bir bebeğe senede 2,5 kilogram ziraat ilacı düşmekte. Türkiye’de bu daha bilinçsiz kullanılıyor. Onun için ’Biz niye kanser oluyoruz?’ demeyin. İşte bunlardan dolayı oluyoruz. Bizim Karadeniz’de fındık veya diğer tarlaları açmak için zehir döküyorlar. Bu zehirler suya geçiyor ve bizim zavallılar şakır şakır o memba sularıyla zehirleniyorlar. Karadeniz ya da Antalya’daki yerler vs. Çiftçilerde beyin tümörü, lenfoma, lösemi en çok görülüyor. Çünkü içtiği suyla direk kanseri alıyor. Topraktaki dikenler bitsin diye oturup dibine zehir atmamalılar.-İnsanlar kendi kendini kansere hazırlıyor. Dünya kansere çanak tutuyor. Yani hepimizin kanser olması için dünya uğraşıyor. Amerika dahil. -Amerika’da kolaya, japon yemeklerine bile şeker koyuyorlar. Çünkü şeker şişmanlatıyor, doyurucu oluyor. Bu da obeziteye sebep oluyor. Obezite demek kanser demek. Şeker demek, kanserin en sevdiği gıda demek. Yani Amerika’lı vatandaşını korumuyor. Rahatına bakıyor. Millete ucuz beslenmeyi ve fastfoodu dayatıyor. Onun için birinci sebep korunmak. -Beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan kaçınmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak çok az miktarda tercih etmeliyiz.-Hiç bir ürünü devamlı olarak kullanmayınız. Mesela suları 3 ayda bir değiştiriniz. Ne olursa olsun hepsinde ufak bir karışım vardır. Kronik olarak aldığınız bir şey uzun sürede kanser yapar. Kaynatmakla alakası yok. Dağlardan tepelerden gelirken bu bitkisel ilaçların içine karışması olayı doğrudan doğruya farklı bir konuma getiriyor.-Esmer ekmeğin kabuğunu yeyin. Kabuğunda kanserden koruyan bir madde bulunur.-Örneğin kuşkonmaz, fesleğen çok büyük şifadır. Fesleğeni salatalarınıza atın, büyük miktarda C vitamini vardır. -Rezeneyi bol bol tüketin. Rezeneyle beraber, taze zencefil, nane ve bir elmayı birleştirip katı meyva sıkacağından çıkarıp yemeklerden önce bir iki çorba kaşığı içerseniz sizi miğde kanseri, ülser ve gastritten korur.-Kemoterapi ve radyoterapi görenler, kaynar suyun içine bir kahve kaşığı kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyup günde 3 kupa tüketebilir. Bu karışım, ağız yarasına mani oluyor, radyoterapinin meydana getirdiği bazı yanmalara mani oluyor, kemoterapinin meydana getirdiği bulantıyı azaltır.-Çemenin, tümör hücrelerini küçülttüğü görülmüştür. Aynı zamanda domates salçası, sarımsak, arnavut biberi (acı seviliyorsa) ve mesela tarhun gibi mucizevi bitkiler çektirilip bir dilim her gün ekmeğin üzerine sürerse kanserden kendisini korumuş olur bir ölçüde.-Kansere yakalanmadan evvel süt içmekte hiç bir mahsur yok. Ama kansere yakalandığında insanlar aşırı miktarda sütlü gıdalar almamalı. -Ailesinde meme kanseri olmasa bile 7-8 kadından biri zaten bu hastalığa yakalanıyor. Meme kanserinden korunmak için ve herhangi bir şekilde memede fibrokist ya da başka kist varsa keten tohumunu eksik etmeyecek, soya yağı, E vitamini, selenyumunu alacak (doktora danışarak almalı) Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilaç almayacak. -Kolon kanserleri: Kabızlık kesinlikle çekmemeli. Bu tür hastalar havuç, ananastan büyük fayda görürler. Bu kişilere doğrudan meyva suyunu tavsiye etmiyorum. Direk meyvayı posalı tüketmeliler. Kırmızı etten kaçmalı, tuzlu ve bekletilmiş etler, sucuk, salam, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfooddan kaçmalı.-Normal pamuk kanserojendir. Ama doğal pamukta arpa buğday, fasulye, soya, mercimekleri çillendirsinler ve salatalarına katsınlar. Bu filizler kanserden korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. -Biberiye meme ve diğer kanser türlerinde çok büyük şifadır, depresyona da iyi gelir.Balkonunuza ekin, yaşını salatalarınıza atın, kurusunun da çayını yapın. Arnavut biberi çok şifalıdır. Karahindiba, kuzukulağı, tere gibi bir çok faydalı bitkiyi balkonlarda yetiştirebilirsiniz. -Keten tohumu tane olarak alıp, küçük bir kahve veya karabiber öğütücüsünde öğütüp her gün bir çorba kaşığı alınmalı. Ama her iki üç günde bir tazeleyin. Çok şifalı. meme ve kolon prostat kanserinde özellikle. İçinde önemli yağlar var. Ancak soya yağı ile keten tohumu meme kanserine yakalananlarda YASAK.-Zeytin başlı başına bir şifadır. Ama dikkat edin benzin veye yağ üreten fabrikalardan teneke alıyor ve içlerinde zeytinyağı yapıyorlar. Bu çok tehlikeli ve kanserojen. Belli bir markayı ya da bildiğiniz yerden alınız. Bunlara bir de boya katıyorlar. -Rahim ağzı kanserinden korunmanın başında havuç gelir. Kırmızı olan yiyecekler çok önemlidir. Kırmızı olan herşeyin rahim kanserinde çok büyük bir etkisi vardır. Dulavratotu, civanperçemi çayı miyom oluşmasını yavaşlatır. Her kadın yılda bir kez simir testi yaptırmalı. -Sakın sıcak ya da kaynar suyla ya da meyva susuyla veya susuz bir şekilde hap yutmaya kalkışmayın. Mutlaka suyla için. Çünkü bunlar yemek borusuna takılı kalıyor, bir süre sonra ülser meydana getiriyor. Kronik ülser de zamanla kanser meydana getiriyor. Bu basit bir uyarı ama binlerce insanın hayatını kurtarır.-Zerdaçal, Tanrı’nın bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı alabilmeliler. Bir tavuk çorbası yapıp içine koyup ailecek yesinler mesela. Bunu bir baharat olarak kabul etsinler. -Elma ve soğan da çok önemlidir. Mutlaka yenilmesi lazım.BU ÇALIŞMA DÜNYADA İLK Prof. Dr. Erkan Topuz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın öncülüğünde yeni bir uygulama yapmaya hazırlandıklarını ve bu uygulamanın dünyada bir ilk olduğunu belirtti. Özellik sigara içenleri akciğer kanseri konusunda uyarmaya yönelik olan ve sağlıklı beslenmeyi anlatan bir takım bilgiler elektronik bilboardlarla halka verilecek. Topuz, bu uygulamayı şöyle anlattı: "20 saniyede bir 1 insan akciğer kanserinden ölmeye başladı. Çeşitli yerlere konulacak bilboardlarla sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgiler verilecek ve her 20 saniyede bir 1 insanın öldüğü hatırlatılacak. İnsanlar 20 saniyede bir kafasını kaldırıp bakınca, bir kişinin daha eksildiğini görecek. Bu bilgiden sonra da herhalde kafasına dank edecek."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-5318371864616197548?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/5318371864616197548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-kanser-uyars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/5318371864616197548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/5318371864616197548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-kanser-uyars.html' title='Erkan Topuz’dan kanser uyarısı'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULL3SuNyvI/AAAAAAAAAHM/N-hWn9cOCYM/s72-c/meyveler_02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-3413091635327894077</id><published>2008-12-12T12:34:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:36:20.368-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Topuz’un kanserojen uyarıları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULLPkS3yNI/AAAAAAAAAHE/SP6rQIri5rQ/s1600-h/erkantopuz_arena.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279005181532948690" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULLPkS3yNI/AAAAAAAAAHE/SP6rQIri5rQ/s320/erkantopuz_arena.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanser konusunda çok önemli bilgiler veren Prof. Dr. Erkan Topuz, bu kez Arena’daydı. Topuz’un verdiği hayati bilgiler arasında son derece dikkat çekici ayrıntılar vardı. İşte 24 saat boyunca maruz kaldığımız kanserojen tehditler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Star TV’de, araştırmacı gazeteci Uğur Dündar yönetimindeki Arena programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine çok çarpıcı açıklamalar yaptı. 2020 yılında dünyada 20 milyon insanın kanser olacağını vurgulayan Prof. Dr. Erkan Topuz, yiyecek-içecek maddelerinden, giyim kuşama ve temizlik malzemelerine kadar bir çok üründeki kanser tehlikesine dikkat çekti ve son derece önemli uyarılarda bulundu. İşte Prof. Dr. Erkan Topuz’un açıklamaları:-Yeni arabalarda çok güzel kokular vardır. İşte kanserojen! Çünkü arabaların içindeki tüm o plastikleri yapıştırmak için kullanılan yapıştırıcıların hepsi kanserojendir. Tabiatta o kadar güzel yapıştırıcılar vardır ki... Mesela ipek böceklerinin salgısından elde edilen zamkın gücü başka hiç birşeyde yok. Midyeler, denizdeki demirle birleşerek taşa yapışıyor ve onu kopartamıyorsunuz. Korkunç bir yapıştırıcı gücü var. işte dünya yavaş yavaş bunlara dönmeli...-Kuru temizleme işleminden geçen giysilerin üzerinde kanserojen madde kalıntıları vardır. -İşyerlerinde bilgisayarlar açık, belki oda da televizyon var ve o da açık, cep telefonları da tabii yanımızda... Radyasyonlu ortamları havalandırmak gerekir. Cep telefonlarıyla 30 saniyeden fazla konuşmak, 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 katına çıkmasına neden olmakta. Cep telefonlarını kulaklıkla kullanalım. Nispeten daha koruyucu bir etkisi var. Bilgisayarlarımızı gerekmedikçe açık bırakmayalım. Televizyonları 6-7 metre uzaktan izleyelim. -Baz istasyonlarına aşağı yukarı 1 kilometre uzaklıkta oturmamız gerekir. Bir de ayriyeten Amerika’da yeni çıkan yasa ile cep telefonlarını kuvvetlendirici yerler var. Onların da okullara 500 metreden yakın olmaması gerekiyor. Yeni yapılan bir çalışmada (2005 yılı Amerika’da) otobana yakın oturanlarda özellikle çocuklarda kanser ve lösemi riskinin 5 kart arttığı görülmüş. Arabalardan yayılan mazot ve kurşun atıklarından dolayı. -Çalışan insanların çoğunluğu öğle tatillerinde fastfood yiyorlar. Yanında bir gazlı içecek var. Tabi bunların içinde şeker var. Şeker kanserin en önemli dostudur. Fastfooddaki et kırmızı et ve yanmış. Bunun içinde bir yığın katkı maddesi var. Yanında ise hiç hiç sebze yok. -Sodayı da aşırı tüketmeyelim. Radyasyon var çünkü içinde. 1-2 tanenin zararı yok ama aşırı miktarda tüketmeyelim. -Sert içkilere karşıyız. Votka, rakı gibi. Çünkü miğde, ağız, diş ve mesane kanseri yapıyor. Günde 2 bardak şarap içen kadınlarda meme kanseri riskinin 3-4 kat arttığı görülmüştür. Ama bu çok yanlış anlaşılmasın, şarapçılar iflas eder. Şarapların içinde de pestisit var. Çünkü bunlara organik gübre atabiliyorlar. Organik şarap içebilirler. Kaliteli yetiştirene karşı değilim, ama üzümler aşırı büyük olsun diye çok aşırı gübreleniyor. -Zeytinciler de bunu yapıyorlarmış. Zeytinler iyi olsun diye 5 kat fazla gübre atıyorlarmış. -Yapraklı olan yiyecekleri lahana, kıvırcık, marul gibi sebzelerin ilk 4 yaprağını atalım. Çünkü istediğiniz kadar yıkayın, organik bile olsa pestisiti uzaklaştırmanız mümkün değildir. -Lahana veya haplarını tüketin. Kırmızı turp, lahana, karnıbahar ve brokoliyi haftada 2 kez tüketirseniz hipotriodi yapabilir. O yüzden genellikle buharda pişirin ve öyle tüketin. Organik nedir? -Doğrudan doğruya pestisit atılmamış yani tabi toprakta yetişen, zirai mücadele ilacı kullanılmamış, organik gübre genellikle kullanılmış yiyecekler. Organik gübre de çok önemli. Amerika’da organik gübreye bile bakıyorlar. Çünkü o gübrenin alındığı hayvan da pestisit almış olabiliyor. Bu çok ince bir çizgi. -Dünyanın en iyi organiklerinde bile yine 3-5 tane pestisit bulunmuş. -Hakiki organik, Tarım Bakanlığı’nın tasdiki olanlarını almak zorundayız, yani artık buna inanmak zorundayız. Ama onun dışındakilere de çok dikkat etmemiz gerekiyor.Organik ürünün ne faydası var?Organiklerde salvastrol denen bir madde var. Mesela kırmızı turp kendisini haşarelerden, böceklerden ve etrafında kendisini rahatsız edebilecek zararlı mahsullerden koruyor ve bunun için de salvastrol denilen maddeyi salgılıyor. Doğal bir savunma. Ama maalesef inorganik yetiştirilen ürünlerin salvastrol üretmesine gerek kalmıyor. İşte biz organik olanı aldığımız zaman salvastrol ümmün (bağışıklık) sistemimizi güçlendiriyor, kanserden koruyor, kolestrol seviyesini düzenliyor vs...-Çocuklar patates kızartmasını çok seviyorlar. Onların keyfini kaçırmayalım. İlk yağda, temiz bir yağda biraz kızartılabilir. -Çocuklara balık terbiyesi verelim.Neden kuzu eti?-Ben kırmızı et için sadece kuzu etini önerdiğimde bir öğretim üyesi çıktı "Ankara’da kuzu kalmadı" dedi. Kuzuyu önermemin nedeni şu: Gariban doğduktan sonra hiç bir zaman tarlaya salınmıyor. Çünkü tarlaya salındığı zaman pestisitleri otluyor hayvan. Onun dışında biz ineklere 80 kilo süt versin diye büyüme faktörü veriyoruz. Bu gidip adalesinde birikiyor. Büyüme faktörü vücudunda kanına giriyor, kanıyla adaleye ve sütüne geçiyor. Hormon bu, ve kanserojendir. Vücuda girdiği zaman insülin oranını yükseltiyor ve insülinin inip çıkması da glikozu tetikliyor. Yani üç yönden kanserojen oranı tetikleniyor. İnsanları aydınlatmak zorundayımBunlara rağmen, maalesef bana bir öğretim üyesi de bunu söylüyor. Ben de dedim ki: "Eğer siz istiyorsanız diğerlerini de yiyebilirsiniz ama ben insanların yüzde 90’ı benim ağzımın içine bakıyor. Onları aydınlatmak zorundayım. Sağolsun, Uğur Dündar ile biz bu işe soyunduk. Siz ne derseniz deyin biz bu işin peşindeyiz". Genellikle bütün Amerika’daki büyük şirketler -Türkiye’de tabi buna bir yerde yakın-biz böyle bir şeyler söylediğimiz zaman hemen bir bilimsel kurul kuruyorlar. ’Bunlar satın alındı’ demiyorum, iftira etmiyorum hocalarımıza ama bunlar hemen bir çalışma başlattırıyorlar, belli büyüklükte bir fon alarak. "Bu fonun sonucunu bekliyoruz efendim, bu nasıl olur?" diyorlar. Bu sürüyor 3-4 sene. O süre içinde de köşenin köşesini dönüyorlar. Bu arada da bir sonuç çıkmıyor bundan zaten. Gerçekleri açıklayanları tehdit ediyorlar -Bizim gibi yeşilci olanları, dernekleri mahkemeye veriyorlar, tehdit ediyorlar. Ben de alıyorum bu tehditleri. Tehdit ediyorlar ve bunun dışında milyonlarca dolarlık tazminatlarla gözünüzü korkutmaya çalışıyorlar ve karşı lobiler kuruyorlar. Çünkü işte ’Dünya aç kalacak, dünya yok olacak, eğer biz bu tarım mahsullerini üretmezsek, bu kimyasalları yok ediyorlar ama biz bunları dolaylı olarak ortaya çıkartıyoruz, besin değerlerinin içine söylediğiniz bitkilere enjekte ediyoruz vs..’ diyorlar. -Domatesin çekirdeği yok. Tohum vermiyor. Büyük tröstler Türkiye’ye satıyor belli miktarda. Onu çoğaltamıyorsunuz çünkü içinde tohum yok. Bunu en çok satan İsrail’dir. Onlar bize tohum yollamasa biz açız. Biz bunu kendimiz üretebiliriz. Biz bunu niye yapmıyoruz? Ama onlar genetiğiyle oynayarak en aza indiriyorlar. -Çekirdeksiz karpuz yiyoruz. Olacak şey mi?! Sanki çok makbulmuş gibi. Halbuki çekirdeğini ayıklasak ne olur?!! Üstelik iki katı fiyatına satıyorlar. Halbuki karpuz betakrotan bakımından kırmızılar içinde kanserden koruyan en iyi varlıklardan bir tanesidir. Bulaşık detarjanlarındaki tehlike -Bulaşık makinasındaki deterjanı hiç bir şekilde arıtamayız. Çok az miktarda da olsa kalıcı olur. Deterjanın içine elma sirkesi koysunlar. Makinadan çıktıktan sonra da büyük bir cam kabın içine 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi koyalım. Tabağımızı sofraya koymadan önce bunun içine sokup çıkaralım. Çünkü deterjana sirke de koysanız ne kadar yıkarsanız yıkayın, çok az miktarda da olsa pestisit kalır.-Mutfakta, porselen, cam ve çelik kullanalım. -Bakır, aliminyum ve plastik mutfağınızda olmasın. -Dip balıklarında kanserojen madde var. Kefal, barbun, mezgit kanalizasyon diplerinde yetişiyor. İstanbul’da yenilen karides, midye ve istiridyeye ağzınızı sürmeyin. Zehirleniyorsunuz. Midyeden çok zehirlenen insan oldu. Çünkü doğrudan doğruya kanserojen, içinde kurşun ve civa var. Beyin dokusunda tahribat yapıyor, atılmıyor. En büyük kanserojen civa. Bunlar da çinko da çok. -Bitkisel baklagiller, bunlar protein ihtiva eden tabi proteinler. -Yumurtanın beyazı dünyanın en faydalı en zararsız proteini. Herkesi ekrana çıkarıyorlar, medya çok hatalı! Türkiye’de sazı eline alan, olur olmaz herkes artık ekrana çıkıyor, reyting getirsin diye. Medya maalesef çok suçlu. Her programda görüyorum lise mezunu bile olmayan adamlar herbalist diye çıkıyorlar. Doktorlar belki nam yapsın, şöhret yapsın diye bilir bilmez bunların belki kapağını açmamış çıkıp konuşuyorlar. Dikkat edin diyorum ve buradan uyarıyorum; prostat olan hastalar çinko almasın ve yüksek doz kalsiyum tüketmesinler. Prostat kanserinde tetikleyicidir ve kanser olduktan sonra da süreyi kısaltır. -Çocuklarımıza gazlı içecekler değil meyva suyu verelim. Muhakkak posalı tüketmelerine dikkat edelim. -Türkiye’de bazı derneklerden gelen bazı yazılarda, yüzde 70 saf meyva suyu olduğu söyleniyor. Bunlara inanmak durumundayız. Çünkü çok büyük şirketler bunlar. Ama meyva suyu olmayan, esans olanlardan kaçalım. Üzerinde yazıyor zaten. Ama tarihlerine mutlaka bakalım. Meyva suyu sıkıldığı andan itibaren 8 saatte değerini kaybeder O nedenle tarihlerini yakın alsınlar lütfen ve onları 1 ay içinde bitirelim.-Türkiye’de hakikaten muazzam bir meyva potansiyeli var. Bütün çiftçiler, köylülerimiz bunlardan para kazanıyor ben buna niye mani olayım. Ama çabuk tüketsinler. Bir elmayı bile kesseniz üstü iki saat sonra siyah olur, oksite olur ve işe yaramayabilir. Ama bunlar kendisini pastörize ettikleri için bunları 1-2 ay içinde tüketmemizi sağlasınlar. Beni düşman bellemesinler Bizim bu tatlı uyarılarımız hem çocuklarına hem torunlarına ve gelecek nesillere faydası olacak. Biz tatlı uyarılar yapıyoruz. Bizi düşman bellemesinler lütfen, dost bellesinler. Biz onları tatlı tatlı uyaralım, onlar da bu zararlı şeylerden ufak ufak çekilsinler. Tabi ki bir anda çekilemeyecekler.Fast Food’çuları desteklerim AMA...-Bizim fast food’çular biraz kendilerine gelsinler lütfen! Fast Food’ların yanında bir tabak da yeşil ikram etsinler. İyi yıkanmış, sirkeli sudan geçirilmiş...O zaman biz bunları destekleriz. Şu an buradan uyarıyorum. Eğer Fast Food’un yanında bir tabak da bedava yeşil salata -veya salatalık, kıvırcık salata, domates de olur- verirlerse söz veriyorum burada, o zaman bütün bu Fast Food’çulara sevgiyle yaklaşacağım. Hayvanlarda bile kanser artıyor -İngiltere’de köpeklerin yiyeceklerine yeşil salatalar eklendi ve köpeklerdeki kanser oranında yüzde 90 oranında azalma olduğunu görüldü. Köpeklerde bile bir yeşil kanser oranını düşürmüş. Yani zehirin panzehiri yine yeşil. Bu da 2006 yılının bir çalışması. Gece çalışan kadınlarda meme kanseri riski yüksek Her insan haftada bir kez gece hayatı yaşayabilir, çılgınlıklar yapabilir. Ona karşı değilim. Bu günlük hayatını renklendirebilir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, gece çalışan kadınlarda 5 kat fazla meme kanseri görülmüş. Karanlıkta uyumak, aşağı yukarı 30-40 yaşından sonra... Beynimizde melatonin denen bir hormon vardır. Bu melatonin karanlıkta ortaya çıkar. Ümmün sistemi korur, vücudu gençleştirir, dengelendirir, mutluluğu sağlar, uyku düzenini sağlar, kansere karşı ümmün sistemini uyarır, çok güçlüdür. Gece hayatı olan insanlar bu hayatı değiştirsinler. Yağlara dikkat! Biz katı yağlara karşıyız. Yanlış anlamasınlar ama onlar zeytinyağdan üretmişler falan, ona karşı değiliz. Bu kadar ilanlar vererek, beş kişiye kutuyu tutturarak, televizyonlara çıkarak insanları aydınlatmaları yönünden güzel bir şey bu. Biz katı yağlara karşıyız. Tereyağa da karşıyız. Ama zeytinyağdan yaptıklarını söylüyorlar. Ama bunu yaparken akla bir soru geliyor ’Acaba ben katı yağ alacağıma niye zeytinyağ yemiyorum ki?’ diye bir soru geliyor akla. Soya yağından yapıyoruz falan filan diyorlar ama iz çok hijyenik olduğu ve kaliteli insanlara kutuyu tutturarak gösterdikleri için onlar da çok kaliteli öğretim üyeleri var aralarında, diğer kişiler var işte medyada isim yapmış kişiler. Tabi ki onlara saygı gösteriyoruz. Bu kampanyanın diğer firmalara da örnek olmasını ve sağlıklı şeyleri insanlara duyurmalarını tavsiye ediyoruz. PEKİ KENDİSİ NELER YAPIYOR? Prof. Dr. Erkan Topuz, halkı aydınlatıcı bilgiler verdikten sonra, kendi günlük yaşamı içerisinde neler yaptığını, nasıl beslendiğini de kısaca özetledi. Topuz şunları anlattı: "Ben normal olarak 22:30 ya da 23:00’te yatarım. Karanlık bir yerde yatarım, sabah da 05:30 veya 06:00’da kalkarım. Aşağı yukarı 40 senedir, üniversitedeki hayatım ve çocukluğumdan beri böyledir. Televizyonu çok uzak mesafeden izlerim. Bilgisayarımı açık bırakmam. Çocuklarıma da açık bırakırlarsa kızarım. Cep telefonuyla 30 saniyeden fazla konuşmam. Hemen kapatırım. Ama bu benim alışkanlığım çok çabuk konuşmak. En az 80-90 kişi bana mesaj bırakıyor. Cep telefonlarımı belli saatlerde açarım. Öğlen bire kadar telefonumu açmam. Akşam da 22:30 kadar da açıktır. Sonra kapatırım. Haftanın 5 günü balık çorbası içiyorum. Dip balığı dışındaki balıklarla yapılan çorba. Bu çorbanın içine zerdeçal mutlaka koyarım. Zerdeçal, bizim sarı safran dediğimiz ve köri olarak da piyasada bulunur. Kansere çok etkilidir. Gerek korumasında gerekse kanser esnasında damarı bağlayan bir maddedir. Aşaığı yukarı her 200 gram için bir çorba kaşığı attırıyorum. Bu zaten çok lezzetli bir şey. Bütün Uzakdoğu’nun ve Avrupa’nın tükettiği bir olay. Ama bizde bu terbiye yok. Haftada mutlaka 1-2 kez balık yerim. Genellikle esmer pirinç yemeye çalışırım. Beyaz un, beyaz şeker ağzıma sürmem. Hastalar teşekkür için baklava falan getiriler, içinden bir tane alırım bazen hatırları için. Evimize beyaz ekmek girmez. Yemeklerde kaya tuzu kullanırız. Sabah kahvaltısında 1 veya 2 bardak su içmeyi tavsiye ederim. Vücuttaki toksinleri atar. Bir de kahvaltıda yeşil çay tavsiye ediyorum. Ayrıca, yeşil çay, böğürtlen, ısırgan ve limon kabuğundan yapılan çay çok önemlidir. Isırfan yaprağı ve kökü, prostat, mide, meme kanserinden korur. Ben bunu sabah tüketirim. Eğer organikse mutlaka 2-3 domates yerim. Keçi peyniri tercihimdir. Çocukluğumdan beri çok zeytin tüketirim. Zeytin eğer organikse dünyanın en faydalı yiyeceklerinden.Sabah kahvaltısından her türlü yeşili tüketebiliriz.Biz diyoruz ki bire beş veya yedi sebze tüketin. Minerallerinizi, betakrotenlerinizi, selenyumunuzu vs. bütün minerallerinizi bunlardan almaya çalışın. Ama bazı oranlar var ki bir oda kadar selenyum tüketirseniz o zaman kanserden korunursunuz. Ama 200 ünite E vitaminiyle beraber tüketirseniz prostat kanserinden yüzde 20 korur. Ben E vitamini alıyorum. Omega3’ü balıktan alıyorum ama yeteri dozda alıyor muyuz? Omega 3’ü bir ay içelim, bir hafta dinlenelim. Çünkü omega 3 bizim için çok faydalı. Devedikeni sütü alırım. Bunun karaciğeri kanserinden koruduğu 3 bin senedir malum. Prostat ve mesane kanserinde tümörü durdurucu etkisi gözlenmiş. Bromalein kullanıyorum. Ananasın köküdür, özüdür, çok şifalıdır. Ama bunları periyodik olarak kullanıyorum. Bunun dışında bazı tip mantarlar kullanıyorum. Hiç bir şekilde zayıflatıcı gıdalara gitmeyiniz. İnanmayınız diyetçilerin 8-10 kilo verdirdiğine. Çünkü sizi kansere hazırlıyor. Manken olma sevdasına girmeyin, sağlıklı yaşayın. Tabi ki biz boy kilo oranına dikkat ediyoruz ama ayda 1-1,5 kilonun üzerinde kilo vermek kansere hazırlıktır. Çünkü yüksek oranda kilo verdiğimiz zaman, vücuttaki yıkıcı mahsuller ve tüm zehirli atıklar kansere dönmektedir. Normal boy-kilo indeksine giriiniz ama ayda 1-1,5 kilo verin. Mesela yeşil çay, hem kanserden korur hem de kilo almalarına mani olur. Bromalein (ananas özü), kilo aldırmaz, vücuttaki ödemi atar, kanserden de korur. Veya ananası günde 2 bardak tüketin ya da bunları alamıyorsanız günde 2 bardak yeşil çay tüketin. Kırmızı et ben yemem. Ancak ayda ayda ya da bir iki ayda yerim. O da dışarıda yerim. Bizim eve kırmızı et artık girmiyor. Balık, tavuk ve hindi yerim sadece."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-3413091635327894077?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/3413091635327894077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzun-kanserojen-uyarlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3413091635327894077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3413091635327894077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/topuzun-kanserojen-uyarlar.html' title='Topuz’un kanserojen uyarıları'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULLPkS3yNI/AAAAAAAAAHE/SP6rQIri5rQ/s72-c/erkantopuz_arena.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6215853760027406248</id><published>2008-12-12T12:33:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:34:23.765-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Güneşlenirken dikkat!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKyQaLJUI/AAAAAAAAAG8/dsRFGhxp4dg/s1600-h/erkantopuz_startv.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279004677978662210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKyQaLJUI/AAAAAAAAAG8/dsRFGhxp4dg/s320/erkantopuz_startv.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, tatil aylarında herkesi güneşin zararları konusunda uyardı. Güneşlenirken nelere dikkat edeceksiniz? İşte ayrıntılar...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Star TV'de Sibel Turnagöl'ün sunduğu 'Keyfi Sibel' programına konuşan Prof. Dr. Erkan Topuz, güneşlenirken çok dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Topuz, "Güneşe saat 10'dan evvel çıkalım, denizimize girelim ve normal olarak güneş banyomuzu yapalım. Bir de saat 16'dan sonra çıkalım. Koruyucu kremlerimizi sürelim, hiç değilse tabi nemlendiriciler vücudumuza sürelim" diye konuştu.Topuz, güneşin zararlı etkilerinin nasıl ortaya çıktığını ve alınması gereken tedbirleri de şöyle anlattı:"Bol miktarda cildimizi yağlamamız gerekmektedir. Yağlı ciltler genellikle geç ihtiyarlar ve doğrudan doğruya da cilt kurumasına mani olarak kanserin teşekkülüne de mani olurlar. Yeni oluşmuş bir benin renk değiştirmesi, yara haline gelmesi, kanaması hemen dikkatinizi çekmeli ve hemen bir cerraha başvurulmalıdır. Güneş yanığı olduysak güneş yanıklarının arkasından da kanser çıkabilir. Alo veralı kremler cilt yanıklarına gayet iyi gelir. En basit bir şey salatalığı mikserde parçalayalım ve bu yanık yerlerin üzerine sürelim. Genellikle cildin yanığını ve acısını alır."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6215853760027406248?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6215853760027406248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/gnelenirken-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6215853760027406248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6215853760027406248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/gnelenirken-dikkat.html' title='Güneşlenirken dikkat!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKyQaLJUI/AAAAAAAAAG8/dsRFGhxp4dg/s72-c/erkantopuz_startv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-132484406946299108</id><published>2008-12-12T12:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:33:01.041-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Erkan Topuz’dan cep telefonu uyarısı!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKdcRKRhI/AAAAAAAAAG0/ebIaJXytL20/s1600-h/erkantopuz_d11.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279004320384828946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKdcRKRhI/AAAAAAAAAG0/ebIaJXytL20/s320/erkantopuz_d11.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Erkan Topuz, cep telefonlarının saçtığı çarpıcı tehlikeyi gözler önüne serdi. Topuz, 1 dakikadan fazla cep telefonuyla konuşulmamasını tavsiye etti.Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserle ilgili uyarılar yaptı. Özellikle cep telefonlarındaki tehlikeye dikkat çeken Erkan Topuz, alınması gereken tedbirleri şöyle anlattı: "Telefonunuzu lütfen 3 defa çalmadan açmayınız. Önce siz ’alo’ demeyin, önce karşıdaki desin. Başınızda şarj etmeyiniz. Çocuklarınıza 15 yaşından evvel kullandırmayınız. Çünkü çocuğun vücudu çok miktarda su ihtiva eder. Suda radyoaktif frekanslar çok daha çabuk yayılır. Ondan dolayı beynimize bir frekansla beraber bir milyon frekans işlemektedir. Amerika’da yapılan çalışmalarda DNA kırılması yaptığı görülmüştür. Yani kanserin başlangıcı demektir bu. Pek çok beyinde moleküler seviyede bozukluk yaptığı gözlenmiştir. Her ne kadar çok büyük firmalar ’Biz bunun toksitesini etkisini azalttık’ diyorlarsa da gene de çok dikkatli olunuz. Özellikle uzun seyahatlerde telefonunuzu kapalı tutunuz. Çünkü güçlendirici hatlardan geçerken devamlı yüksek bir gerilim alıyorsunuz. 1 dakikadan fazla konuşmayın. Kalp problemleri de çıkarabilir. Hiç bir zaman bunlara yüzde yüz demiyoruz ama 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 misline çıkabileceğini dünyadaki bilimsel araştırmalar destekliyor."Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda bilimsel çalışmaların her geçen gün yeni gelişmeler sağladığını anlatarak tamamlayıcı tıbbın ve destek tedavisinin şart olduğunu ancak bunun doktorla bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye dünyanın kanser tedavi merkezi olabilir Erkan Topuz, bir süre önce Uğur Dündar’ın Arena programında başlatılan Onkoloji Merkezi için yapılan kampanyanın sonuçlarını da aktararak Türkiye’de kanser konusunda gelinen noktayı anlattı."Türkiye’de muhteşem cihazlar, Amerika’nın bazı şehirlerindekilerden bile üstün cihazlar kurulmakta. Onkoloji Enstitüsü’nde de vadettiğimiz gibi cihazlar ısmarlanmış vaziyette. Sağolsun Uğur Dündar, Kadir Topbaş ve diğer hayırseverler vasıtasıyla bunları yavaş yavaş alıyoruz. İnşallah vadettikleri tutarsa 4-5 ay sonra da büyük bir kanser merkezinin de temeli atılacak. Bürokrasidir, siyasettir anlamam, ama ben dediğimi yapıyorum. Türkiye’nin ve dünyanın en iyi aletlerini Onkoloji Enstitüsü’ne getiriyorum. Bunun dışında Türkiye’de çok büyük bir atılım var. Çok büyük özel hastaneler açılıyor. Maalesef gördüğünüz gibi Enstitü’de bunları dilenerek yapabildik. Ama onlar, bunları rahatça ithal edebiliyorlar. Yeter ki adamlarını bulsunlar. Eğer onlar da bu seviyeye gelirse eğer bunlar da iyi işletilir, başlarına iyi hocalar getirilirse Türkiye, inanın dünyanın kanser tedavi merkezi olacaktır. Kanser tedavisinde çok hızlı ilerliyoruz ama şunu unutmayın ki korunmak, korunmak, korunmak."O soytarılara inanmayın! Bazı programlara çıkarak bitkisel yolla kanseri tedavi ettiklerini söyleyen kişilere asla inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erkan Topuz, "Ekranlara çıkarak Hiçbir bitkisel ilaç, kocakarı ilaçları, bu sahnelere çıkarak soytarılık yapan adamların verdikleri ilaçların hiç biri kansere çare değildir. Bilimden şaşmayın. Benim dediklerim destekleyici ve koruyucu tedavilerdir" diye konuştu. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ TELEFON NO: 0212 521 42 03&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-132484406946299108?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/132484406946299108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-cep-telefonu-uyars_12.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/132484406946299108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/132484406946299108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-cep-telefonu-uyars_12.html' title='Erkan Topuz’dan cep telefonu uyarısı!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULKdcRKRhI/AAAAAAAAAG0/ebIaJXytL20/s72-c/erkantopuz_d11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-9093787326385539995</id><published>2008-12-12T12:29:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:31:06.789-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Erkan Topuz’dan cep telefonu uyarısı!</title><content type='html'>İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Erkan Topuz, cep telefonlarının saçtığı çarpıcı tehlikeyi gözler önüne serdi. Topuz, 1 dakikadan fazla cep telefonuyla konuşulmamasını tavsiye etti.&lt;br /&gt;Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserle ilgili uyarılar yaptı. Özellikle cep telefonlarındaki tehlikeye dikkat çeken Erkan Topuz, alınması gereken tedbirleri şöyle anlattı: "Telefonunuzu lütfen 3 defa çalmadan açmayınız. Önce siz ’alo’ demeyin, önce karşıdaki desin. Başınızda şarj etmeyiniz. Çocuklarınıza 15 yaşından evvel kullandırmayınız. Çünkü çocuğun vücudu çok miktarda su ihtiva eder. Suda radyoaktif frekanslar çok daha çabuk yayılır. Ondan dolayı beynimize bir frekansla beraber bir milyon frekans işlemektedir. Amerika’da yapılan çalışmalarda DNA kırılması yaptığı görülmüştür. Yani kanserin başlangıcı demektir bu. Pek çok beyinde moleküler seviyede bozukluk yaptığı gözlenmiştir. Her ne kadar çok büyük firmalar ’Biz bunun toksitesini etkisini azalttık’ diyorlarsa da gene de çok dikkatli olunuz. Özellikle uzun seyahatlerde telefonunuzu kapalı tutunuz. Çünkü güçlendirici hatlardan geçerken devamlı yüksek bir gerilim alıyorsunuz. 1 dakikadan fazla konuşmayın. Kalp problemleri de çıkarabilir. Hiç bir zaman bunlara yüzde yüz demiyoruz ama 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 misline çıkabileceğini dünyadaki bilimsel araştırmalar destekliyor."Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda bilimsel çalışmaların her geçen gün yeni gelişmeler sağladığını anlatarak tamamlayıcı tıbbın ve destek tedavisinin şart olduğunu ancak bunun doktorla bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye dünyanın kanser tedavi merkezi olabilir Erkan Topuz, bir süre önce Uğur Dündar’ın Arena programında başlatılan Onkoloji Merkezi için yapılan kampanyanın sonuçlarını da aktararak Türkiye’de kanser konusunda gelinen noktayı anlattı."Türkiye’de muhteşem cihazlar, Amerika’nın bazı şehirlerindekilerden bile üstün cihazlar kurulmakta. Onkoloji Enstitüsü’nde de vadettiğimiz gibi cihazlar ısmarlanmış vaziyette. Sağolsun Uğur Dündar, Kadir Topbaş ve diğer hayırseverler vasıtasıyla bunları yavaş yavaş alıyoruz. İnşallah vadettikleri tutarsa 4-5 ay sonra da büyük bir kanser merkezinin de temeli atılacak. Bürokrasidir, siyasettir anlamam, ama ben dediğimi yapıyorum. Türkiye’nin ve dünyanın en iyi aletlerini Onkoloji Enstitüsü’ne getiriyorum. Bunun dışında Türkiye’de çok büyük bir atılım var. Çok büyük özel hastaneler açılıyor. Maalesef gördüğünüz gibi Enstitü’de bunları dilenerek yapabildik. Ama onlar, bunları rahatça ithal edebiliyorlar. Yeter ki adamlarını bulsunlar. Eğer onlar da bu seviyeye gelirse eğer bunlar da iyi işletilir, başlarına iyi hocalar getirilirse Türkiye, inanın dünyanın kanser tedavi merkezi olacaktır. Kanser tedavisinde çok hızlı ilerliyoruz ama şunu unutmayın ki korunmak, korunmak, korunmak."O soytarılara inanmayın! Bazı programlara çıkarak bitkisel yolla kanseri tedavi ettiklerini söyleyen kişilere asla inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erkan Topuz, "Ekranlara çıkarak Hiçbir bitkisel ilaç, kocakarı ilaçları, bu sahnelere çıkarak soytarılık yapan adamların verdikleri ilaçların hiç biri kansere çare değildir. Bilimden şaşmayın. Benim dediklerim destekleyici ve koruyucu tedavilerdir" diye konuştu. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ TELEFON NO: 0212 521 42 03&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-9093787326385539995?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/9093787326385539995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-cep-telefonu-uyars.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/9093787326385539995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/9093787326385539995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuzdan-cep-telefonu-uyars.html' title='Erkan Topuz’dan cep telefonu uyarısı!'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-2243138568471581862</id><published>2008-12-12T12:28:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:29:07.849-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Mehmet Ali Önel ile Erkan Topuz Röpörtajı</title><content type='html'>MEHMET ALİ ÖNEL SORDU, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ MÜDÜRÜ PROFESÖR DOKTOR ERKAN TOPUZ YANITLADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANGİ BİTKİLER HANGİ KANSERE İYİ GELİYOR?&lt;br /&gt;DÜNYA'DA VE TÜRKİYE'DE KANSER TEDAVİSİNDE GELİNEN SON NOKTA NE?&lt;br /&gt;TÜRK BİLİM ÇEVRELERİ FİTOTERAPİYE (BİTKİSEL TEDAVİ YÖNTEMİ) NEDEN MESAFELİ DURUYOR?&lt;br /&gt;SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN HANGİ BESİNLER KULLANILMALI?&lt;br /&gt;ALTERNATİF TIBBI, ŞARLATANLAR NASIL İSTİSMAR EDİYOR?&lt;br /&gt;MEHMET ALİ ÖNEL SORDU, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ MÜDÜRÜ PROFESÖR DOKTOR ERKAN TOPUZ YANITLADI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Değerli hocam kanserle ilgili söyleyecek çok şey var herkes birçok şey söylüyor ama herkesin dedikleri bir tarafa biz sizi dinlemek istiyoruz. Bu güne kadar alternatif tıp konusunda da bilimsel tıp konusunda da çok çeşitli tartışmalara tanık olduk ama her zaman son noktayı koyacak birileri olmalı ve bize göre bu sizsiniz. Bugün kanserle ilgili bilimsel tedavinin geldiği nokta nedir  önce bundan bahsedelim, sonra alternatif tıp ya da destekleyici tıp olarak nasıl adlandıracaksınız siz onu. O konulara değinelim ayrıca.&lt;br /&gt;Prof. Erkan Topuz: Çok teşekkür ederim bir kere bilimsel tıpla bu işe başlamamız çok güzel bir olay. Bu vereceğimiz anonslar bütün Türkiye için ve Türkiye dışında bir çok vatandaşımız bunu takip ediyor, onlar için de çok faydalı olacağını inanıyorum. Bizim bilimsel tıbbı 3 evrede incelemeniz gerekir. Ben 3 evreyi de yaşadım 30- 35 senelik  kanser üzerinde bir geçmişim var. İlk zamanlar yani 1980'lere kadar 3 taneyi geçmeyen 4 taneyi geçemeyen kanserle savaş yapabilen ilaçlarımız vardı. 1980'lerden sonra ikinci aşama dediğim kanser ilaçları çıkmaya başladı ki bunlar hakikaten mucizeler yarattı başladı. Her ne kadar sağlam dokuya da zarar veriyorlardı ise de eskiden 3 aylık, 6 aylık ömrü kalmış hastalarda şifa imkanı sağladılar. Tabi ki kemoterapiyle beraber radyasyon onkolojisindeki ilerlemeler yani radyoterapideki ilerlemeler gene cerrahi tekniklerin ilerlemesi ve umino terapideki ilerlemeler birleşerek multisiner bir tarzda yapılan bir yaklaşımla kanserde çok büyük başarılar elde edildi. Gene kolon kanserlerinde inanın her sene yeni bir ilaç çıkmakta eskiden %30-40 olan hastalar bugün %80 90ara çıkmakta hatta karaciğer metaztazı yapmış olan hastaları bile temelli kurtarabiliyoruz. Kemoterapi arkasından cerrahi ve gene kemoterapiyle bu onların sıfır olan şanslarını 5 senelik yani temelli kurtulma şanslarını %65 75’lere çıkarma şansımız var. Bunun dışında pek çok kanser sayabilirim. Çarpıcı sonuçlar yönünden bunları sayıyorum ama biz her kanseri kurtarıyor muyuz; hayır, çok geçmiş zamanı geçmiş hasta artık ileri devreye gelmiş hastaya artık dokunamayacağımız devreye gelen hastalara fazla bir şey yapamıyoruz ama bunlar da destek tedavilerle gene ufak çapta kemoterapilerle çok da ufak da olsa bunlarda bile kurtulma şansını deneyebiliyoruz. Mesela son zamanlarda çıkan kan tablosunu tamamen düzelten, büyüme faktörü dediğimiz bazı maddelerle kan tablolarını düzeltebiliyoruz hastalara kilo aldırabiliyoruz genel durumunu toparlayabiliyoruz. Eskiden lakositle düşümüyle kaybettiğimiz binlerce hastayı şimdi 3 tane aşıyla toparlayabiliyoruz. Yani tıp bu kadar da ilerledi.&lt;br /&gt; Mehmet Ali Önel : Hastanın tamamen çözümü yok ama en azından yaşam kalitesini yükseltiyorsunuz.&lt;br /&gt; Prof. Dr. Erkan Topuz: Evet yine bu hasta 3 ay yaşayacağına veya 30 gün yaşayacağına bu hastayı  1 sene 2 senenin üzerinde yaşatma şansımız oluyor. Her hastayı kurtarıyoruz demiyoruz ama büyük oranda hakikaten başarılar elde ettik.  Ama son zamanlarda başarılarımız çok daha güzel ve çok daha ufku geniş. Bu son ilaçlarımız ise son 4-5 senedir çıkan hedefe yönelik tedavi.&lt;br /&gt; Mehmet Ali Önel : Yani nokta atışı mı diyelim?&lt;br /&gt; Prof. Dr. Erkan Topuz: Nokta  atışı da diyelim hedefi bulan aynı kilit anahtar meselsi gibi. Anahtar nasıl gidip kilide uyu sağlayıp tak çevirip onu açıyorsa.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Yani sağlıklı hücrelere zarar vermeden...&lt;br /&gt;Erkan Topuz: Çok güzel söylediniz, sağlıklı hücrelere zarar vermeden gerekli tümörü buluyor ve yok ediyor. Bu özellikle memede, kolon kanserlerinde, akciğer kanserlerinde, lenf bezi kanserlerinde hakikaten mucize ilaçlar bulundu. Bunlarla eskiden %65-75 olan sınırları %95’lere çıkartabildik bazı tip kanserle vardı ki memelerde biz bunlara hiç çare bulamazdık. Ki bunlar %30’u teşkil ederdi bu tip kanserlerde. Bu yeni çıkan hedefe yönelik ilaçlarla bunları artık kür elde edebilir temelli kurtarır hale geldik. Ki bunlara biz çare bulamıyorduk. Bir grup var diyorduk ve bu grup ne hiçbir etkisi yok. İşte bu tedavilerle bunları yok edebiliyoruz. Gene böbrek tümörlerinde sayabileceğim pek çok tümörlerde bunlar için pek çok çalışmalar var.ama bu ilk dördünde büyük adımlar attık ve çok başarılıyız. &lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Peki hocam Dünya ile  kıyasla Türkiye nerde? Yani örneğin Amerika’da onkoloji servisinde uygulanan bütün tedaviler Türkiye’de uygulanabiliyor mu? O ölçüde yeterli miyiz?&lt;br /&gt;Erkan Topuz: Bakın şöyle söyleyebilirim Türkiye’de inanın bu ilaçların %70-80'i Amerika’da çıktıkta ya da Avrupa’da kabul edildikten sonra, Onayı aldıktan sonra Amerika’da türkiye’ye girmesi 1 - 1,5 seneyi geçmiyor, bu hakikaten türkiye için iftihar edilecek bir durum. Bu çalışmalar çeşitli hayvan deneylerinden geçiyor dozaj ayarlanıyor insan çalışmaları yapılıyor. Bizim türkiye’deki sahtekarlar gibi ben şunu buldum  sana olur diye bir şey yok. Bu bir ilacın bir ilaç olarak insanda kullanılması en az 5 sene alır. İşte bu devreleri geçirmiş ve FTA tarafından kabul görmüş ilaçlar bizim  hocalar tarafından gerekli görülüp arkasına bu dünyadaki faz 3 çalışmasını gösterdiği örneklendirdiği takdirde devlet tarafından getiriliyor ve parası karşılanıyor. Hakikaten bu yönden Türkiye çok ileride ve belki bazı avrupa ülkelerinden çok ileride&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam bilimsel tıpla ilgili bu toparlayıcı bilgilerden sonra alternatif tıp olarak bilinen ama sizin daha çok destekleyici tedavi yöntemleri olarak sanıyorum tanımladığınız alana girmek istiyorum izninizle çünkü bu alanda insanlar çok kişi merak ediyor çok hastamız var ne yazık ki. Ve onların kafası bulanık çünkü herkes bir şey söylüyor doğru ve yanlış birbirine girmiş durumda.  Öncelikle siz saygın bir bilim adamı olarak alternatif tedavi yöntemleriyle ilgili daha çok bitkisel tedavi yöntemleri için neler söyleyeceksi&lt;br /&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz: Bir kere şunu söyleyeyim bu lafı şu ara pek çok kullanmaya başladım. 30 -35 senelik hayatımda benim için en öneli öğretmenim hastalarım olmuştur. Tabi ki teorik bilgilerimiz her yerden almışızdır ama beni hakiten eğiten hastalarımdır. Şimdi hastaların soruları hastalarla bire bir münasebetler benim hakikaten şu yere gelmemde ve tecrübelerim artmasında en büyük rolü hastalarım üstlenmiştir.  Yani benim öğretmenlerim hastalarımdır. Ben 30 senden beri hastalarımdan daima şunları almışımdır. “Hocam ben ne yiyeyim ben ne içeyim, şurada şöyle bir madde varmış kansere çareymiş ben bunu nasıl kullanayım?” Hastanın doktora açılması lazım. Doktorun da ketum olmaması lazım. Yani doktorla şunu hemen bir anti parantez söyleyeyim alternatif tıp yoktur alternatif tıp ispat edilmemiş tıptır. Ama biz tamamlayıcı tıbbı kabul ediyoruz. Tamamlayıcı tıbbın içinde bütün diyetler vardır, müzik tedavisi vardır, akupunktur, meditasyon, aurora bunların hepsini kabul ediyoruz ama bunları bir ölçüde bir kabul ediyoruz. Hasta tedavi edici değil tamamlayıcı destek olarak kabul ediyoruz. Normal bilimsel tıbba bunlar destek olurlar yardımcı olurlar. Destek tedavilerin içinde tamamlayıcı tıbbın içinde bazı maddeler vardır ki tabi bunları da reddetmiyoruz. Bunlar bizim birçok kanser ilacımız bitkilerden elde edilmiştir zaten. Ama bunu biraz evvel yine söyledim pek çok aşamalardan geçerek ilaç haline gelemesi gerekir. Bunun içinde  türkiye’de ve dünyadaki şarlatanlık yalnız türkiye’de değil almış başını giderken. Bunu hukuk kuralları içinde oturtup cezalandırarak bunu köşelemek gerekir. Çünkü tamamlayıcı tıbbı hakikaten doktor tam olarak hastasına anlatamıyorsa. Anlatsa da hasta bu yoldan çıkıyorsa, burada hastanın en büyük şanssızlığı burada az evvel şöyle bir laf ettim. Bazı hastaları %95 kurtarabiliyoruz genel anlamda  bazı tümörleri %90 temeli kurtarabiliyoruz. Yani bilimsel tıbbı terk edip doğrudan doğruya bu şarlatanların kucağına düştüğü takdirde, temelli kurtarabileceği bu hastalıktan maalesef gider.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam şöyle bir duyum alıyorum ben bunu hastalardan duyuyorum çoğu zaman bilimsel tıp bu tanımlayıcı tedavi yöntemlerini yada bu halkın alternatif tıp olarak bildiği o alana çok mesafeli duruyor. Doktorlar “şurada işte bir ot var hastalığa iyi geliyor” lafını duyduklarında hemen “aman onlar şarlatan gitmeyin” diye kestirip atıyorlar.  Buradan da şarlatanlara gün doğuyor belki de gerçekten çok yararlı olan bitkilerin tedavi şansını onlara ihale etmiş oluyoruz.&lt;br /&gt; Bizde onkoloji enstitüsünde bu tamamlayıcı tıp birimi aşağı yukarı 5 sene evvel kuruldu bunun dışında sağlık bakanlığı da tamamlayıcı tıp dalını tanıma kurumu kurdu. Aynı zamanda bunun görevi nedir, yine İstanbul Üni. Onkoloji Enstitüsü’ne verdi.  Prof. Dr. Erkan Topuz: Halkımızı uyarıyorum internetten satarken diyor ki mesela kantaron şu ara çok meşhur bütün hastalarımız kantaron yağı içiyor ve çiçeği alıyor kimse tabi internette benim kantaronumu alacaksınız diyor. Çünkü benim kantaron çiçeğimin ayrı bir özelliği vardır diğerlerine benzemez diyor. Internet kanalıyla satıyor adam bunu 50 dolar 5 milyon kaça satıyorsa internetten satarken benim kantaronumu alın diyor sahtekarlık burada başlıyor eğer internetten satıyorsa %99 şarlatandır. Eğer bir kişi diyorsa ki benim ilacım her derde devadır diyorsa, en büyük şarlatan bunlardır. Zaten biz ona noktayı koyarız ama diyorsa ki benim ilacım tek diyabetli hastalarda şeker oranını hafif düşürebilir e bende bunu diyorum ginseng düşürür acı badem düşürür sayabileceğim pek çok maddeler zerdeçal az miktarda düşürür. Efendim ama meyan kökü yükseltir,  biz bunları zaten biliyoruz bunlarla takviye ediyoruz hastaları  tek bir şeye söylüyorsa haklı olabilir ama benim çayım bin derde deva yada 10 hastalığa deva diyorsa işte o zaman bizim şarlatan listemizin birincisi odur her derde deva der. İşte o zaman kaybeder&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Başında siz varsınız herhalde ?&lt;br /&gt; Prof. Dr. Erkan Topuz: Tabi başında enstitü müdür olduğum için ben varım. Ama diğer arkadaşlarım da hepsi bu hususta bilinçlidir. Bunlar zaten bize soruluyor ve bunlar - Ankara’ya gelen bu otlar ve diğer şeyler bizim tarafımızdan eczacılık fakültesine veya gerekli olan farmakolojilere yollanarak bundan hakikaten bir ümit var mı diye arıyoruz. Fakat bazı şeyler geliyor ki inanamazsınız bunların ben de mektupları var hatta bunları kitap halinde çıkarmak lazım. Adam yazmış bu kişilerin bazıları bunu yapanların şizofrenik yani şizofreni hastaları. Buna inanmışlar bu otun her derde deva olacağına inanmışlar. Aslında Türkiye’de kanun boşlukların yararlanarak ve dünyada kanun boşluklarından yararlanarak, vatandaş işini bilir gibi bunlarda işini bilip köşeyi dönen gruplar. Çünkü bunlar herhangi bir maddeyi ınternet kanalıyla veya bazı kanallara çıkarak söyledikleri zaman zavallı halkımızın %90’ınını kandıramazsın %5 - 10 unun kafasını çeliyor. Bu kadar geniş bir konu, ki biz mesela bazı şeyleri benimle konuşuyor ve bir diyet veriyorum diyorum ki siz şunları almalısınız kanser tedavisi esnasında şunları yemelisiniz kanser tedavisi bittikten sonra şu gıdaları almaksızın ama esas tamamlayıcı tıbbı tenkit etmek istiyorum kansere yakalanmadan evvel kullanmak gerekir . Önleyici tedavi olarak kullanmak gerekir. Her zaman vurgulamışımdır bazı tip kanserler vardır ki bunlar herdital’dir yani ailevidir. Rengin meme kanseri, kolon kanseri. Bunların çocuklarında bunun çıkma ihtimali tabi ki çok daha fazla. Akrabaların eğer bunlar 20 yaşından evvel bizim anlattığımız diyetlere girerlerse o zaman şansları %60 kanserden kurtulma şansı olabiliyor. Tamamlayıcı tıbbı 3 bölümde incelemek lazım; 1- kansere yakalanmadan evvel 2- kanser esnasında 3- kanserden kurtulduktan sonra. Bizim esas en büyük problemimiz kanser tedavisi esnasında tamamlayıcı tıbbın dediğimiz -tamamlayıcı tıbbı diyorum alternatif tıbbı demiyorum şarlatanları demiyorum- çünkü bu bazı bitkiler vardır ki bizim yaptığımız kemoterapiyi tamamen bozar. Çok basit her zaman bu örneği vermişimdir. Greyfurt suyu çok büyük şifadır. Ümmi sistemi güçlendirir enfeksiyonlardan korur hatta diyetçiler zayıflatmak için şunu da verirler yağ yakıcı özelliği vardır çok faydalı bir gıdadır ama kemoterapi esnasında verirseniz bağırsaktaki p450 dediğimiz ve karaciğerde bulunan bir madde tarafından nötrelize edilir ve potansiyel kemoterapiyi 4 katına çıkartır. Aldığı kanser ilacını 4 katına çıkartır ve hastanın ölümüne sebep olur. Bir yolu de emilmeye mani olabilir ve ilacın etkisini yok edebilir.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Tamamlayıcı tıp aslında tıpla ilgisi olmayan insanların bu alana girmemesi lazım. Çünkü dışarıda otlarla insanları tedavi ettiğini söyleyen ama tıp dünyasıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan birçok insan var. Aktar görünümünde şifacı görünümünde vs vs. Ama bunların bir çoğu hastaların hayatını tehlikeye atıyor bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde.&lt;br /&gt; Prof. Dr. Erkan Topuz: Tabi, yani bakın ne kadar derin bir konu bu her bitkinin bizde bitki listeleri vardır. Biz ilk başta hastaya deriz ki, bu bitkiler kullanmayın yahut kemoterapi esnasında kullanmayın zehirlenmelere veya kanamalara sebep olur. Trombosütünün düşürür kanamayı arttırır hastayı kanamadan kaybederiz. Pek çok konuda ilgili pek çok bitki var. Tabi ki bunlar doktorların hastalara aktarabileceği bitkiler. Bir de şu var bizim şarlatanlar pek çok bitki üzerinde konuşuyorlar. Her bir bitkinin de yararlı olması pek çok faktörlere bağlı. Ben basit bir örnek vereyim bunu her zaman söylüyoruz ki halkımız da bunu biliyor domates yiyoruz domatesin yetiştiği mevsim içinde likopen dediğimiz bir madde var. Eğer bu Haziranla Eylül sonuna kadar alırsanız içindeki bu madde maksimumda. Ama siz bunu Kasım ayından Mayıs ayına kadar alırsanız her ne kadar seralarda yetişiyor ama bunun kızarması dibine atılan kızarması için kullanılan kimyasallar var. Hızlı büyümesi için hormonlar var, yani bir temmuz ayındaki domatesin büyümesi için domates bugün kesinlikle ispat edilmiştir. Prostat kanserinden korur, meme kanserinde başarılıdır, kolon kanserinde etkili olduğu gösterilmiştir. Bunun akabinde her mevsimine aldığı toprağa gördüğü güneşe göre içindeki madde miktarı değişir. Bunu standardize etmek çok zor. Şunu söylüyorum benim hastalarım bunu bilirler, derim ki “eylül 5 de kendi domatesinizi kendiniz yapın ister dipfriz atın ister salçasını yapın.” Yine şunu vurgulamak istiyorum. Ben tabi ki hiçbir firmaya çamur atmak veya böyle bir şey söylemek durumunda değilim. Bu ticari bir hayattır. Hasta ilk geldiği zaman şunu söylemişimdir sigara yasak alkol yasak beyaz un yasak beyaz şeker yasak çünkü kanser şekeri çok sever. Konserve yasak derim. Niye konserve yasak derim çünkü konservenin içinde koruyucu maddeler vardır sucuk, sosis, salam, hazır  meyve suları eğer bunlar çok iyi firmaların değilse  ben burada hiçbir firmaya yan gözle bakmak veya çamur atmak anlamında söylemiyorum muhakkak ki çok iyi firmalarımız var. Avrupa’ya ihracat yapan amerika’ya ihracat yapan  ama bilinmedik olanlarda bunları kullanmayın diyorum. Hatta şunu söylüyorum, ev yoğurdunuzu kendiniz yapınız. Çünkü yoğurdun içinde olan 2 bakteri ki biri çok özeldir  kanserden koruyan bakteriyi biz dışarında aldığımız yoğurtta zaten öldürüyoruz pastörize ediyoruz. Dikkat ederseniz aldığımız yoğurdu 25 gün 1 ay dolaba koyuyoruz bozulmuyor çünkü içinde koruyucu maddeler var. Siz evinizdeki yoğurdu yapın da 5 gün muhafaza edin dolapta hemen ekşir. Onun için çok bilinçli bir yerden gıdanızı alın.  Basit bir örnek vereyim bir konuşmamada örnek vermiştim belki düşmanlarım çoğalıyor ama olsun, “Marmara Denizindeki balıklar zehirlidir” demiştim özelikle dip balıklara sakın yanaşmayın.  Demişimdir açık açık. Biz omegayı çok veririz hastamıza omega 3 hakikaten  kanserden korur kilo aldırır faydalıdır hatta sarımsak hapı ile verildiğinde kolesterol trigiriset üstünde ikisini birlikte kontrol edici bir etkisi vardır. Fakat şunu tekrar söylüyorum omega 3 alırken muhakkak çok iyi bir marka alınız. Çünkü omega 3 sardalyadan elde edilir, okyanustaki sardalyalardan eğer siz Marmara Denizin omega 3 ünü alırsanız otomatik olarak zaten zehirlenmiş olursunuz.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam bu enstitü aslında şunu mu sağlayacak aslında şarlatanların doldurmuş olduğu bu alanı alacak bilimsel zemine çekecek. Ve de Türkiye’de o kadar çok bitki var ki bunları deneme imkanı bulacak yeni yaratıcı ilaçlar  ortaya çıkarırken aynı zamanda bu şarlatanları da kontrol altına almış olacak ?&lt;br /&gt; Prof. Dr Erkan Topuz: Bakın burası onkoloji enstitüsü türkiye’nin tek birimi olan ve danışması olan merkez tabi ki esasında bunun  ulusal tamamlayıcı tıp enstitüsü haline gelemesi lazım yani buranın bir enstitünün ayrı olarak buradan koparak buraya bağlı ama başka bir geniş yerin içerisinde  farmakologuyla eczacısıyla kimyageriyle hayvan laboratuarlarıyla  bambaşka bir kuruluş haline gelmesi lazım&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNELl: Hocam bilimsel tıbba destek olarak tamamlayıcı tedavi bitkiler anlamında söylüyorum, dünyada sanki son zamanlarda daha bir artmış durumda. İsrail’de mesela sürekli haber geliyor, Çin’den, Amerika’dan Türkiye’de bu tür çalışmalar var mı kürsüler bilim daları var mı?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Şunu anlatayım, 30 seneden beri bu bana sorulur. Amerika’da son 10 sene zarfında 25 üniversite’de kurulmuştur. Bunun içine her şey giriyor akupunktur meditasyon bunun dışında ayurga da bunlar bizde yüksek lisans onlarda master dediğimiz  programlara alınmış vaziyette yani bir tıp doktoru bunları yapabildiği gibi sıradan kişilerde burada master yapabiliyor. Ama bunların çalışma izni olmuyor,  sıradan kişilerin doktor olmadıklarından. Doktor olanların ise bu sertifikayı aldıktan sonra muayenehane açabiliyorlar. Ama Amerika’da bunlar kanunla belirtilmiş.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Ama hocam orada boşluklar doldurulmuş yasayla kanunla doldurulmuş. &lt;br /&gt; Prof. Dr Erkan TOPUZ: Ben de onu söylüyorum tabi ki son zamanda sağlık bakanlığının girişimi güzel bir olay.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Bir danışman kurumu oluşturuldu değil mi hocam?&lt;br /&gt; Prof. Dr Erkan TOPUZ: Güzel bir başlangıç bizim onkolojide bunu 5 sene önce kurmamız güzel bir başlangıç. Şimdi İstanbul Üniversitesi Senatosuna Bilimdalı olarak kurulması için ben bir teklif götürdüm. Tahmin ediyorum ki senato bunu geçirecek ve Türkiye’de ilk bilim dalı istanbul Üniversitesi’nde kurulmuş olacak.&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Hocam biraz bitkisel ağırlıklı bir merkez mi oluşacak ?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Tabi tabi, her şey burada oluşmuş olacak bunlar burada gerek çalışmalarını yapacaklar gerekse etik kurulun daha kolay geçmesini ve çalışmaların hızlandırılmasını ve bu şarlatanlardan gelen maddelerin daha kolay kontrol altına alınmasını sağlayacaklar. Bilimsel olarak buna daha iyi yaklaşacaklar. Ama biraz evvel söyledim önemli olan ulusal olarak tamamlayıcı tıp enstitüsünün kurulması.  Tamamlayıcı bilim dalı olarak değil de enstitü kurulması.  O zaman enstitü olarak muhteşem bir binada ki bu çok büyük bir para gerektiren bir şey değil. Bütün değerli hocaların bir araya gelerek  denemek isteyen diğer doktorların da buranın etik kuruluna baş vurarak çalışma imkanı bulabileceğiz bir yer yaratmak. Bu da mümkün olmayacak bir şey değil.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Ama hocam birçok hocadan biz şunu duyuyoruz "aman otlar bitkiler sakın ilgilenmeyin" diye, bu doğru bir yaklaşım mı?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Burada bizim çalışma yapmışız hastalarımızın %65i tamamlayıcı tıp kullanıyor buradaki hastalarımızın bence %95 kullanıyor bize yalan söylediler yanlış bir istatistik ve bunların %65i ısırgan kullanıyor. Şimdi bakın ısırgan apayrı bir olay ısırgan çok faydalı gene prostat  kanserinin şifası mide kanserinde çok faydalı ondan sonra özefargus yemek borusu kanserinde faydalı beyin tümöründe faydalı akciğer kanserinde faydalı hem önlüyor hem alınabiliyor ama bakın ısırganın yaprağı ve kökü amerika’da kesin olarak ilaç haline getirilmiş. Satılıyor resmen satılıyor dozajı bile belli. Ama Türkiye’de çıkıyor bir adam diyor ki benim “Kütahya’nın ısırganı başkadır” sen başka ısırgan yeme ve hatta bunun tohumunu veriyorlar ama tohum kodekste tohum konbüsü düşürüyor. Anlatabiliyor muyum.&lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam tamamlayıcı tedavide kanserde siz neleri kullanıyorsunuz, hangi bitkileri - gıdaları kullanıyorsunuz?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan Topuz: İstiyorsanız beyin tümörlerinden başlayayım. Bakın beyin tümörlerinde bir kere doktorlarımızın en çok korktuğu ve en çok çekindiği bulaşmak istemediği tiplerdir. Cerrahi olarak yapılır, arkasından radyasyon yapılır ve de şimdi çok güzel ilaçlar var beyin tümörlerinde etkili . Fakat bunlarda hangi bitkiler faydalı olabilir biraz evvel söyledim ispat edilmiş bütün bunlar. Hayvan ve insan deneyleri yapılmış çalışmalardır. Mesela ısırgan yaprağı faydalıdır bromalein faydalıdır.  hatta bu hastalar uzun süre konsüme alırlar almak zorundadırlar beyindeki ödemi azaltmak için ve hastalar şişer bütün vücutları ödem meydana gelir kafaları şişer enseleri kalınlaşır  mesela bromalein dediğimiz ananasın özünden elde edilen  bir madde dekortun ödemini azaltır ve beyin ödemini azalttığı gibi tümörün hatta küçülmesini gösteren bazı çalışmalar da vardır. Mesela bosfelien diye bir bitki türkiye’de kimse duymamıştır zaten şimdi benden duyup ithal edip köşeyi dönebilirler. Türkiye’de yok bu bir hindistan’ın bir bitkisi. Yine beyin tümörleri için  etkili ve gene ödemi çözüyor ve tümörleri küçültebiliyor gene selenyum, selenyum e vitaminiyle beraber pek çok kanserde faydalıdır. Yine E vitamini ile selenyum; mide kanseri, akciğer kanseri özellikle prostat kanserinde %20 fayda temin edersiniz. Beyin tümöründe de selenyum ve e vitamini birbirini tamamlar birbirlerinin co-enzimleridir ve ondan dolayı beyin tümöründe de faydalıdır omega 3 faydalıdır gibi örneğin beyin tümörlerinden gidiyoruz. Mesela bazı yasaklamalar germek lazım bunu türkiye’de pek yazılıp çizilmemiştir beyin primer olanlarda bakırı yasaklarız bakır bilezik takmayın deriz. Efendim bakırlı kaptan su içmeyin deriz.  Çünkü bakırda bulunan bir madde beyin hücrelerindeki bazı aktif küme ghücrelerini harekete geçirebiliyor. Mesela bundan hiçbri zavallı . Akciğer kanserlrinde ne yapalım mesela akciğer kanserlerinde betakaroten genelikle pek çok kanserde koruyucu etkisi vardır kadınlarn servis kanserinde mesane kanserinde prostat kanserinde kadınlardaki meme kanserinde gene beyin tümörlerinde sayabilirim&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Mesela şu mevsimde neler yemeli?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Havuç, lahana beyaz lahana brokoli  kırmızı lahana kara lahanadan kaçlarını tasiye ediyorum. Brokoli karnabahar lahana kıvırcık salata  semiz otu korkunç omega3 ihtiva eder kırmızı turp akciğer kanserlerinde tereyle  beraber akciğer kanserlerinden koruduğu gösterilmiştir. Tere ve kırmızı turp ispat edilmiş izotiesart dediğimiz bir madde var içinde kanserden koruyor gene yeşil kabak  lahana her derde deva meme kanserine akciğer kanserinde mesane kanserlerinde sayabileceğim kanserlerde  en ucuz ve en faydalı gıdalardan biri. İster salatasını yapın ister haşlayın  haşlarsanız %50 değer kaybeder ister sarmasını yapın ister kapuskasını yapın ama haftada iki kere lahana yiyin. Çok büyük şifa. Karnabahar gene pahalı olan bir gıda değil her halkımızın yiyebileceği ve kanserden koruyan bir gıda. Brokoli zaten aşşağı yukarı türevleri gibi aynı maddeleri görüyor.brokoli bambaşka yanı olan fevkalade bir gıda yani bunlar saymakla bitmez ama bu saydığım bu 8 gıda öncelikli olan ve bütün kanserlerde koruyucu olduğu gösterilmiş. İspat edilmiş gıdalar şimdi kereviz ve yer elması. Mevsimi yemelerini tavsiye ederim özellikle bağırsak kanserlerinde koruyucu etkisi vardır. Mevsimi çünkü. Yeşil çay diyoruz. Yeşil çayı günde ve bizim çaykur’un çaykur devletin olduğu için reklama gerek yok en basiti çaykur’un yeşil çayı.  Günde 2-3 kupa tüketmek ki ben bunu içine bazı şeyler katabilir ısırgan yaprağı katabilir faydalı böğürtlen yaprağı katabilir güne 2-3 kupa tükettiği takdirde meme kanserinden koruyor akciğer kanserinden koruyor mesane kanserinden koruyor yumurtalık kanserinden koruyor. Yani bu kadar mucizevi bir önemi var .beyin tümörlerinde etki yeşil çay ısırgan yaprağı böğürtlen yaprağı. &lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam pardon yeşil çay siyah çayın farklı bir türevi mi yoksa fırınlanmamış halimi?&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Aynı bitkidir bir tanesi üst üste konarak siyahlaştırılır birbirini fermente eder. Öteki fermente edilmeden doğrudan doğruya kurutulmuş şeklidir. Esasında izafiravunlar bütün bu bitkilerin içinde de mevcut. Normal çayda da var.&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Zayıflama çayı olarak bildiğimi yeşil çay eğil o zaman bu yeşil çay?&lt;br /&gt;Biraz evvel söylediğim söyleyeceklerimin belki binde biriydi gıdalar bu özellikle bu gıdaları hiç bırakmadan kilo vermeye çalışsınlar yani bunlar ana gıdalar bu ana gıdalar hem uzun ömrün sırı sağlıklı yaşamanın sırrı ve kanserden korunmanın sırrı  Prof. Dr. Erkan TOPUZ: Bakın yeşil ay bildiğimiz allah’ın yeşil çayı yani ötekinin şimdi türkiye’de de var oturup çin çayı diye pahalı pahalı almayalım. Yeşil çay bildiğimiz yeşil ay yani türkiye’de üretilen öteki gibi fermente edilmeyen aynı mekanizmadan olan bir çay şekli aynı zamanda bizim bu devamlı işte kilo vermeye çalışan hanımlarımı içinde çok iyi bir diyet. Yani günde bir iki bardak yeşil çay içmek ve lahana yemek hastalarımız için  hastalarımız dışında devamlı diyetçileri dolaşan diyetçileri dolaşsınlar  diyetçilerde bunları veriyor. Bu ikisi sağlıklı zayıflamak için bire bir bir hadise. Gene şuna dokunmak  istiyorum lütfen insanlarımız hızlı kilo vermesinler çünkü gene medyamız reklamını yapıyor işte şu manken veya şu kişi bir ayda 8 kilo verdi. Halkımıza lütfen şunu söylemek istiyorum, ayda bir buçuk kilodan fazla kilo vermesinler 2 kilonun  3 kilonun üstünde kilo vermek vücutta katabolizma dediğimiz bir olayı meydana getirir. Yıkım meydana gelir vücut kendi kendini yer ver kanserojen dediğimiz serbest radikaller daha çk  ortaya çıkar ve bu kişilerin ayda 8-9 kilo vernelerin kansere yakalanma ve umul sistemin yıkılmasından dolayı şansı çok daha fazladır. Onun için ben şişko olun demiyorum  biraz evvel de dedim meme kanserinde en önemli şey kilolu olmayın spor yapınız boy kilo hesabını muntazam tutunuz tabi ki kiloya karşıyım ama lütfen hızlı kil vermeyiniz bu da belki son vereceğim insanlara 10 tane maddelerden bir tanesi olur. Mesajlardan bir tanesi olsun istiyorum. Hızlı kilo vermesinler gıdalardan kesmesinler&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Ama bunlar kanserin tedavisi değil  korunmanın yoları sadece.&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Korunmanın yolları tabi. Umul sistemini zaten güçlendirirseniz kanserden korunuş oluyorsunuz bir de biraz evvel söylemiştim kanserden evvel bir yönümüz var yani kanser yakalanmadan evvel kanser tedavisi esnasında bir de kanser tedavisi bitikten sonra bir diyet türü var işte burada da çok önemli faktörler var. Pek çok gıdaları bu devrede almalı insanlarımız. Kırmızı etten kaçmalı ama beyaz eti almalı balığını bol miktarda yemeli gibi. Tabi sayabileceğimiz yüzlerce madde var. O da ayrı bir bakım gerektiriyor. Yani kanser tedavisi bitti kanser esnasında alamayacağı bazı maddeler biraz evvel söylediğim mesela greyfurt suyu kemoterapi bittikten sonra greyfurt suyunu doya doya almalı çünkü umul sistemi güçlendirir. Bazı maddeleri zerdeçal çok faydalı zerdeçalı günde bir kaşık muhakkak almalı. Umul sistemi güçlendirir kanserden korur kemoterapinin meydana getirdiği hasarı ortadan kaldırır gibi. Zencefilin kemoterapi esnasında çok büyük faydası vardır. Bulantıyı ortadan kaldırır günde 3 defa 1 tatlı kaşığı almak zencefil kanser hastalarındaki bulantı eşiğini düşürür. Gebelerde de aynı şekilde faydalıdır. Aynı zamanda zencefilin zayıflatıcı etkisi olduğu gibi suyunu içtiğiniz zaman aynı zamanda umul sistemi de güçlendirici etkisi vardır. Çörek otunun da aynı şekilde güçlendirici etkisi vardır.&lt;br /&gt;Mehmet Ali ÖNEL: Çörek otunun şeker hastalığına iyi geldiği doğru&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan TOPUZ: Çörek otunun umul sistemi güçlendirdiği gibi vücuttaki bazı metabolikleri de harekete geçirerek çeşitli metabolik hastalıkları da önlediği gözlenmiştir. Vücudun gücünü arttıran bir maddeleri yani günde bir çorba kaşığı çörekotu alınması insanlarımız için hem umul sistemi güçlendirmek hem de pek çok hastalıktan korunmak için  faydalı bir bitkidir. Ama şunu da söyleyeyim çörek otunun da mısır çörekotu diyorum antalyanın çörek otu diyorum pek çok bölgelerde çörek otu yetişir bu çörek otunun yetiştiği yerlerde de gene toprağın güneşin mevsimin pek çok rolü var. Yan,i her bir çörekotu da aynı dizaynda değil onu söylemek istiyorum yani bunlardaki araştırmalarda da aynı kodeksi tutturmak bu bitkilerde çok zor bir olay. Mesela bir toprakta yetişmiş brokoli ile serada yetişmiş brokoli arasında fark var.m: evet u: mesela bir balığın bir açık deniz balığınınla bir kültür balığı arasında fark var  aman yanlış anlaşılmasın ben kültür balığı yemeyin demiyorum dip balığı yemeyin diyorum  evet gıda olarak biraz düşüktür ama nispeten zararsızdır kültür balığı alabalığı mesela yetişriryorlar tabi ki yiyin. Tabi ki soğuk sularda yetişmiş doğada yetişmiş onlardaki besin değeri çok daha yüksek. Ama onu bulamazsan bunu yiyelim ama dip balığını yemeyelim. &lt;br /&gt; Mehmet Ali ÖNEL: Hocam çok teşekkürler bu gerçekten bir derya bu alana girince çıkmak mümkün değil saatlerce konuşmak mümkün. Çok değerli bilgiler verdiniz çok teşekkür ederim. &lt;br /&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz: Ben teşekkür ederim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;a href="http://www.desifrehaber.com/roportaj.aspx?_Id=143"&gt;DEŞİFREHABER&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-2243138568471581862?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/2243138568471581862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/mehmet-ali-nel-ile-erkan-topuz-rprtaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/2243138568471581862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/2243138568471581862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/mehmet-ali-nel-ile-erkan-topuz-rprtaj.html' title='Mehmet Ali Önel ile Erkan Topuz Röpörtajı'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-3772463316467264264</id><published>2008-12-12T12:27:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:28:03.178-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Kanserden kurtulmak için inanmak gerek</title><content type='html'>Kanser tedavisinde kullanılan alternatif ve tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmaları olan doktorlardan Prof. Dr. Erkan Topuz, tüm bitkilerin kanser türleriyle mücadelede faydası olduğunu söyledi. Erkan Topuz’un kanser tedavisi gören hastalar için üzerinde durduğu konulardan bir diğeri ise inanç ve dua.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü kanser hastalarının alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine başvurma sıklığı ile ilgili araştırma yaptı. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz başkanlığında yapılan araştırmaya göre hastaların yüzde 65’i alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine başvuruyor. Kanser tedavisinde kullanılan tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmalarını "Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp" adıyla bir kitapta toplayan Erkan Topuz’la, bitkilerin ve diğer tamamlayıcı yöntemlerin kanser tedavisindeki rolü üzerine konuştuk. İlaçların büyük çoğunluğunun bitkilerden elde edildiğini ve bitiklerin kanseri önlemede ve tedavisinde etkili olduğunu belirten Erkan Topuz, Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Tamamlayıcı Tıp Danışma Kurulu’nun çalışmaları hakkında da bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini destekliyor musunuz?&lt;br /&gt;Alternatif tıp ispat edilmemiş bir tıptır. Bizim tamamlayıcı tıptan bahsetmemiz lazım. Tamamlayıcı tıbbı tabii ki destekliyoruz. Tamamlayıcı tıpta yararlı olan şeyler var. Zararlı olan şeyler var. Doktorun bunu bilinçli olarak hastaya anlatması gerek. Birçok ilaç bitkiden elde edilir. Tüm bitkilerin kanser türlerine faydası vardır. Biz bunu reddetmiyoruz ki.&lt;br /&gt;Kanser hastalarına uygulanan tamamlayıcı tıp yöntemleri hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br /&gt;Tamamlayıcı tıbbı kanser hastaları için üç grupta incelemek lazım. Birincisi kanserden korunmak için. İkincisi kanser tedavisi esnasında. Üçüncüsü de kanser tedavisi bittikten sonra. Tamamlayıcı tıbbın asıl önemi kansere yakalanmadan önce önleyici olarak kullanılandır. Bunu sadece diyet olarak algılamayın. İki grupta incelenmesi lazım; ruhsal ve bedensel yaklaşımlar ve bitkiler. Meditasyon, akupunktur, hipnoz, ayurveda. Bununla beraber, mizah tedavileri, resim tedavileri, sanatsal yaklaşımlar, dans terapileri, kristaller. Bitkilerin çeşitli faktörleri, kökleri, yaprakları, tohumları. Minareler ve vitaminler.&lt;br /&gt;Tamamlayıcı tıbbın kanseri önleyici etkileri nelerdir?&lt;br /&gt;Genetik olan kanserlerde çok önemli. Genetik olarak en sık rastlanan kanserler meme kanseri ve kolon kanseri. Eğer ailede bu kanser türleri varsa ve bu da genetiğinde çeşitli yollardan tespit edildiyse, bu kişilerin kansere yakalanma oranı yüzde 100’e yakın olur. Meme ve kolon kanserinde 20 yaşına kadar belli bir diyete başlanırsa kurtulma şansı yüzde 60. Ama 20 yaşından sonra başlayan bir diyet yüzde 20’lerde kalır. Onun için çok erken yaşta bu diyete girilmesi lazım.&lt;br /&gt;Peki ailesinde meme kanseri veya kolon kanseri olan bir kişi önleyici olarak ne yapmalı?&lt;br /&gt;Kilo almamak, spor yapmak, yağlı gıdalar tüketmemek, alkol ve sigaradan kaçmak, kırmızı etten kaçmak. Koruyucu bazı gıdalar var. Bunları ön planda tutmak önemli. Hormonlu gıdalardan kaçınmak şart. Kolon kanserlerinde yoğurt, yağsız beyaz peynir ve çökelek tercih edilmeli. Kalsiyumlu gıdaları almak, günde bir adet 100 mg. asprin kullanmak koruyucu olacaktır. Kadınlarda böyle bir risk varsa, hormon yaklaşımlarından uzak durmak, doğum kontrol hapları kullanmamak önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi gıdaların kanseri önleyici etkisi var?&lt;br /&gt;Genellikle yeşille beslenmek gerekir. Brokoli, karnabahar, beyaz lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semizotu, kırmızı turp salatası ve yeşil kabak gibi besinler. Bunlar genelde ön planda tutulacak gıdalar olmalı. Mesela nar suyunun kanseri küçülttüğünü gösteren hayvan deneyleri var. Havuç çok önemli bir besin. Bunun yanı sıra çekirdeğiyle beraber bol miktarda kara üzüm, çilek ve çilek grupları tüketilmeli. Yeşil çay hem kanserden koruyor hem de kanser tedavisi esnasında tümörü küçültüyor. Genellikle yeşile dönen, kırmızı etten kaçan, yağdan kaçan bir diyet uygulamak gerek. Beyaz un ve şekerden kaçmak gerek. Margarinden korunmak gerek. Hazır gıdalardan konservelerden, sucuk, salam, sosis gibi gıdalardan, hazır meyve sularından kaçmak gerek.&lt;br /&gt;Peki sigara ve alkol…&lt;br /&gt;Kesin olarak en önemli faktör sigara ve alkol. Eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye ederdik. Ancak son çıkan yayınlar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ve özellikle sert rakı, votka, viski, tekila gibi içkilerden kesinlikle uzak durulması gerek. Bunlar sigara ile birleştiklerinde kanser riskini yüksek oranda artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser tedavisi sırasında tamamlayıcı tıbbın rolü nedir?&lt;br /&gt;Kanser meydana geldiyse işte bizim için asıl tehlike buradadır. Hastalarımızın bilinçsizce kullanacağı herhangi bir bitki kanser olayını tetikleyebilir. Yani kanser için verdiğimiz ilaçları ya nötralize eder ya da potansiyelize eder. Onun için hastaların kesinlikle tamamlayıcı ya da alternatif ilaçları doktora danışmadan kullanmaması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek verebilir misiniz?&lt;br /&gt;En basitini söyleyeyim: Kadınların yüzde 40’ının kullandığı bir antidepresan ilaç var. Diğer bütün ilaçları bloke ediyor. Mesela greyfurt suyu. Bağırsakta P450 denen bir enzim var. İlacın emilmesine mani olduğu gibi, ilacı dört kat potansiyalize edebiliyor. Yani hastayı zehirliyor. Onun için doktorun çok bilinçli olarak hastasına bunu izah edip yasaklaması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kematerapi esnasında alternatif tedavi kullanmak…&lt;br /&gt;Kemoterapi esnasında alternatif veya tamamlayıcı tedaviyi bilinçsizce kullanmak hastanın ölümüne sebep olabilir. Bu esnada bazı destek tedavileri yok mu? Var tabii. Gıda olarak herşeyi verebilirsiniz. Ama dışarıdan tamamlayıcı hiçbir ilaç vermemeniz gerekir. Ancak örneğin prostat kanserinde selenyum ispat edilmiş. Domatesin içindeki laykopen maddesi ispat edilmiş. Bunları verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak ve soğan…&lt;br /&gt;Kuarsetin maddesi soğan ve sarımsakta bol miktarda vardır. Kanser öncesinde, tedavisi esnasında ve sonrasında çok etkilidir. Sarımsak çok faydalıdır. Hem enfeksiyonlara karşı korur, hem de yapılan çalışmalar sarımsağın mide kanserinden, bağırsak kanserinden, yemek borusu kanserinden ve akciğer kanserinden koruduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı biberin bazı türleri kansere sebep olabildiği söyleniyor?&lt;br /&gt;Acı biberin, immün (bağışıklık) sistemini güçlendirdiği ve hayvan deneylerinde tümörlü farelerin tümörlerini küçülttüğü görülmüştür. Ama bu taze acı biber, arnavut biberi. Güneydoğu’da sıklıkla kullanılan kuru acı biber aflatoksin içerir ve bu madde karaciğer kanserine sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemoterapi ya da kanser tedavisi bittikten sonra…&lt;br /&gt;Kemoterapi vücuttaki normal hücreleri de tahrip edebilir. Vücudun genel durumunu bozabilir. Kuvvetsizlik, kan tablosunda düşüklük meydana gelebilir. İşte bunu düzeltmek için de tamamlayıcı tıbbın ayrı bir yeri vardır. Bu konuda da yine Omega-3 çok faydalı. Ama Omega-3’ü çok iyi balık yağından almak lazım. Okyanuslardaki sardalyalardan ve somon balıklarından elde edilen faydalıdır. Bunun dışında, selenyum, laykopen, bunlar bağışıklık sistemini güçlendirir. Ekinezya da öyle. Dışarıdan alacağımız gıdalar arasında folikasit faydalıdır. Folikasit, hem kanserden korur, hem de kanserden sonra kemoterapinin yarattığını tahribatın önlenmesinde etkilidir. Ginseng, ananas, kara üzüm faydalıdır. Zerdeçal çok önemli bir maddedir. Hem tümör hücresini yok eder hem de immün sistemini güçlendirir. Çörekotu, zencefil, çok önemlidir. Bazı meme kanseri türlerinde keten tohumunu tavsiye ederiz. Ama bu her meme kanseri hastası için geçerli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı bünyesinde tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmalar yapan bir komisyon var. Bununla ilgili bilgi verir misiniz?&lt;br /&gt;Bu, altı sene önce İstanbul Üniversitesi’nde Tamamlayıcı Tıp Birimi olarak kuruldu. Ondan sonra Ankara’da Kanser Danışma Kurulu kuruldu. Kanser Danışma Kurulu’nun bir tanesi de tamamlayıcı tıp danışma kuruludur. Yaklaşık 3.5 sene önce çalışmaya başladı. Başkanlığını da kurulduğundan beri ben yapıyorum. Sahtekarların ilaçları bize gelir. Biz bunların kontrolünü yaptırırız. RTÜK’ün basında çıkan bu yalan yanlış haberleri ve yazıları birazcık frenlemesini istedik. Böyle bir kanun teklifi getirdik. İnşallah çıkar. En büyük zarar bu sahtekarlar. Çünkü bir sahtekar çıkıyor ve bütün zavallı millet zehirleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duanın kanser hastaları üzerindeki etkisiyle ilgili bir çalışmanız vardı. Bundan bahsedebilir misiniz?&lt;br /&gt;Kanser tedavisi konusunda inanç da çok önemli. İnancın, hastaların immün sistemini güçlendirdiği iddia ediliyor. İtalya’daki Katolik kiliselerinde bununla ilgili araştırmalar yapıldı. Araştırmanın sonuçları gösterdi ki dua ve inanç hastaların immün sistemini güçlendiriyor. Biz onun için hastaya her zaman inançlı olmasını öneriyoruz. Her zaman için, hangi dinden olursa olsun... Hastalığı inançla beraber yeneceğimizi her zaman söyleriz. Bu gayet normal. Çünkü inanmazsan zaten kaybedersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahtekarlara karşı ne yapılmalı?&lt;br /&gt;Ulusal Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü kurulmalı. Burada bütün bu çalışmalar yürütülmeli ve sahtekarlarla mücadele edilmeli. Yeni ilaçlar ve bitkiler denemeli. Onun dışında medyanın bilim adamlarıyla işbirliği yapması gerekir. Medya, bu sahtekarlara yer verdiği kadar bilim adamlarına da yer vermiş olsa bu kadar rahat cirit atamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞARLATANLARI AYIRMAK GEREK&lt;br /&gt;Türkiye Kanserle Savaş Vakfı Onkoloji ve Erken Tanı Merkezi Tıbbi Direktörü Doç. Dr. Metin Aran, alternatif ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını doğru tanımlamak gerektiğini belirtiyor. Hastaların bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıbbi araştırmalarla ortaya konan bazı maddelerin tüketilmesinin yararlı olduğunu ifade eden Aran, alternatif tıp adı altında gerçekleştirilen bilim dışı uygulamaları desteklemediklerini vurguluyor. Bilim dışı uygulamalar gerçekleştirenleri ’şarlatan’ olarak nitelendiren Metin Aran, ikisi arasındaki ayrımın doğru yapılması gerektiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’KAPLUMBAĞA KANI KANSERDEN KORUMAZ’&lt;br /&gt;İnsanların bağışıklık sistemini güçlendiren maddelerin kanser rahatsızlıklarından korunmak için kullanılmasını onayladıklarını ifade eden Doç. Dr. Metin Aran, örnek olaraksa antioksidan, fitokimyasal ve omega 3 yağ asitleri içeren besinleri gösteriyor. Hayvansal maddelerinde kanser rahatsızlıkları için koruyucu ve önleyici olarak tüketildiğini sözlerine ekleyen Aran, buna örnek olarak ise kaplumbağa kanını veriyor. "Bu zavallı kaplumbağaların öldürülmesinden başka hiçbir şey ifade etmez. Kanserden korunmaya faydalı değildir, hastaların bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de hiçbir faydası olmaz. Ama onun dışında kansere yararlı olduğu bilinen domates, kivi, enginar gibi yiyeceklerin kullanılmasını onaylıyoruz" diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NELER TÜKETİLMELİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antioksidanlar: Antioksidanlar, oksitlenme olaylarını baskılayan maddelerdir. İnsanda normal biyokimyasal olaylardan sonra ortaya çıkan, kanda serbest dolaşarak sağlıklı hücrelere adeta saldıran ve onların DNA yapılarını değiştirerek tümör gelişmesine zorlayan maddelere karşı vücudu korudukları belirtiliyor. Ancak, kanser riskini düşürmekteki rolleri henüz kesinleşmediği için araştırmalar devam ediyor. Bu grubun önde gelenleri vitamin-C, beta-karoten ve vitamin-E’dir. Vitamin-C ağız boşluğu, yemek borusu ve mide kanserlerine karşı koruyucu olabilir. Ayrıca rektum, pankreas, rahim kanserlerinin gelişme riskini azaltabileceği, meme ve akciğer kanserine karşı koruma sağlayabileceği öngörülüyor. Vitamin-C kaynağı olaraksa, portakal, portakal suyu, taze yeşil biber, çilek, kırmızı biber, pişirilmiş brokoli gösteriliyor. Beta-karoten için kaynaklar koyu yeşil yapraklar, sarı-oranj meyve ve sebzeler olarak ifade ediliyor. Yüksek miktarda beta-karoten ise havuç, kabak, taze patates ve ıspanakta bulunuyor. Mide, akciğer, prostat, meme ve baş-boyun kanserlerinin gelişme riskini düşürebileceği olasılığından beta karoten zengini besinler öneriliyor. Bununla beraber, beta-karoten kullanımında kesin öneri öncesi daha çok araştırma gereksinimi vardır Aşırı dozda alınması riskli kişilerde, aynı sigarada olduğu gibi, akciğer kanserine neden olabileceği düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fitokimyasallar: Bitkilerin yapısında bulunan bazı kimyasal bileşiklerdir ve bitkileri bakteriler, virüslar ve mantarlara karşı korurlar. Ayrıca antioksidan, besin koruyucu ve kanser yapıcı ajanlara karşı engelleyici etkileri olabileceği bildiriliyor. Yüksek fitokimyasal maddeli yiyecekler brokoli, dutlar, soya kabukları, armutlar, şalgamlar, kereviz, havuç, ıspanak, zeytinler, domates, mercimek, kavun, sarımsak, kayısı, soğanlar, soya fasulyesi, yeşil çay, şeftali, kabaklar, kıvırcık ve Brüksel lahana ve kırmızı şaraptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omega-3 yağ asitleri: Vücutta yapılmayan bu asitler yiyecekler veya ek katkılardan alınan yağ asitleridir. Deniz ürünleri, özellikle sıcak su ürünleri, keten tohumu yağı ve fasulyede bulunan bu asitlerin meme ve prostat kanserleri risk ve gelişmesini önlemede rolleri olabileceği bildiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAZLASI ZARAR GETİRİR&lt;br /&gt;Ankara Numune Hastanesi Tıbbi Onkoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Nurullah Zengin, Modern tıbbın kanserin tanımlanmasında ve tedavisinde belli bir aşamaya geldiğini belirterek şöyle devam etti:"Tabii bunun yanında modern tıbbın başarısız olduğu kanser türlerinde değişik uygulama arayışları halen devam ediyor. Modern tıp içinde de bu arayışlar sürüyor. Aynı zamanda alternatif uygulama diye tabir ettiğimiz değişik bitkisel maddeleri ve bunun dışında da daha değişik yöntemleri bu alanda denemek mümkün. Bunları özellikle modern tıbbın başarı elde ettiği alanlarda tavsiye etmek çok doğru değil. Tamamlayıcı tıp, kontrollü bir şekilde vücut direncini artırmaya yönelik bir araç olarak görülüyor. Anti-tümör etkinliği şu ana kadar gösterilmiş değil. Doğal ve bitkisel olan ilaçların kullanımın ötesinde uç kullanımların zarar potansiyeli daha yüksek"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.forumgazetesi.com/haber_detay.asp?haber_id=17985"&gt;http://www.forumgazetesi.com/haber_detay.asp?haber_id=17985&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-3772463316467264264?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/3772463316467264264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanserden-kurtulmak-iin-inanmak-gerek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3772463316467264264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3772463316467264264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanserden-kurtulmak-iin-inanmak-gerek.html' title='Kanserden kurtulmak için inanmak gerek'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-4072494673542369250</id><published>2008-12-12T12:26:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:27:01.953-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Prof. Erkan Topuz’dan hayat kurtaran öneriler</title><content type='html'>Kanal D’de Müge Anlı’nın sunduğu “Dobra Dobra” adlı programa katılan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz’dan kanserden korunma reçeteleri...Kolon kanserine deve dikeni sütü“Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye’de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. ”Sucuk, salam ve sosisten sakının“Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.” Kanser olan süt içmesin“Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar.”Doğum kontrol hapına dikkat!“Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır.”Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!“Yoğurdun üzerindeki yeşil su mideye zararlıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil... Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim. Ceviz çok faydalı, günde 4-5 acıbadem yenmeli. Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır 15 tane yerseniz diger tarafa gidersiniz. 3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz. Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur. Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın. Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine...Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için... Şile Ağva ve Kilyos’ta kendiniz toplayın böğürtlenleri. Kendisini yerseniz elledit asit var böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni bu mevsimde yani simdi alın toplayın, bunun şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla, kolon kanserine büyük şifadır.Kırmızı et olarak kuzu yiyin“Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle zavallı kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir. Niye kırmızı et zararlı diyoruz. bakın hayvanlar genellikle otluyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar o da doğrudan doğruya adalesine gidiyor Ayrıca biz bunlara growth factors yani büyüme hormonu veriyoruz. Bir de kırmızı etin öz yapısında kansorejen madde var. Zavallı kuzunun daha otlamadan gırtlağını kesiyoruz. Ne hormon veriyoruz ne bir şey”Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin“20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 kurtulur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda görülen meme kanseri; kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak lazım. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar domatesinizi salçanızı yapın. Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, oturun 400 liralık lahana yiyin. Lahana brokoli semizotu karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanları. 12 yaşında erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır. Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri enf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır. Haftada 1 kere yesinler.En faydalısı kanola yağı“Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygın Türkiye’ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz çocuklara. Kadınlara kansere yakalanmadan önce vermeliyiz ama kadın kansere yakalandıysa bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır. Kemoterapide trombosit düşürdüğü iddia edilir. Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak iki kupa içeceksiniz. Şöyle birleştiriyorum hastalarıma; bir yeşil çay iki böğürtlen yaprağı üç limon kabuğu dört ısırgan yaprağını karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.objektifhaber.com/yeni/objhab/default.aspx?id=2O28O107911"&gt;http://www.objektifhaber.com/yeni/objhab/default.aspx?id=2O28O107911&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-4072494673542369250?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/4072494673542369250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-erkan-topuzdan-hayat-kurtaran.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4072494673542369250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4072494673542369250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-erkan-topuzdan-hayat-kurtaran.html' title='Prof. Erkan Topuz’dan hayat kurtaran öneriler'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-4213081216445820133</id><published>2008-12-12T12:25:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:26:18.104-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Göz göre göre kanser oluyoruz</title><content type='html'>"Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır" diyen Prof. Erkan Topuz'un verdiği bilgiler tüyler ürpertici! İşte kansere yol açan nedenler...Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalarda bulundu.Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı. Bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılar... "Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.İŞTE SARISICI AÇIKLAMALAR-Evde, sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşılmamalıEğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs) -En tehlikeli yer: HalıHalı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle alıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin. -Deterjan kullanınca muhakkak eldiven giyilmeliPlastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven) -Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünü, yani kanserojen! Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin. -Her türlü deterjandan kaçının!Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz. -Beyaz olan her türlü iç çamaşırı, yeni aldığında en az 2 kere kaynatılmalı! Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor. -Kanserle mücadele anne karnında başlarAnne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir. -Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, günde en azından 3-5 tane yenmeli! Her bir renkte bir şeyler var. -Gebeler, haftada 2 kez kırmızı et yemeli!Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım. -Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeliZehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor. -Sebzeler, mevsiminde dondurulup saklanmalı!Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar. -Radyasyon; kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biri!Televizyondan çok uzak duralım. -Çocuklara haftada 2 kez balık çorbası Ama içine zerdeçal koymak suretiyle...Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı. -Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeliBu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz. -Kızartma için en uygun yağ; kanola yağıOnun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir. -Çocuklar, fast food türü yiyecekleri 15 günde bir yemeliAma haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin. -Çocuklar meyve ve yoğurdu bol tüketmeliAncak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır. -Çocukları, üç beyazdan; un, şeker ve tuzdan uzak tutmalı-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir. -Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdırUcuz beslenmedir. -En faydalı gıdalardan birisi cevizDaha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz. -Elma mutlaka yenilmeli! -Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalıPorselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.-Dikkat; meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor!Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse. -Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğu çöpe atılmalıİstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok. -3 ayda bir su değiştirilmeliÇok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor. -Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum. -Meyve suyu, posasıyla tüketilmeliBiz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz. -Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyorÇok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın. -Çocuklar, yeşil plastik sahalarda oynamamalı Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler. -Havuzlar iyi temizlenmeli Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine spor yerine kansere hazırlık yapıyorsunuz...-Bütün beyazlatıcılardan kaçınılmalı Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır. KANSER DALGA DALGA GELİYOR Prof. Dr. Erkan Topuz'un verdiği şu çarpıcı bilgi, kanserin boyutlarını açıkça ortaya koydu: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer." Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, "Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye'nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-4213081216445820133?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/4213081216445820133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/gz-gre-gre-kanser-oluyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4213081216445820133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4213081216445820133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/gz-gre-gre-kanser-oluyoruz.html' title='Göz göre göre kanser oluyoruz'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-9151604868191178901</id><published>2008-12-12T12:24:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:25:29.321-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof.Dr. Erkan TOPUZ Arena programında önemli açıklamalar yaptı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULIrxErcrI/AAAAAAAAAGs/r8sc05c83EE/s1600-h/toplu.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279002367464534706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 264px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULIrxErcrI/AAAAAAAAAGs/r8sc05c83EE/s320/toplu.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kategori &lt;a href="http://sihirlibahce.blogcu.com/Erkan+Topuz/"&gt;Erkan Topuz&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Star TV’de, araştırmacı gazeteci Uğur Dündar yönetimindeki Arena programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine çok çarpıcı açıklamalar yaptı. 2020 yılında dünyada 20 milyon insanın kanser olacağını vurgulayan Prof. Dr. Erkan Topuz, yiyecek-içecek maddelerinden, giyim kuşama ve temizlik malzemelerine kadar bir çok üründeki kanser tehlikesine dikkat çekti ve son derece önemli uyarılarda bulundu. İşte Prof. Dr. Erkan Topuz’un açıklamaları:-Yeni arabalarda çok güzel kokular vardır. İşte kanserojen! Çünkü arabaların içindeki tüm o plastikleri yapıştırmak için kullanılan yapıştırıcıların hepsi kanserojendir. Tabiatta o kadar güzel yapıştırıcılar vardır ki... Mesela ipek böceklerinin salgısından elde edilen zamkın gücü başka hiç birşeyde yok. Midyeler, denizdeki demirle birleşerek taşa yapışıyor ve onu kopartamıyorsunuz. Korkunç bir yapıştırıcı gücü var. işte dünya yavaş yavaş bunlara dönmeli...-Kuru temizleme işleminden geçen giysilerin üzerinde kanserojen madde kalıntıları vardır. -İşyerlerinde bilgisayarlar açık, belki oda da televizyon var ve o da açık, cep telefonları da tabii yanımızda... Radyasyonlu ortamları havalandırmak gerekir. Cep telefonlarıyla 30 saniyeden fazla konuşmak, 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 katına çıkmasına neden olmakta. Cep telefonlarını kulaklıkla kullanalım. Nispeten daha koruyucu bir etkisi var. Bilgisayarlarımızı gerekmedikçe açık bırakmayalım. Televizyonları 6-7 metre uzaktan izleyelim. -Baz istasyonlarına aşağı yukarı 1 kilometre uzaklıkta oturmamız gerekir. Bir de ayriyeten Amerika’da yeni çıkan yasa ile cep telefonlarını kuvvetlendirici yerler var. Onların da okullara 500 metreden yakın olmaması gerekiyor. Yeni yapılan bir çalışmada (2005 yılı Amerika’da) otobana yakın oturanlarda özellikle çocuklarda kanser ve lösemi riskinin 5 kart arttığı görülmüş. Arabalardan yayılan mazot ve kurşun atıklarından dolayı.&lt;br /&gt;-Çalışan insanların çoğunluğu öğle tatillerinde fastfood yiyorlar. Yanında bir gazlı içecek var. Tabi bunların içinde şeker var. Şeker kanserin en önemli dostudur. Fastfooddaki et kırmızı et ve yanmış. Bunun içinde bir yığın katkı maddesi var. Yanında ise hiç hiç sebze yok. -Sodayı da aşırı tüketmeyelim. Radyasyon var çünkü içinde. 1-2 tanenin zararı yok ama aşırı miktarda tüketmeyelim. -Sert içkilere karşıyız. Votka, rakı gibi. Çünkü miğde, ağız, diş ve mesane kanseri yapıyor. Günde 2 bardak şarap içen kadınlarda meme kanseri riskinin 3-4 kat arttığı görülmüştür. Ama bu çok yanlış anlaşılmasın, şarapçılar iflas eder. Şarapların içinde de pestisit var. Çünkü bunlara organik gübre atabiliyorlar. Organik şarap içebilirler. Kaliteli yetiştirene karşı değilim, ama üzümler aşırı büyük olsun diye çok aşırı gübreleniyor. -Zeytinciler de bunu yapıyorlarmış. Zeytinler iyi olsun diye 5 kat fazla gübre atıyorlarmış. -Yapraklı olan yiyecekleri lahana, kıvırcık, marul gibi sebzelerin ilk 4 yaprağını atalım. Çünkü istediğiniz kadar yıkayın, organik bile olsa pestisiti uzaklaştırmanız mümkün değildir. -Lahana veya haplarını tüketin. Kırmızı turp, lahana, karnıbahar ve brokoliyi haftada 2 kez tüketirseniz hipotriodi yapabilir. O yüzden genellikle buharda pişirin ve öyle tüketin. Organik nedir? -Doğrudan doğruya pestisit atılmamış yani tabi toprakta yetişen, zirai mücadele ilacı kullanılmamış, organik gübre genellikle kullanılmış yiyecekler. Organik gübre de çok önemli. Amerika’da organik gübreye bile bakıyorlar. Çünkü o gübrenin alındığı hayvan da pestisit almış olabiliyor. Bu çok ince bir çizgi. -Dünyanın en iyi organiklerinde bile yine 3-5 tane pestisit bulunmuş. -Hakiki organik, Tarım Bakanlığı’nın tasdiki olanlarını almak zorundayız, yani artık buna inanmak zorundayız. Ama onun dışındakilere de çok dikkat etmemiz gerekiyor.Organik ürünün ne faydası var?Organiklerde salvastrol denen bir madde var. Mesela kırmızı turp kendisini haşarelerden, böceklerden ve etrafında kendisini rahatsız edebilecek zararlı mahsullerden koruyor ve bunun için de salvastrol denilen maddeyi salgılıyor. Doğal bir savunma. Ama maalesef inorganik yetiştirilen ürünlerin salvastrol üretmesine gerek kalmıyor. İşte biz organik olanı aldığımız zaman salvastrol ümmün (bağışıklık) sistemimizi güçlendiriyor, kanserden koruyor, kolestrol seviyesini düzenliyor vs...-Çocuklar patates kızartmasını çok seviyorlar. Onların keyfini kaçırmayalım. İlk yağda, temiz bir yağda biraz kızartılabilir. -Çocuklara balık terbiyesi verelim.Neden kuzu eti?-Ben kırmızı et için sadece kuzu etini önerdiğimde bir öğretim üyesi çıktı "Ankara’da kuzu kalmadı" dedi. Kuzuyu önermemin nedeni şu: Gariban doğduktan sonra hiç bir zaman tarlaya salınmıyor. Çünkü tarlaya salındığı zaman pestisitleri otluyor hayvan. Onun dışında biz ineklere 80 kilo süt versin diye büyüme faktörü veriyoruz. Bu gidip adalesinde birikiyor. Büyüme faktörü vücudunda kanına giriyor, kanıyla adaleye ve sütüne geçiyor. Hormon bu, ve kanserojendir. Vücuda girdiği zaman insülin oranını yükseltiyor ve insülinin inip çıkması da glikozu tetikliyor. Yani üç yönden kanserojen oranı tetikleniyor. İnsanları aydınlatmak zorundayımBunlara rağmen, maalesef bana bir öğretim üyesi de bunu söylüyor. Ben de dedim ki: "Eğer siz istiyorsanız diğerlerini de yiyebilirsiniz ama ben insanların yüzde 90’ı benim ağzımın içine bakıyor. Onları aydınlatmak zorundayım. Sağolsun, Uğur Dündar ile biz bu işe soyunduk. Siz ne derseniz deyin biz bu işin peşindeyiz". Genellikle bütün Amerika’daki büyük şirketler -Türkiye’de tabi buna bir yerde yakın-biz böyle bir şeyler söylediğimiz zaman hemen bir bilimsel kurul kuruyorlar. ’Bunlar satın alındı’ demiyorum, iftira etmiyorum hocalarımıza ama bunlar hemen bir çalışma başlattırıyorlar, belli büyüklükte bir fon alarak. "Bu fonun sonucunu bekliyoruz efendim, bu nasıl olur?" diyorlar. Bu sürüyor 3-4 sene. O süre içinde de köşenin köşesini dönüyorlar. Bu arada da bir sonuç çıkmıyor bundan zaten. Gerçekleri açıklayanları tehdit ediyorlar -Bizim gibi yeşilci olanları, dernekleri mahkemeye veriyorlar, tehdit ediyorlar. Ben de alıyorum bu tehditleri. Tehdit ediyorlar ve bunun dışında milyonlarca dolarlık tazminatlarla gözünüzü korkutmaya çalışıyorlar ve karşı lobiler kuruyorlar. Çünkü işte ’Dünya aç kalacak, dünya yok olacak, eğer biz bu tarım mahsullerini üretmezsek, bu kimyasalları yok ediyorlar ama biz bunları dolaylı olarak ortaya çıkartıyoruz, besin değerlerinin içine söylediğiniz bitkilere enjekte ediyoruz vs..’ diyorlar. -Domatesin çekirdeği yok. Tohum vermiyor. Büyük tröstler Türkiye’ye satıyor belli miktarda. Onu çoğaltamıyorsunuz çünkü içinde tohum yok. Bunu en çok satan İsrail’dir. Onlar bize tohum yollamasa biz açız. Biz bunu kendimiz üretebiliriz. Biz bunu niye yapmıyoruz? Ama onlar genetiğiyle oynayarak en aza indiriyorlar. -Çekirdeksiz karpuz yiyoruz. Olacak şey mi?! Sanki çok makbulmuş gibi. Halbuki çekirdeğini ayıklasak ne olur?!! Üstelik iki katı fiyatına satıyorlar. Halbuki karpuz betakrotan bakımından kırmızılar içinde kanserden koruyan en iyi varlıklardan bir tanesidir. Bulaşık detarjanlarındaki tehlike -Bulaşık makinasındaki deterjanı hiç bir şekilde arıtamayız. Çok az miktarda da olsa kalıcı olur. Deterjanın içine elma sirkesi koysunlar. Makinadan çıktıktan sonra da büyük bir cam kabın içine 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi koyalım. Tabağımızı sofraya koymadan önce bunun içine sokup çıkaralım. Çünkü deterjana sirke de koysanız ne kadar yıkarsanız yıkayın, çok az miktarda da olsa pestisit kalır.-Mutfakta, porselen, cam ve çelik kullanalım.&lt;br /&gt;-Bakır, aliminyum ve plastik mutfağınızda olmasın. -Dip balıklarında kanserojen madde var. Kefal, barbun, mezgit kanalizasyon diplerinde yetişiyor. İstanbul’da yenilen karides, midye ve istiridyeye ağzınızı sürmeyin. Zehirleniyorsunuz. Midyeden çok zehirlenen insan oldu. Çünkü doğrudan doğruya kanserojen, içinde kurşun ve civa var. Beyin dokusunda tahribat yapıyor, atılmıyor. En büyük kanserojen civa. Bunlar da çinko da çok. -Bitkisel baklagiller, bunlar protein ihtiva eden tabi proteinler. -Yumurtanın beyazı dünyanın en faydalı en zararsız proteini. Herkesi ekrana çıkarıyorlar, medya çok hatalı! Türkiye’de sazı eline alan, olur olmaz herkes artık ekrana çıkıyor, reyting getirsin diye. Medya maalesef çok suçlu. Her programda görüyorum lise mezunu bile olmayan adamlar herbalist diye çıkıyorlar. Doktorlar belki nam yapsın, şöhret yapsın diye bilir bilmez bunların belki kapağını açmamış çıkıp konuşuyorlar. Dikkat edin diyorum ve buradan uyarıyorum; prostat olan hastalar çinko almasın ve yüksek doz kalsiyum tüketmesinler. Prostat kanserinde tetikleyicidir ve kanser olduktan sonra da süreyi kısaltır. -Çocuklarımıza gazlı içecekler değil meyva suyu verelim. Muhakkak posalı tüketmelerine dikkat edelim. -Türkiye’de bazı derneklerden gelen bazı yazılarda, yüzde 70 saf meyva suyu olduğu söyleniyor. Bunlara inanmak durumundayız. Çünkü çok büyük şirketler bunlar. Ama meyva suyu olmayan, esans olanlardan kaçalım. Üzerinde yazıyor zaten. Ama tarihlerine mutlaka bakalım. Meyva suyu sıkıldığı andan itibaren 8 saatte değerini kaybeder O nedenle tarihlerini yakın alsınlar lütfen ve onları 1 ay içinde bitirelim.-Türkiye’de hakikaten muazzam bir meyva potansiyeli var. Bütün çiftçiler, köylülerimiz bunlardan para kazanıyor ben buna niye mani olayım. Ama çabuk tüketsinler. Bir elmayı bile kesseniz üstü iki saat sonra siyah olur, oksite olur ve işe yaramayabilir. Ama bunlar kendisini pastörize ettikleri için bunları 1-2 ay içinde tüketmemizi sağlasınlar. Beni düşman bellemesinler Bizim bu tatlı uyarılarımız hem çocuklarına hem torunlarına ve gelecek nesillere faydası olacak. Biz tatlı uyarılar yapıyoruz. Bizi düşman bellemesinler lütfen, dost bellesinler. Biz onları tatlı tatlı uyaralım, onlar da bu zararlı şeylerden ufak ufak çekilsinler. Tabi ki bir anda çekilemeyecekler.Fast Food’çuları desteklerim AMA...-Bizim fast food’çular biraz kendilerine gelsinler lütfen! Fast Food’ların yanında bir tabak da yeşil ikram etsinler. İyi yıkanmış, sirkeli sudan geçirilmiş...O zaman biz bunları destekleriz. Şu an buradan uyarıyorum. Eğer Fast Food’un yanında bir tabak da bedava yeşil salata -veya salatalık, kıvırcık salata, domates de olur- verirlerse söz veriyorum burada, o zaman bütün bu Fast Food’çulara sevgiyle yaklaşacağım. Hayvanlarda bile kanser artıyor -İngiltere’de köpeklerin yiyeceklerine yeşil salatalar eklendi ve köpeklerdeki kanser oranında yüzde 90 oranında azalma olduğunu görüldü. Köpeklerde bile bir yeşil kanser oranını düşürmüş. Yani zehirin panzehiri yine yeşil. Bu da 2006 yılının bir çalışması. Gece çalışan kadınlarda meme kanseri riski yüksek Her insan haftada bir kez gece hayatı yaşayabilir, çılgınlıklar yapabilir. Ona karşı değilim. Bu günlük hayatını renklendirebilir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, gece çalışan kadınlarda 5 kat fazla meme kanseri görülmüş. Karanlıkta uyumak, aşağı yukarı 30-40 yaşından sonra... Beynimizde melatonin denen bir hormon vardır. Bu melatonin karanlıkta ortaya çıkar. Ümmün sistemi korur, vücudu gençleştirir, dengelendirir, mutluluğu sağlar, uyku düzenini sağlar, kansere karşı ümmün sistemini uyarır, çok güçlüdür. Gece hayatı olan insanlar bu hayatı değiştirsinler. Yağlara dikkat! Biz katı yağlara karşıyız. Yanlış anlamasınlar ama onlar zeytinyağdan üretmişler falan, ona karşı değiliz. Bu kadar ilanlar vererek, beş kişiye kutuyu tutturarak, televizyonlara çıkarak insanları aydınlatmaları yönünden güzel bir şey bu. Biz katı yağlara karşıyız. Tereyağa da karşıyız. Ama zeytinyağdan yaptıklarını söylüyorlar. Ama bunu yaparken akla bir soru geliyor ’Acaba ben katı yağ alacağıma niye zeytinyağ yemiyorum ki?’ diye bir soru geliyor akla. Soya yağından yapıyoruz falan filan diyorlar ama iz çok hijyenik olduğu ve kaliteli insanlara kutuyu tutturarak gösterdikleri için onlar da çok kaliteli öğretim üyeleri var aralarında, diğer kişiler var işte medyada isim yapmış kişiler. Tabi ki onlara saygı gösteriyoruz. Bu kampanyanın diğer firmalara da örnek olmasını ve sağlıklı şeyleri insanlara duyurmalarını tavsiye ediyoruz. PEKİ KENDİSİ NELER YAPIYOR? Prof. Dr. Erkan Topuz, halkı aydınlatıcı bilgiler verdikten sonra, kendi günlük yaşamı içerisinde neler yaptığını, nasıl beslendiğini de kısaca özetledi. Topuz şunları anlattı: "Ben normal olarak 22:30 ya da 23:00’te yatarım. Karanlık bir yerde yatarım, sabah da 05:30 veya 06:00’da kalkarım. Aşağı yukarı 40 senedir, üniversitedeki hayatım ve çocukluğumdan beri böyledir. Televizyonu çok uzak mesafeden izlerim. Bilgisayarımı açık bırakmam. Çocuklarıma da açık bırakırlarsa kızarım. Cep telefonuyla 30 saniyeden fazla konuşmam. Hemen kapatırım. Ama bu benim alışkanlığım çok çabuk konuşmak. En az 80-90 kişi bana mesaj bırakıyor. Cep telefonlarımı belli saatlerde açarım. Öğlen bire kadar telefonumu açmam. Akşam da 22:30 kadar da açıktır. Sonra kapatırım. Haftanın 5 günü balık çorbası içiyorum. Dip balığı dışındaki balıklarla yapılan çorba. Bu çorbanın içine zerdeçal mutlaka koyarım. Zerdeçal, bizim sarı safran dediğimiz ve köri olarak da piyasada bulunur. Kansere çok etkilidir. Gerek korumasında gerekse kanser esnasında damarı bağlayan bir maddedir. Aşaığı yukarı her 200 gram için bir çorba kaşığı attırıyorum. Bu zaten çok lezzetli bir şey. Bütün Uzakdoğu’nun ve Avrupa’nın tükettiği bir olay. Ama bizde bu terbiye yok. Haftada mutlaka 1-2 kez balık yerim. Genellikle esmer pirinç yemeye çalışırım. Beyaz un, beyaz şeker ağzıma sürmem. Hastalar teşekkür için baklava falan getiriler, içinden bir tane alırım bazen hatırları için. Evimize beyaz ekmek girmez.&lt;br /&gt;Yemeklerde kaya tuzu kullanırız. Sabah kahvaltısında 1 veya 2 bardak su içmeyi tavsiye ederim. Vücuttaki toksinleri atar. Bir de kahvaltıda yeşil çay tavsiye ediyorum. Ayrıca, yeşil çay, böğürtlen, ısırgan ve limon kabuğundan yapılan çay çok önemlidir. Isırfan yaprağı ve kökü, prostat, mide, meme kanserinden korur. Ben bunu sabah tüketirim. Eğer organikse mutlaka 2-3 domates yerim. Keçi peyniri tercihimdir. Çocukluğumdan beri çok zeytin tüketirim. Zeytin eğer organikse dünyanın en faydalı yiyeceklerinden.Sabah kahvaltısından her türlü yeşili tüketebiliriz.Biz diyoruz ki bire beş veya yedi sebze tüketin. Minerallerinizi, betakrotenlerinizi, selenyumunuzu vs. bütün minerallerinizi bunlardan almaya çalışın. Ama bazı oranlar var ki bir oda kadar selenyum tüketirseniz o zaman kanserden korunursunuz. Ama 200 ünite E vitaminiyle beraber tüketirseniz prostat kanserinden yüzde 20 korur. Ben E vitamini alıyorum. Omega3’ü balıktan alıyorum ama yeteri dozda alıyor muyuz? Omega 3’ü bir ay içelim, bir hafta dinlenelim. Çünkü omega 3 bizim için çok faydalı. Devedikeni sütü alırım. Bunun karaciğeri kanserinden koruduğu 3 bin senedir malum. Prostat ve mesane kanserinde tümörü durdurucu etkisi gözlenmiş. Bromalein kullanıyorum. Ananasın köküdür, özüdür, çok şifalıdır. Ama bunları periyodik olarak kullanıyorum. Bunun dışında bazı tip mantarlar kullanıyorum. Hiç bir şekilde zayıflatıcı gıdalara gitmeyiniz. İnanmayınız diyetçilerin 8-10 kilo verdirdiğine. Çünkü sizi kansere hazırlıyor. Manken olma sevdasına girmeyin, sağlıklı yaşayın. Tabi ki biz boy kilo oranına dikkat ediyoruz ama ayda 1-1,5 kilonun üzerinde kilo vermek kansere hazırlıktır. Çünkü yüksek oranda kilo verdiğimiz zaman, vücuttaki yıkıcı mahsuller ve tüm zehirli atıklar kansere dönmektedir. Normal boy-kilo indeksine giriiniz ama ayda 1-1,5 kilo verin. Mesela yeşil çay, hem kanserden korur hem de kilo almalarına mani olur. Bromalein (ananas özü), kilo aldırmaz, vücuttaki ödemi atar, kanserden de korur. Veya ananası günde 2 bardak tüketin ya da bunları alamıyorsanız günde 2 bardak yeşil çay tüketin. Kırmızı et ben yemem. Ancak ayda ayda ya da bir iki ayda yerim. O da dışarıda yerim. Bizim eve kırmızı et artık girmiyor. Balık, tavuk ve hindi yerim sadece."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-9151604868191178901?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/9151604868191178901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profdr-erkan-topuz-arena-programnda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/9151604868191178901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/9151604868191178901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profdr-erkan-topuz-arena-programnda.html' title='Prof.Dr. Erkan TOPUZ Arena programında önemli açıklamalar yaptı'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULIrxErcrI/AAAAAAAAAGs/r8sc05c83EE/s72-c/toplu.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-619963798601412831</id><published>2008-12-12T12:22:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:23:46.957-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda şok açıklamalar yaptı</title><content type='html'>Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı...Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı. Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. "Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu &lt;a href="http://www.nuveforum.net/1407-kanser/43214-prof-dr-erkan-topuz-kanser-konusunda-sok-aciklamalar-yapti/"&gt;i&lt;/a&gt;şe adadığım &lt;a href="http://www.nuveforum.net/1407-kanser/43214-prof-dr-erkan-topuz-kanser-konusunda-sok-aciklamalar-yapti/"&gt;i&lt;/a&gt;çin anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı."Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye'de" diyen Topuz'un sarsıcı açıklamaları şöyle:-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin &lt;a href="http://www.nuveforum.net/1407-kanser/43214-prof-dr-erkan-topuz-kanser-konusunda-sok-aciklamalar-yapti/"&gt;i&lt;/a&gt;çindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var. -Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım. -En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin. -Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz. -Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor. -Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı. -Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir. -Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır. -Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım. -Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.-Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir. -En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır. -Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse. -Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok. -3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın. -Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler. -Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır. KANSER DALGA DALGA GELİYOR Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer." Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, "Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye'nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.&lt;br /&gt;Prof.Dr.Erkan Topuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-619963798601412831?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/619963798601412831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-kanser-konusunda-ok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/619963798601412831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/619963798601412831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-kanser-konusunda-ok.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda şok açıklamalar yaptı'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6263846283634257166</id><published>2008-12-12T12:21:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:22:29.761-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Fox TV’Deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine önemli açıklamalar yaptı.</title><content type='html'>Fox TV’Deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine önemli açıklamalar yaptı. Zaman zaman televizyon ekranlarında halkı kanser konusunda bilgilendiren Erkan Topuz, bugünkü canlı yayında da kanser hastalarına seslenerek ümitlerini hiç kaybetmemeleri gerektiğini belirtti ve son dönemde kanser alanında tıptaki gelişmeleri anlattı: "Hiç bir zaman ümitsiz olmayın. Özellikle kadınlarda meme, yumurtalık, erkeklerde testis kanserleri için de böyle. Mesela böbrek kanserlerinde hiç ümit yoktu eskiden. Şimdi yeni bir ilaç bulundu. Böbrek tümörlerinde şifa elde ediyoruz. Hem de hedefe yönelik şekilde. Karaciğer kanserinde de yine bir ilaç bulundu. Modern bir şekilde tedavi yapıyoruz. Her kanser türünde büyük gelişme var. Beyin tümörlerinde bile...."Prof. Topuz, bu açıklamalardan sonra halkın modern tıptaki gelişmeleri dikkate almaları gerektiğinin altını çizdi ve şu önemli uyarıyı yaptı: "Demek ki modern tıppı hiç bir zaman bırakmıyoruz. Kocakarı ilaçlarının, sahtekarların, şarlatanların kol gezdiği bir ortamda. Ben televizyona çıktığımdan beri biraz sustular. SAKIN İNTERNET KANALIYLA İLAÇ ALMAYINIZ! Tarım Bakanlığı’nın kontrolünden geçmiş ilaçları alalım eczanelerden. Ortalık sahtekar kaynıyor."İŞTE PROF.DR.ERKAN TOPUZ’DAN ÇARPICI BİLGİLER VE UYARILARŞEKER KANSERİN EN SEVDİĞİ GIDADIR -2020 yılında 20 milyon belki daha fazla kişi kansere yakalanacak. Çünkü çılgınca bir artış var. Amerika’da 550 ton böcek ilacı toprağa dökülmekte. Her bir bebeğe senede 2,5 kilogram ziraat ilacı düşmekte. Türkiye’de bu daha bilinçsiz kullanılıyor. Onun için ’Biz niye kanser oluyoruz?’ demeyin. İşte bunlardan dolayı oluyoruz. Bizim Karadeniz’de fındık veya diğer tarlaları açmak için zehir döküyorlar. Bu zehirler suya geçiyor ve bizim zavallılar şakır şakır o memba sularıyla zehirleniyorlar. Karadeniz ya da Antalya’daki yerler vs. Çiftçilerde beyin tümörü, lenfoma, lösemi en çok görülüyor. Çünkü içtiği suyla direk kanseri alıyor. Topraktaki dikenler bitsin diye oturup dibine zehir atmamalılar.-İnsanlar kendi kendini kansere hazırlıyor. Dünya kansere çanak tutuyor. Yani hepimizin kanser olması için dünya uğraşıyor. Amerika dahil. -Amerika’da kolaya, japon yemeklerine bile şeker koyuyorlar. Çünkü şeker şişmanlatıyor, doyurucu oluyor. Bu da obeziteye sebep oluyor. Obezite demek kanser demek. Şeker demek, kanserin en sevdiği gıda demek. Yani Amerika’lı vatandaşını korumuyor. Rahatına bakıyor. Millete ucuz beslenmeyi ve fastfoodu dayatıyor. Onun için birinci sebep korunmak. -Beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan kaçınmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak çok az miktarda tercih etmeliyiz.-Hiç bir ürünü devamlı olarak kullanmayınız. Mesela suları 3 ayda bir değiştiriniz. Ne olursa olsun hepsinde ufak bir karışım vardır. Kronik olarak aldığınız bir şey uzun sürede kanser yapar. Kaynatmakla alakası yok. Dağlardan tepelerden gelirken bu bitkisel ilaçların içine karışması olayı doğrudan doğruya farklı bir konuma getiriyor.-Esmer ekmeğin kabuğunu yeyin. Kabuğunda kanserden koruyan bir madde bulunur.-Örneğin kuşkonmaz, fesleğen çok büyük şifadır. Fesleğeni salatalarınıza atın, büyük miktarda C vitamini vardır. -Rezeneyi bol bol tüketin. Rezeneyle beraber, taze zencefil, nane ve bir elmayı birleştirip katı meyva sıkacağından çıkarıp yemeklerden önce bir iki çorba kaşığı içerseniz sizi miğde kanseri, ülser ve gastritten korur.-Kemoterapi ve radyoterapi görenler, kaynar suyun içine bir kahve kaşığı kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyup günde 3 kupa tüketebilir. Bu karışım, ağız yarasına mani oluyor, radyoterapinin meydana getirdiği bazı yanmalara mani oluyor, kemoterapinin meydana getirdiği bulantıyı azaltır.-Çemenin, tümör hücrelerini küçülttüğü görülmüştür. Aynı zamanda domates salçası, sarımsak, arnavut biberi (acı seviliyorsa) ve mesela tarhun gibi mucizevi bitkiler çektirilip bir dilim her gün ekmeğin üzerine sürerse kanserden kendisini korumuş olur bir ölçüde.-Kansere yakalanmadan evvel süt içmekte hiç bir mahsur yok. Ama kansere yakalandığında insanlar aşırı miktarda sütlü gıdalar almamalı. -Ailesinde meme kanseri olmasa bile 7-8 kadından biri zaten bu hastalığa yakalanıyor. Meme kanserinden korunmak için ve herhangi bir şekilde memede fibrokist ya da başka kist varsa keten tohumunu eksik etmeyecek, soya yağı, E vitamini, selenyumunu alacak (doktora danışarak almalı) Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilaç almayacak. -Kolon kanserleri: Kabızlık kesinlikle çekmemeli. Bu tür hastalar havuç, ananastan büyük fayda görürler. Bu kişilere doğrudan meyva suyunu tavsiye etmiyorum. Direk meyvayı posalı tüketmeliler. Kırmızı etten kaçmalı, tuzlu ve bekletilmiş etler, sucuk, salam, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfooddan kaçmalı.-Normal pamuk kanserojendir. Ama doğal pamukta arpa buğday, fasulye, soya, mercimekleri çillendirsinler ve salatalarına katsınlar. Bu filizler kanserden korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. -Biberiye meme ve diğer kanser türlerinde çok büyük şifadır, depresyona da iyi gelir.Balkonunuza ekin, yaşını salatalarınıza atın, kurusunun da çayını yapın. Arnavut biberi çok şifalıdır. Karahindiba, kuzukulağı, tere gibi bir çok faydalı bitkiyi balkonlarda yetiştirebilirsiniz. -Keten tohumu tane olarak alıp, küçük bir kahve veya karabiber öğütücüsünde öğütüp her gün bir çorba kaşığı alınmalı. Ama her iki üç günde bir tazeleyin. Çok şifalı. meme ve kolon prostat kanserinde özellikle. İçinde önemli yağlar var. Ancak soya yağı ile keten tohumu meme kanserine yakalananlarda YASAK.-Zeytin başlı başına bir şifadır. Ama dikkat edin benzin veye yağ üreten fabrikalardan teneke alıyor ve içlerinde zeytinyağı yapıyorlar. Bu çok tehlikeli ve kanserojen. Belli bir markayı ya da bildiğiniz yerden alınız. Bunlara bir de boya katıyorlar. -Rahim ağzı kanserinden korunmanın başında havuç gelir. Kırmızı olan yiyecekler çok önemlidir. Kırmızı olan herşeyin rahim kanserinde çok büyük bir etkisi vardır. Dulavratotu, civanperçemi çayı miyom oluşmasını yavaşlatır. Her kadın yılda bir kez simir testi yaptırmalı. -Sakın sıcak ya da kaynar suyla ya da meyva susuyla veya susuz bir şekilde hap yutmaya kalkışmayın. Mutlaka suyla için. Çünkü bunlar yemek borusuna takılı kalıyor, bir süre sonra ülser meydana getiriyor. Kronik ülser de zamanla kanser meydana getiriyor. Bu basit bir uyarı ama binlerce insanın hayatını kurtarır.-Zerdaçal, Tanrı’nın bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı alabilmeliler. Bir tavuk çorbası yapıp içine koyup ailecek yesinler mesela. Bunu bir baharat olarak kabul etsinler. -Elma ve soğan da çok önemlidir. Mutlaka yenilmesi lazım.BU ÇALIŞMA DÜNYADA İLK Prof. Dr. Erkan Topuz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın öncülüğünde yeni bir uygulama yapmaya hazırlandıklarını ve bu uygulamanın dünyada bir ilk olduğunu belirtti. Özellik sigara içenleri akciğer kanseri konusunda uyarmaya yönelik olan ve sağlıklı beslenmeyi anlatan bir takım bilgiler elektronik bilboardlarla halka verilecek. Topuz, bu uygulamayı şöyle anlattı: "20 saniyede bir 1 insan akciğer kanserinden ölmeye başladı. Çeşitli yerlere konulacak bilboardlarla sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgiler verilecek ve her 20 saniyede bir 1 insanın öldüğü hatırlatılacak. İnsanlar 20 saniyede bir kafasını kaldırıp bakınca, bir kişinin daha eksildiğini görecek. Bu bilgiden sonra da herhalde kafasına dank edecek."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6263846283634257166?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6263846283634257166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/fox-tvdeki-dobra-dobra-programna-konuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6263846283634257166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6263846283634257166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/fox-tvdeki-dobra-dobra-programna-konuk.html' title='Fox TV’Deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine önemli açıklamalar yaptı.'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-4925790688353609252</id><published>2008-12-12T12:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:21:16.904-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Prof.Dr.Erkan Topuz'dan Kanserden Korunma Yolları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHtY5rJ4I/AAAAAAAAAGk/30Lj0SeOyGw/s1600-h/erkantopuz_fox_a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279001295824037762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHtY5rJ4I/AAAAAAAAAGk/30Lj0SeOyGw/s320/erkantopuz_fox_a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.&lt;br /&gt;Bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılar…&lt;br /&gt;“Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır” diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.Evde, sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşılmamalı&lt;br /&gt;Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler.&lt;br /&gt;Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)&lt;br /&gt;En tehlikeli yer: Halı&lt;br /&gt;Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle alıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.&lt;br /&gt;Deterjan kullanınca muhakkak eldiven giyilmeli&lt;br /&gt;Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünü, yani kanserojen!&lt;br /&gt;Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.&lt;br /&gt;Her türlü deterjandan kaçının!&lt;br /&gt;Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.&lt;br /&gt;Beyaz olan her türlü iç çamaşırı, yeni aldığında en az 2 kere kaynatılmalı!&lt;br /&gt;Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.Kanserle mücadele anne karnında başlar&lt;br /&gt;Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller… Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.&lt;br /&gt;-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, günde en azından 3-5 tane yenmeli!Her bir renkte bir şeyler var.&lt;br /&gt;Gebeler, haftada 2 kez kırmızı et yemeli!&lt;br /&gt;Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeykenvücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.&lt;br /&gt;-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeliZehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.&lt;br /&gt;Sebzeler, mevsiminde dondurulup saklanmalı!&lt;br /&gt;Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.Radyasyon; kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biri!&lt;br /&gt;Televizyondan çok uzak duralım.&lt;br /&gt;Çocuklara haftada 2 kez balık çorbasıAma içine zerdeçal koymak suretiyle…Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.&lt;br /&gt;Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli&lt;br /&gt;Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.&lt;br /&gt;Kızartma için en uygun yağ; kanola yağı&lt;br /&gt;Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.&lt;br /&gt;Çocuklar, fast food türü yiyecekleri 15 günde bir yemeliAma haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.&lt;br /&gt;Çocuklar meyve ve yoğurdu bol tüketmeli&lt;br /&gt;Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.&lt;br /&gt;-Çocukları, üç beyazdan; un, şeker ve tuzdan uzak tutmalı&lt;br /&gt;Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın.Çünkü tuz da kanserojendir.En faydalı gıdalardan birisi ceviz&lt;br /&gt;Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.&lt;br /&gt;Elma mutlaka yenilmeli!&lt;br /&gt;Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı&lt;br /&gt;Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.&lt;br /&gt;Dikkat; meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor!&lt;br /&gt;Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğu çöpe atılmalı&lt;br /&gt;İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.&lt;br /&gt;3 ayda bir su değiştirilmeli&lt;br /&gt;Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.&lt;br /&gt;Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey…&lt;br /&gt;Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demekTürk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.Meyve suyu, posasıyla tüketilmeli&lt;br /&gt;Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.&lt;br /&gt;-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyorÇok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.&lt;br /&gt;-Çocuklar, yeşil plastik sahalarda oynamamalıPlastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.&lt;br /&gt;Havuzlar iyi temizlenmeli&lt;br /&gt;Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine spor yerine kansere hazırlık yapıyorsunuz…&lt;br /&gt;Bütün beyazlatıcılardan kaçınılmalı&lt;br /&gt;Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.Shiitake,Maitake,Reishi MantarlarıBu mantarlar günümüzde kanserden korunmada ve kanser tedavisinde tamamlayıcı olarak gunumuzde oldukça fazla kullanılmaktadır.Bunlar kapsül olarak alınmalidır.Bunların çayının ve yemeğini yemenin bir anlamı ve faydası yoktur.Bu tip ürünler eczanelerden alınmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-4925790688353609252?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/4925790688353609252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profdrerkan-topuzdan-kanserden-korunma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4925790688353609252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4925790688353609252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profdrerkan-topuzdan-kanserden-korunma.html' title='Prof.Dr.Erkan Topuz&apos;dan Kanserden Korunma Yolları'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHtY5rJ4I/AAAAAAAAAGk/30Lj0SeOyGw/s72-c/erkantopuz_fox_a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-7391359829488402758</id><published>2008-12-12T12:17:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:19:19.772-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz : “Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır”.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHQvPqqTI/AAAAAAAAAGc/X50D7KM19jw/s1600-h/1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279000803605653810" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHQvPqqTI/AAAAAAAAAGc/X50D7KM19jw/s320/1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır” diyen Prof. Topuz, öyle şeyler söyledi ki; göz göre göre kanser oluyoruz…&lt;br /&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı…&lt;br /&gt;Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.&lt;br /&gt;Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. “Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır” diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.&lt;br /&gt;“Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye’de” diyen Topuz’un sarsıcı açıklamaları şöyle:&lt;br /&gt;-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)&lt;br /&gt;-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller… Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.&lt;br /&gt;-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.&lt;br /&gt;-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.&lt;br /&gt;-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.&lt;br /&gt;-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)&lt;br /&gt;-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.&lt;br /&gt;-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.&lt;br /&gt;-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.&lt;br /&gt;-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.&lt;br /&gt;-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.&lt;br /&gt;-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.&lt;br /&gt;-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.&lt;br /&gt;-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.&lt;br /&gt;-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.&lt;br /&gt;-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.&lt;br /&gt;-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.&lt;br /&gt;-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.&lt;br /&gt;-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.&lt;br /&gt;-Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.&lt;br /&gt;-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.&lt;br /&gt;-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.&lt;br /&gt;-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.&lt;br /&gt;-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.&lt;br /&gt;-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.&lt;br /&gt;-3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.&lt;br /&gt;-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey… Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.&lt;br /&gt;-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.&lt;br /&gt;-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.&lt;br /&gt;-Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.&lt;br /&gt;-Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.&lt;br /&gt;-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.&lt;br /&gt;KANSER DALGA DALGA GELİYOR&lt;br /&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: “Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer.”&lt;br /&gt;Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, “Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye’nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller” diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-7391359829488402758?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/7391359829488402758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-gerekleri-aklarsam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7391359829488402758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/7391359829488402758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-gerekleri-aklarsam.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz : “Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır”.'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULHQvPqqTI/AAAAAAAAAGc/X50D7KM19jw/s72-c/1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-6041977242769341025</id><published>2008-12-12T12:15:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:17:09.492-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz’dan İlaç gibi Besinler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGwPmpTnI/AAAAAAAAAGU/Za7XLU5uiWs/s1600-h/139596747.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279000245356285554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGwPmpTnI/AAAAAAAAAGU/Za7XLU5uiWs/s320/139596747.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanal Dde Müge Anlı nın sunduğu �Dobra Dobra� programına katılan İstanbul Üni. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz�dan kanserden korunma reçeteleri bu yazıda…&lt;br /&gt;Kolon kanserine deve dikeni sütü&lt;br /&gt;�Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye�de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. �&lt;br /&gt;Sucuk, salam ve sosisten sakının&lt;br /&gt;�Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.�&lt;br /&gt;Kanser olan süt içmesin&lt;br /&gt;�Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar. Hormonlu gıdalar almalılar. Doğum kontrol hapı da almalılar. �&lt;br /&gt;Doğum kontrol hapına dikkat!&lt;br /&gt;�Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır.�&lt;br /&gt;Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!&lt;br /&gt;�Yoğurdun üzerindeki yeşil su mideye zararlıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil… Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim. Ceviz çok faydalı, günde 4-5 acıbadem yenmeli. Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır 15 tane yerseniz diger tarafa gidersiniz. 3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz. Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur. Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın. Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine…&lt;br /&gt;Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için… Şile Ağva ve Kilyos�ta kendiniz toplayın böğürtlenleri. Kendisini yerseniz elledit asit var böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni bu mevsimde yani simdi alın toplayın, bunun şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla, kolon kanserine büyük şifadır.&lt;br /&gt;Kırmızı et olarak kuzu yiyin&lt;br /&gt;�Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle zavallı kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir. Niye kırmızı et zararlı diyoruz. bakın hayvanlar genellikle otluyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar o da doğrudan doğruya adalesine gidiyor Ayrıca biz bunlara growth factors yani büyüme hormonu veriyoruz. Bir de kırmızı etin öz yapısında kansorejen madde var. Zavallı kuzunun daha otlamadan gırtlağını kesiyoruz. Ne hormon veriyoruz ne bir şey�&lt;br /&gt;Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin&lt;br /&gt;�20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 kurtulur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda görülen meme kanseri; kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak lazım. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül�den 1 Ekim�e kadar domatesinizi salçanızı yapın. Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, oturun 400 liralık lahana yiyin. Lahana brokoli semizotu karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanları. 12 yaşında erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır. Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri enf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır. Haftada 1 kere yesinler.&lt;br /&gt;En faydalısı kanola yağı&lt;br /&gt;�Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygın Türkiye�ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz çocuklara. Kadınlara kansere yakalanmadan önce vermeliyiz ama kadın kansere yakalandıysa bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır. Kemoterapide trombosit düşürdüğü iddia edilir. Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak iki kupa içeceksiniz. Şöyle birleştiriyorum hastalarıma; bir yeşil çay iki böğürtlen yaprağı üç limon kabuğu dört ısırgan yaprağını karıştırın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-6041977242769341025?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/6041977242769341025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuzdan-ila-gibi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6041977242769341025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/6041977242769341025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuzdan-ila-gibi.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz’dan İlaç gibi Besinler'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGwPmpTnI/AAAAAAAAAGU/Za7XLU5uiWs/s72-c/139596747.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-4196713837837331105</id><published>2008-12-12T12:13:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:15:16.861-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Profosör Doktor Erkan Topuz’dan Saglıklı Beslenme Önerileri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGSVkQL1I/AAAAAAAAAGM/3Ahmr5TQeLc/s1600-h/243423.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278999731560787794" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 158px; CURSOR: hand; HEIGHT: 187px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGSVkQL1I/AAAAAAAAAGM/3Ahmr5TQeLc/s320/243423.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;15.Ulusal Kanser Kongresi Antalya’da yapıldıKanserde alternatif tedavi Antalya’da yapılan 15. Ulusal Kanser Kongresi’nin en önemli oturumlarından biri oldu. Oturuma katılan bilim adamları kansere karşı 16 bin bitkinin denendiğini bunların yüzde 16’sının kansere karşı etkinliğinin saptandığını açıkladılar.&lt;br /&gt;Günde 4-5 domates yenilmesi öneriliyorBilim adamlarına göre kansere karşı etkili olduğu bilinen en önemli sebzelerden biri domates.. Kongrede bir konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, domatesin sağlık için yararlı etkileriyle ilgili şunları söyledi: “Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyum genellikle prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde, mide kanserinde ve bunlar ispat edilmiştir. Bunun dışında sayabileceğimiz pekçok kanserlerde etkisi çok fazladır. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemesini tavsiye ederiz veyahut likopen dışardan hap olarak da alabilir.”MantarMantarları özellikle kanserden korunmada ve kanser tedavisi esnasında hastalarımıza ekstrelerini kullanmalarını oneriyoruz.Tıpta,özellikle tamamlayıcı tıpta kullanılan tıbbi mantarlar özellikle Maitake ,shiitake ve resihi yi hastalarımızın veya ailesinde kanser vakası olanların özellikle kullanmasını öneriyoruz.Maitake mantarını meme kanseri,beyin tümörleri,cilt kanseri,karaciğer kanserinde…Shiitake mantarını jinekolojik tümörler,prostat kanseri veya şikayetlerinde,özelliklede 50 yasından sonra tüm erkeklerin profilaktik olarak kullanmasını,bağırsak ve kolon kanseri,Reishi mantarını ise Akciğer kanserinde ve genel olarak profilaktik olarak kullanmalarını tavsiye ediyoruz.Bunları hem tüketerek hemde özünü almanzı tavsiye ediyoruz ama tıbbi olarak özünü yani kapsül olarak almalarını öneriyoruz.&lt;br /&gt;HavuçHavuç DNA hasarını önlüyor Domates kadar etkili bir başka sebze ise havuç. Içerdiği betakarotenlerle havuç DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Prof. Dr. Erkan Topuz, “Bu betakarotenler genellikle kırmızı daha çok olan mesela özellikle havuçta ve sayabileceğimiz pekçok bitkide ve sebzede, meyvelerde olan maddelerdir. Betakarotenler DNA hasarına mani olurlar, kansere karşı vücudun direncini artırırlar, immün sistemi uyarırlar” diyor.FlavonlarKanserde etkili olduğu bilinen bir başka bitkisel madde de flavonlar. Bitkilerde aşağı yukarı 4 bine yakın flavon tespit edilmiş. Bunlar içinde en zengin olanlarının kara üzüm olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.Erkan Topuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu flavonların en zengin olanların içlerinde genellikle kara üzüm, Kara üzümde 150 civarında flavon var, beyaz üzümde 30 civarında.”Selenyumun yararlarıMinarellerden selenium ise prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. “Yapılan randomize çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir” diyen Prof. Drd. Erkan Topuz şöyle konuşuyor: “Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.Ünite olarak da 200 ünite gibi en az miktarda alınması gereken bir, mineraldir.”C vitaminiMeyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. Prof. Dr. Erkan Topuz, C vitaminin yararlarıyla ilgili şunları söylüyor: “C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu Cvitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve immün sistemi uyardığı gösterilmiştir.”Omega 3’ün yararlarıÖzellikle Kuzey denizi balıklarında bol olarak bulunan omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;KANSERDEN KORUNMA YÖNTEMLERİProf. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak isteyen kişilere şu önerilerde bulunuyor:Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından evvel kanserden koruyucu sebze, meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse yüzde 33 ile yüzde 53 arasında korunabilir.Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60’a çıkıyor. Biz her gün brokoli, karnıbahar kıvırcık salata,maitake mantarını,shiitake mantarını, beyaz lahana, kabak ve domatesin bol bol tüketilmesini tavsiye ediyoruz.Biliyoruz ki şişmanlık en önemli kanser sebeplerinden bir tanesi. Özellikle kalın bağırsak kanserlerinde ve meme kanserlerinde şişmanlık bizim için en önemli kötü faktörlerden bir tanesidir. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesini, beyaz etin tüketilmesini zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesini öneriyoruz.Siyah üzümün bol bol tüketilmesinde yarar var. Çekirdeğini de atmadan tüketilmesini istiyoruz. Kabuğunda ve çekirdeğinde vesibretrol dediğimiz çok özel bir madde vardır, bu doğrudan doğruya kansere karşı vücudu korur.Yapılan araştırmalar, kekik, çörek otu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor.Bitkisel ilaçların kanserde ilaç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor. Bitkilerin yan etkileri olabiliyor ve kanser ilaçlarına karşı direnci artırıyor.Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.Deve dikeni (milk thistle)çiçeği ise karaciğer hastalıklarında yıllardır kullanılıyor. Bugün görüyoruz ki karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor.Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Ancak kökü yararlı. Amerikada kökü ilaç haline getirildi.Meyve suyunu ihmal etmeyin&lt;br /&gt;Özellikle ailesinde kanser hastalığı bulunanların düzenli bir hayat tarzı ve beslenme biçimiyle, bu hastalığı önleyebileceğine dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, şu tavsiyelerde bulunuyor:&lt;br /&gt;- Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, kara üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, maitake mantarı,kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber, keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarmısak kanserden koruyor.&lt;br /&gt;- Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze ve meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 53 arasında bu hastalıktan korunabiliyor. Bunlara ozellikle maitake mantarını almalarını profilaktik olarak öneriyoruz.&lt;br /&gt;- Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60””a çıkıyor. Bu yüzden her gün brokoli, karnabahar kıvırcık salata,shiitake mantarı,dandelion, beyaz lahana, kabak ve domates tüketin. Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyumun, prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde ve mide kanserindeki koruyucu etkisi ispatlandı. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemelerini tavsiye ediyoruz. Likopen dışardan hap olarak da alınabiliyor.&lt;br /&gt;- Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz , zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.&lt;br /&gt;Mineraller sağlık kaynağı&lt;br /&gt;- Omega 3: Özellikle Kuzey Denizi balıklarında bol olarak bulunan Omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak Omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli Omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;- Selenyum: Selenyum prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir” Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;- C vitamini: Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu C vitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve bağışıklık sistemi uyardığı gösterilmiştir.&lt;br /&gt;Havuç DNA hasarını önlüyor&lt;br /&gt;Havuç içerdiği “betakaroten” le, DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Betakarotenler kansere karşı vücudun direncini artırırlar. Siyah üzümün çekirdeğinde ve kabuğunda “Vesibretrol” adı verilen bir madde var. Bu madde vücudu kansere karşı doğrudan koruyor. Yapılan araştırmalar, kekik, çörekotu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor. Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var. Deve dikeni çiçeği karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor. Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Fakat sadece kökü yararlı.Nettle olarak geciyor kokunun adı. Bitkisel ilâçların ilâç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor.&lt;br /&gt;Haber kaynağı :NTV HABER&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-4196713837837331105?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/4196713837837331105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profosr-doktor-erkan-topuzdan-saglkl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4196713837837331105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4196713837837331105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/profosr-doktor-erkan-topuzdan-saglkl.html' title='Profosör Doktor Erkan Topuz’dan Saglıklı Beslenme Önerileri'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULGSVkQL1I/AAAAAAAAAGM/3Ahmr5TQeLc/s72-c/243423.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-1199231880881247489</id><published>2008-12-12T12:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:13:26.426-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz’dan Uyarılar</title><content type='html'>Prof. Dr. Erkan Topuz, kadınların paralar döktüğü cilt bakım ürünlerinin gerçeklerini anlattı. Erkan Topuz’un temizlik ürünleriyle ilgili uyarılarını ve pamuklu giysilerle ilgili gerçekleri bu yazının devamında bulabilirsiniz. Mutlaka bakmalısınız!&lt;br /&gt;Kanal D’deki Dobra Dobra programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz’un kanserle ilgili uyarıları ekran başındakiler tarafından da ilgiyle izleniyor. Özellikle kadınların kullandıkları bir takım ürünlere de değinen Erkan Topuz’un çarpıcı açıklamaları herkesi şaşırttı.&lt;br /&gt;İşte Prof. Dr. Erkan Topuz’un kullandığımız şampuanlardan cilt bakım ürünlerine kadar bir çok temizlik ve bakım maddesiyle ilgili çok önemli açıklamaları:&lt;br /&gt;“-Dikkat ederseniz etrafımızda devamlı olarak kaşınan insanlar çok fazla. Bunun sebebi, doğrudan doğruya kullandığımız deterjanlardır. Bu deterjanların içindeki katkı maddeleri hem kanserojendir hem de alerjiktir.&lt;br /&gt;-Biz hastalarımıza saf sabun karışımı deterjanları kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye’de var.&lt;br /&gt;-Aldığınız bütün beyaz giysiler tehlike içeriyor. Pamuk yetiştirilirken içine inorganik maddeler atılır. Zaten pamuk çıktığı zaman hafif kanserojendir. Bir de bunu beyazlatmak için kanserojen madde kullanırlar. Bunları mutlaka çok iyi yıkayınız, yıkamadan giymeyiniz.&lt;br /&gt;-Kadınların kremlerinin içinde PP vitamini dediğimiz bephantol dediğimiz bir madde var. 300 bin liraya da 500 bin liraya da aldığınız o kremler 10 bin liraya aldığınız maddenin içine katılımından ibarettir. Ama bu diğer katılımlı maddelerin içine kattığınız zaman cilt gerginliği veya diğer hususlarda, cilt kanserinehazırlık yaparsınız. Şampuanlar, parlatıcılar ve diğerleri de aynı şekilde.&lt;br /&gt;-Bütün kremlerin anası, en ucuzu olan yani PP vitamini olanıdır. Biz kanserli hastalarda da kullanırız. Ciltleri kurur, nemlendiririz. Cilt kanserine karşı birebirdir. Güneşe çıktığınız zaman onu sürebilirsiniz. Bephantol solisyonu.&lt;br /&gt;-Zeytinyağlı sabun veya zeytinyağlı şampuanlar kullanmanız kanserojen etkisini önler.&lt;br /&gt;-Genellikle belli sürelerde E vitamini alınmalı. Zaten bunların içine E vitamini katılıyor. Eğer evde bir krem kullanıyorsanız içine E vitamini katınız. Ağızdan E vitamini ve selenyum alınız. Cildi korur.&lt;br /&gt;-Devedikeni sütü cildi korur, bromalein ananasın özüdür, cildi güzelleştirir. Issırgandan elde edilen maddeler veya ağızdan alınacak ıssırgan yaprakları cildi güzelleştirir.&lt;br /&gt;Prof.Dr.Erkan Topuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-1199231880881247489?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/1199231880881247489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuzdan-uyarlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/1199231880881247489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/1199231880881247489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuzdan-uyarlar.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz’dan Uyarılar'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-5998071774109579339</id><published>2008-12-12T12:10:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:11:47.593-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Erkan Topuz Hocadan Kanser Önerileri</title><content type='html'>Son günlerde Televizyonda çok önemli açıklamar yaparak birçok insanı televizyon başına kilitleyen Erken Topuz Meme kanserinin belirtilerini açıkladı.&lt;br /&gt;Uzman Erken Topuz Şöyle dedi:&lt;br /&gt;“Ailenizde meme kanseri yok ise her bayan 20 yaşından sonra banyoda memesini muayne etmelidir.&lt;br /&gt;Yapılan muaynede şişlikler çok fazla ise emar çektirilmelidir.&lt;br /&gt;Şayet memede hiç bir gariplik yoksa 30 yaşlarındaki tüm bayanlar doktora gidip meme kontrollerinden geçmelidirler.&lt;br /&gt;Gerek ultrasyonla yapılmalı gerekse monografi yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Monografinin 20 li yaşlardaki genç bayanlara zararı vardır.&lt;br /&gt;Bu bakımdan monografi yaşı 35 tir.&lt;br /&gt;35 yaşlarda ailede herhangi bir meme kanseri yok ise ve bayandada çıkmadıysa o zaman doktorunuz 2&lt;br /&gt;senede bir monıgrafi yapmalıdır.&lt;br /&gt;40 yaşınızdan sonra ise her ne kadat tartışmalı olsada monografi her sene yapılmalıdır.&lt;br /&gt;40 yaşlarından sonra olan monografiler dijital olmalıdır.&lt;br /&gt;Unutmayın bu şekilde yaparak erken teşhis etmiş oluyorsunuz.&lt;br /&gt;Meme kanserinde erken teşhis sayesinde azalmalar başladı..&lt;br /&gt;Sigara içmek meme kanserini artırıyor.&lt;br /&gt;Sigara içenler dikkatli olmalıdırlar.&lt;br /&gt;Sigara içen günde 2 paket ve 20 yıl tüketen bir birey %90 akciğer kanseridir.&lt;br /&gt;Sırıf bunun için Türkiye’de 2015 yılında 9 milyon kişi akciğer kanserinden ölceketir.&lt;br /&gt;Kendimizi ölüme atmayalım sigarayı lütfen bırakalım…&lt;br /&gt;Kolon kanseri,Pankreas kanseri ve sayabileceğim kanser çeşitlerinin hepsi Sigaradandır.&lt;br /&gt;Eskiden 30 saniyede bir birey akciğer kanserinden ölürken şimdi 20 saniyede bir kişi akciğer kanserinden ölüyor..&lt;br /&gt;Akciğer kanseri eskiden erkeklerde fazla görülürken şimdi bayanlarda % 5 iken %30 lara çıktı.&lt;br /&gt;Bunun tek nedeni sigara.&lt;br /&gt;Türkiyede erkekler bayanlardan daha bilinçli.&lt;br /&gt;Sık sık grip olan bireyler kendilerine çok dikkat etmelidirler.&lt;br /&gt;Ekinesye tüketsinler,C vitamini çok bol alsınlar.&lt;br /&gt;Kanser olayını en çok tetikleyenlerden bir tanesi strestir.&lt;br /&gt;Lütfen dünyaya hoş bakın etrafınıza hoş bakın!!!&lt;br /&gt;İnsanları sevin ve kanserden %30 uzak durun.&lt;br /&gt;Benim hastalarıma ilk dediğim her zaman şudur;&lt;br /&gt;Allah inancı,Doktora inanç,ve aile sevgisi.&lt;br /&gt;Böylelikle kanserden uzak durup onu yenebilirsiniz.Bunlar bilimsel yaklaşımlardır.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-5998071774109579339?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/5998071774109579339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuz-hocadan-kanser-nerileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/5998071774109579339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/5998071774109579339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/erkan-topuz-hocadan-kanser-nerileri.html' title='Erkan Topuz Hocadan Kanser Önerileri'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-3514194722791110273</id><published>2008-12-12T12:09:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:10:37.056-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><title type='text'>Kanser tedavisinde kemoterapinin önemi</title><content type='html'>Vücutta istenmeyen hücrelerin yok edilmesi veya kontrol altına alınması amaçı ile kullanılan ve kelime anlamı ‘ilaçla’ tedavi olan kemoterapiyi, görülme sıklığı giderek artan kanser nedeni ile sık sık duyar olduk.- Peki kemoterapi, uygulama yöntemleri, yan etkileri ve yan etkilerine karşı alınabilecek önlemler konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?&lt;br /&gt;Daha önceden kemoterapi almış kişilerden veya yakınlarından dinleyeceğiniz olaylar sizi olumsuz yönde etkileyebilir ve bilinmeyenler sizi korkutabilir. Ancak her insanın kendine özgü, farklı yapısı olduğunu ve kemoterapi sırasında görülebilecek yan etkilerin herkeste aynı şekilde olmayabileceğini veya hiç görülmeyebileceğini unutmayın.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİ NEDİR?Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara “antikanser” ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin amaçları farklılaşabilir. Kanseri tedavi etmek. Kanser hücrelerine ait izler tümüyle ortadan kalktığında kanser tedavi edilmiş sayılır.  Kanseri kontrol etmek. Genel olarak kanserin yayılımını önlemek ve büyümesini yavaşlatmak, kanserin kontrol altında tutulması olarak kabul edilir. Kanserin yol açtığı belirtileri gidermek. Bazı kemoterapi uygulamalarının temel amacı hastanın yaşam niteliğini yükseltebilmek için ağrı ve benzeri belirtileri ortadan kaldırmak ya da hafifletmektir.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?Normal hücrelerin gelişimi ve ölmesi kontrol altındaki bir süreçtir. Kanser ortaya çıktığında hasta hücrelerin büyüme, çoğalma ve ölümleri kontrolsüzleşir. Antikanser ilaçlar bu aşamada müdahale eder ve kanserli hücrelerin büyümesi ve çoğalmasını engeller. Bu ilaçlardan sağlıklı hücreler de etkilenebilir. Normalde de hızlı çoğalması gereken hücreler daha çok etkilenir. Ancak bu hücreler kendilerini tedavi sonrası yenileyebilir.Antikanser ilaçlar birlikte kullanıldıklarında tekbaşlarına olduğundan daha etkili olurlar. Buna kombinasyon tedavisi denir.Bazı durumlarda bedenin bağışıklık sistemini, kansere kaşı doğal direncini güçlendirmek için ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu tür tedaviye biyolojik tedavi ya da immunoterapi denmektedir. Burada kullanılan ilaçlar kanser hücrelerin tahrip edilmesini sağlayabildiği gibi bedenin tümöre vereceği yanıtın değişmesini de sağlayabilmektedir. Bu tedavi aynı zamanda kemoterapi tarafından tahrip edilen hücrelerin yenilenmesinde de katkı sağlayabilmektedir.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİ NERELERDE VERİLİR?Kemoterapi farklı bağlı olarak evde, doktorun muayene ortamında ya da hastanede verilebilir. Bu kararın verilmesinde kullanılan ilaç ya da ilaçlar, hastanın genel durumu, hastanın ve hekimin tercihleri etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİ HANGİ YOLLARLA VERİLİR?Kemoterapi ilaçlarının bedene verilmesi için farklı yollar bulunmaktadır, örneğin, damaryolundan, enjeksiyonla, ağızdan ya da cilt üstüne sürülerek gibi. Toplardamarlar yoluyla (intravenöz, IV). Kemoretapi çoğunlukla damaryolu verilmektedir. Damaryolu açmak amacıyla geliştirilmiş olan ince bir iğne kullanılmaktadır. Bu iğne ile kollarda dirsek içi bölgede ya da el üstündeki toplardamarlara (venlere) girilir. Bu sırada soğukluk hissi, yanma, ağrı, ciltte kızarıklık boluşması, şişme gibi şikayetlerin ortaya çıkması durumunda hemşire veya doktor haberdar edilmelidir. Damaryolundan ilaç aktarılması için kateterler, portlar ve pompalar gibi farklı biçimlerde farklı amaçlar için geliştirilmiş alet ve yöntemler kullanılabilmektedir. Ağız yoluyla (oral). Kemoterapide kullanılan ve kapsül, hap ya da sıvı biçimlerdeki ilaçlar, diğer ilaçlar gibi ağız yoluyla verilebilir. Enjeksiyon yoluyla. Bazı ilaçlar iğne ve şırınga kullanılarak bedene verilir. Kasiçi (intramuküler, IM)Ciltaltı (Subkutan, SC)Diğer bir yöntem de ilacın doğrudan kanserli dokuya enjekte edilmesidir. (Intralezyonel) Haricen, cilt üstüne (Topikal). İlaç cildin üzerine uygulanır.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİDE OLASI YAN ETKİLERKanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle çoğu antikanser ilaç bu tür özellik taşıyan hücrelerin tahrip edilmesi için geliştirilmiştir. Ancak bazı normal hücrelerde de benzer özellikler bulunmakta, bu hücreler de kanser tedavisinden doğrudan etkilenmektedir. Bu etkilenmeler yan etkileri de doğurmaktadır. Bunun iyi bilinen bir örneği saçlardır, hızlı büyüyen ve çoğalan saçlar kanser tedavisi sürecinde geçici olarak zayıflayabilmektedir.Önemli bir başka örnek de kemik iliği içinde gelişim gösteren kan hücreleridir.Bir başka örnek sindirim sistemindedir: Ağız-yemek borusu-mide-bağırsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden olumsuz yönde etkilenebilmektedir.Bazı kanser ilaçları kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Halsizlik-bitkinlik. En sık karşılaşılan yen etkidir. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir. Bulantı-kusma. Kemoterapi alacak hastaların en çok endişe ettiği yan etkiler arasında olan bulantı-kusma, yeni kuşak ilaçlar sayesinde hafiflemiştir. Güçlü bulantı önleyici ilaçlar da sorunun giderilmesine katkıda bulunmaktadır. Ağrı. Sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazan ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. Bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır. Saç kaybı (alopesi). Sık karşılaşılan bir yan etkidir. Ancak bütün ilaçlar saç kaybına yol açmaz.  Kansızlık (anemi). Kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açabilmektedir. Kansızlık belirtileri şunlar olabilir:Yorgunluk-bitkinlik hissiNefes darlığıÇarpıntı hissetmek Merkezi sinir sistemi (MSS) sorunları. Kemoterapi MSS’ni etkilemesi durumlarında bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açabilmektedir. Enfeksiyon. Kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. Bunun önemli bir nedeni de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların sayısındaki azalmadır. Pıhtılaşma sorunları. Kanser ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir işlevi olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, sonuç olarak da genel bir pıhtılaşma sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, herhangi bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir:Umulmadık kanmalarCilt altında küçük kırmızı noktacıklar oluşmasıİdrar renginde pembeleşme, kırmızılaşmaDışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesiDiş eti ya da burun kanamalarıBir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalarBaş ağrıları ve görmedeki değişikliklerKol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi Kabızlık.  Kas ve sinir etkilenmeleri. Bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üzerinde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir. Bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, özellikle el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, ayrıca çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi sıkıntılar gözlenebilmektedir. Cilt ve tırnak sorunları. Kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. İlaçlar tırnaklar üzerinde de kırılma ve renk değişiklikleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir. Böbrekler ve mesane ile ilişkili sorunlar. Bazı antikanser ilaçlar mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine yol açmaktadır. Hasta kemoterapi süresince bol su içmelidir. Bu ortaya çıkabilecek bazı sorunları önleyebilir. Gereğinde kemoterapi sürecinde böbrek işlevlerinin izlenmesine karar verilebilmektedir. Nezle benzeri belirtiler. Bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerdenezle benzeri, zaman zaman ateşin de bulunduğu bir tablo sergileyebilir. Bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir. Bedende sıvı hacminin artması. Kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. Hasta, özellikle el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir. Cinsel organlar üzerindeki etkiler. Kemoterapi bazan (her zaman değil) cinsel organları etkileyebilir.Erkeklerde: Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. Bu sorun geçici ya da kalıcı olabilir. Sertleşme ve bunu sürdürebilmede sorunlar yaşanabilir. Olası bir sorun da, kanser tedavisi döneminde spermin içinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır. Kadınlarda: Overlerin etkilenmesi durumunda, üretilen hormon miktarında değişiklikler olabilir. Bu da adet dönemlerini etkiler: Düzensizlikler olabileceği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilmektedir. İnfertilite (doğurganlık kaybı) ve menapoz görülebilir.&lt;br /&gt;KEMOTERAPİ SÜRECİNDE HASTA NELER HİSSEDER?Kemoterapi almakta olan hastaların çoğu kolay yorulabilen, ancak günlük aktivitelerinin büyük kısmını devam ettirebilen bir durumda hissetmektedir. Her kişi ve her tedavi birbirinden farklıdır, bu nedenle herkes için geçerli tek bir tablonun tanımlanması güçtür. Hastanın genel sağlık durumu, kanserinin türü, yeri, yaygınlığı, yol açtığı belirtiler, kullanılan ilaçlar gibi faktörler hastanın kendini nasıl hissedeceğini etkilemektedir.Bu dönemde hastaların yalnızca hastalıklarının belirti ve bulguları, ilaçların yan etkileri gibi tıbbi sorunlar ile değil, aynı zamanda kanser hastalığına ilişkin toplumda yerleşik önyargılar, yaşam-sağlık ve hastalık kavramlarının anlamları, sosyal destek sistemleri, sağlık ve sosyal güvence sistemleri, çalışma yaşamı ve geçim sorunları, yaykınları, özellikle de çocukları ile de ilgilendiği akılda tutulmalıdır.&lt;br /&gt;HASTA KEMOTERAPİYE NASIL HAZIRLANMALI?Tedaviye başlamadan önce hastanın bilmek isteyebileceği tüm konularda bilgilendirilmesi önemli olmaktadır. Kemoterapinin anlamı, nerede ve nasıl uygulanacağı, yan etkileri konusundaki belirsilikler mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bilgilendirme (aydınlatma) eksikliği sanıldığından daha olumsuz etki yaratmakta, hastanın tedaviye uyumunu etkilemektedir. Bilgilendirme bir defalık bir etkinlik değildir: Uygulamanın doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. Hekim eğer bu tür danışmanlık ve destek verme bakımından yeterli zaman ayıramayacak durumda ise, mutlaka kendisi dışında biri destek noktası sağlamalıdır.Bilgilendirme yalnızca hasta için değil, hasta yakınları, özellikle bakımda sorumluluğu bulunan kişiler için de elzemdir.Ayrıca hastanın sağlıklı gıdalarla iyi bir beslenme düzenine sahip olması önemlidir. Gereğinde hastanın beslenme uzmanları ile görüşmesi, birlikte hem ağız tadı bakımından doyurucu hem de kemoterapi sürecini olumlu etkileyebilecek nitelikte bir beslenme programı oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;Kaynak :ntvmsnbc&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-3514194722791110273?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/3514194722791110273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-tedavisinde-kemoterapinin-nemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3514194722791110273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/3514194722791110273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanser-tedavisinde-kemoterapinin-nemi.html' title='Kanser tedavisinde kemoterapinin önemi'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-2807993128386692256</id><published>2008-12-12T12:06:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:09:18.982-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Prof. Dr. Erkan Topuz zerdeçalın faydaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULE6EkAW5I/AAAAAAAAAGE/lVcCKUABlGY/s1600-h/tureric.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278998215167859602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 118px; CURSOR: hand; HEIGHT: 88px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULE6EkAW5I/AAAAAAAAAGE/lVcCKUABlGY/s320/tureric.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prof. Dr Erkan Topuz doğanın her hastalığın yanında şifasını da verdiğini söyledi.&lt;br /&gt;Prof. Dr Erkan Topuz zerdeçalın faydalarını şöyle açıkladı:&lt;br /&gt;* Zerdeçal en etkin ve yaygın kullanılan antioksidanlardan biridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zerdeçalın enfeksiyon etkisi : yapılan araştırmaların sonunda zerdeçalın lekotiren,prostoglandin,tümör,nekroze edici faktör ve interlokin-12 gibi iltihap oluşturan maddelerin ortaya çıkışını geciktirerek hafiflettiğini göstermiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zerdeçal solunum yollarına iyi gelir : antienflamatuar ve antioksidan etkileri ile üst solunum yolları,astım ,bronşit ve sinüzite çok iyi gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zerdeçal kansere iyi gelir : zerdeçalın aktif maddesi curcumin hem kanserin korunmasını sağlar hem de bazı kanserlerde tedavi edici olarak kullanılır.tümör hücrelerinin üremesini engeller ve toksik yan ürünlerini azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zerdeçal Alzheimer hastalığına iyi gelir :antioksidan ve antienflamatuar etkisi ile Alzheimer hastalığına gidişi engeller.ayrıca beta amiloit plakalarının gelişimini yavaşlattığını göstermiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zerdeçalın iyi geldiği diğer hastalıklar : Katarak oluşumu,karaciğer hastalıkları,felç gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etkisi vardır&lt;br /&gt;Prof. Dr. Erkan Topuz&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-2807993128386692256?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/2807993128386692256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-zerdealn-faydalar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/2807993128386692256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/2807993128386692256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/prof-dr-erkan-topuz-zerdealn-faydalar.html' title='Prof. Dr. Erkan Topuz zerdeçalın faydaları'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fuyQvx10j-w/SULE6EkAW5I/AAAAAAAAAGE/lVcCKUABlGY/s72-c/tureric.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8658011900348707649.post-4977376458330510667</id><published>2008-12-12T12:05:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T12:06:31.996-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkan topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkantopuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prof.dr.erkan topuz'/><title type='text'>Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp (Bilimsel Yaklaşım)</title><content type='html'>Prof. Dr. Erkan Topuz’un çıkardığı kitabı almanızı tavsiye ederizBilimsel tıpta gerçekleşen gelişmeler sonucunda, 1900’lü yılların başlarında ortalama 48 yıl olan insan ömrü günümüzde neredeyse iki katına yaklaştı. Özellikle son yıllarda, bilimsel tıbbın dışında kalan yaklaşımların popülaritesinde de gözle görülen bir artış fark edilmektedir. “Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi” olarak adlandırılan bu yaklaşımlar çoğu kez ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Oysa, “Tamamlayıcı Tedavi” geleneksel (bilimsel) tıbba destek amacıyla yapılan; “Alternatif Tedavi” ise, geleneksel tıp yerine yapılan kanıtlanmamış tedavilerdir. Günümüzde, hastalara şifa verdiği iddiasındaki çok sayıda ürün değişik yöntemlerle pazarlanmaktadır. Özellikle, “kanserden korunma”ya yönelik özellikler taşıyan birçok bitki, “tedavi edici” nitelikler içeriyormuş gibi sunulmaktadır. Bunların yanı sıra bilimsel niteliklere sahip olmayan pek çok klinik de, “kanser tedavi merkezleri” adı altında faaliyet göstermektedir. Bu ürünlerin ve merkezlerin güvenilirlikleri bilimsel olarak sorgulanmaktadır.İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü bünyesinde kurulan “Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Danışma Birimi” uzun yıllardır bu alanda araştırma yapan ve hizmet veren, ülkenin önde gelen kurumlarından biridir. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz bir ilke imza attığı bu önemli çalışmasıyla, “Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp” konusundaki birikimini, hekimler, hastalar ve okurlarıyla paylaşıyor. &lt;br /&gt;daha detaylı bilgiler için adres : &lt;a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1147"&gt;http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1147 &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8658011900348707649-4977376458330510667?l=erkantopuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erkantopuz.blogspot.com/feeds/4977376458330510667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanserde-alternatif-ve-tamamlayc-tp.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4977376458330510667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8658011900348707649/posts/default/4977376458330510667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erkantopuz.blogspot.com/2008/12/kanserde-alternatif-ve-tamamlayc-tp.html' title='Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp (Bilimsel Yaklaşım)'/><author><name>erkan topuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08372213024426677263</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://bp0.blogger.com/_fuyQvx10j-w/SCmDKETV6GI/AAAAAAAAAA8/HYIqWOX-AVI/S220/169599.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
